1.BÖLÜM: 03.17
Lara'nın on sekizinci yaş günü, evin daha kapısından girildiği anda belli oluyordu. Salonun tavanına asılmış küçük ışıklar tavandan yere doğru sarkıyor, duvarlarda altın rengi balonlar ve ince kurdeleler hareket ediyordu. Masanın ortasında üzerinde büyükçe 18 rakamları bulunan pasta duruyor, etrafındaki mumların ışığı kristal bardakların kenarlarında titrek yansımalar oluşturuyordu. Lara kalabalığın arasında ilerlerken üzerinde toz pembe elbisesi vardı. Elbisenin kumaşı her adımında hafifçe hareket ediyor, beline kadar inen simsiyah saçları omuzlarının üzerinden sırtına dökülüyordu. Çivit mavisi gözleri, salondaki sıcak ışıkların altında olduğundan daha koyu görünüyordu. O gece herkes ona aynı şeyi söylüyordu: Artık on sekizindeydi. Çocuk değildi. Hayatının başka bir sayfası açılıyordu. Lara her duyduğunda gülümsüyordu ama içinde tarif edemediği küçük bir huzursuzluk vardı. Sanki bütün gece boyunca bir şeyi bekliyormuş gibiydi. Ne olduğunu bilmiyordu. Belki de yalnızca büyümenin verdiği garip histi. Müzik yükseldi, arkadaşları etrafını sardı, biri telefonunu çıkarıp fotoğraf çekmeye başladı. Masanın diğer tarafında yetişkinlerin getirdiği içecekler duruyordu; bardaklar birbirine değdikçe ince sesler çıkıyor, kahkahalar müziğin üzerine karışıyordu. Lara ise elindeki bardağı masaya bıraktı ve arkadaşlarının arasına döndü. O sırada salonun köşesindeki duvar saatine baktı. Akrep ve yelkovan gece yarısını biraz geçmişti. Bir anlığına saatin camında kendi yansımasını gördü. Sonra arkasında, koridorun karanlığında bir siluet varmış gibi oldu. Lara hızla döndü. Hiç kimse yoktu. Sadece bodrum katına inen kapı, diğerlerinden biraz daha karanlık görünüyordu.
Pastanın başına geçtiğinde bütün ışıklar kısa bir süreliğine kapatıldı. Salon karanlığa gömüldü ve yalnızca on sekiz mumun alevi kaldı. Lara'nın yüzü mumların titrek ışığında aydınlanırken arkadaşları geri saymaya başladı. On… dokuz… sekiz… Lara gülümsedi. Yedi… altı… beş… Bir an için aşağıdan bir ses geldi. Öyle hafifti ki kimse duymamış gibiydi. Lara'nın gülümsemesi kayboldu. Dört… üç… iki… Bir… Mumları üfledi. Salon alkışlarla ve kahkahalarla doldu. Işıklar yeniden yandı. Herkes Lara'ya sarılıyor, onu kutluyordu. Fakat Lara'nın gözleri istemsizce koridora kaydı. Bodrum kapısının önündeki karanlık biraz daha koyulaşmıştı. Birkaç saniye baktıktan sonra başını çevirdi. “Bugün korku filmi yok,” dedi kendi kendine, dudaklarının kenarında küçük bir gülümsemeyle. O sırada biri ona sarılıp fotoğraf çekilmek isteyince düşüncesi dağıldı. Gece yeniden normale döndü. Müzik yükseldi, insanlar dans etti, masadaki içeceklerden bardaklara dolduruldu, kahkahalar evin her köşesine yayıldı. Lara bir süre sonra kendini gerçekten rahatlamış hissediyordu. Hatta gece yarısı pastanın başında yaşadığı o tuhaf anı bile unutmuştu. Ta ki partinin sonlarına doğru, herkes başka bir odadayken, salonun içinden çok hafif bir ses duyana kadar. Tak. Lara başını kaldırdı. Kimse fark etmemişti. Birkaç saniye sonra yine geldi. Tak. Bu kez ses daha derinden, evin altından yükselmiş gibiydi. Lara'nın bakışları yavaşça bodrum kapısına kaydı. Kapı kapalıydı. Fakat kapının kolu bir anlığına aşağı doğru hareket etti. Lara'nın nefesi kesildi. Birkaç saniye sonra kapı yeniden hareketsiz kaldı. “Eski ev,” diye fısıldadı. “Sadece eski ev.” Kendini buna inandırmak için gülümsedi ve arkadaşlarının yanına döndü.
Gece bittiğinde evdeki kalabalığın yerini ağır bir sessizlik aldı. Son misafir de gittikten sonra Lara kapıyı kapatıp birkaç saniye olduğu yerde kaldı. Az önce kahkahalarla dolu olan ev şimdi sanki onu dinliyordu. Salonda yerde birkaç konfeti, masanın üzerinde yarım bırakılmış bardaklar ve pastadan düşmüş birkaç parça vardı. Lara ayakkabılarını çıkardı, saçlarını omzunun arkasına attı ve mutfağa doğru yürüdü. Koridorun önünden geçerken bodrum kapısına bakmamaya çalıştı. Fakat tam yanından geçerken içeriden uzun bir sürtünme sesi geldi. Lara durdu. Ses yeniden gelmedi. Birkaç saniye bekledi. Sonra omuzlarını silkip odasına çıktı. O gece yatağına uzandığında hâlâ doğum gününü düşünüyordu. Pastanın üzerindeki mumları, arkadaşlarının gülüşlerini, çekilen fotoğrafları… Gözlerini kapattığında ise zihninde yalnızca bodrum kapısı vardı. Ne kadar düşünmemeye çalışsa da o kapının görüntüsü gitmiyordu. Sonunda yorgunluk ağır bastı. Lara uykuya daldı. Fakat uykusunun içinde kendisini aynı koridorda gördü. Ev sessizdi. Çok sessiz. Çıplak ayaklarının altında zeminin soğuğunu hissediyordu. Önünde bodrum kapısı vardı. Kapının arkasından bir şey üç kez vurdu. Tak. Tak. Tak. Lara geri çekilmek istedi ama ayakları hareket etmedi. Sonra kapının altından ince bir gölge süzüldü. Lara'nın boğazından bir çığlık çıkacakken gözlerini açtı. Karanlık odasında doğruldu. Birkaç saniye boyunca nerede olduğunu anlayamadı. Kalbi hızlı atıyordu. Elini komodinin üzerindeki telefona uzattı. Ekranı açtı. 03.17. Lara kaşlarını çattı. Saatin neden bu kadar tanıdık geldiğini anlayamadı. Sonra aşağıdan bir ses geldi. Tak. Lara'nın yüzündeki ifade değişti. Bir süre nefes almadan dinledi. Tak… tak… Bu kez ses rüyasındakiyle aynıydı.
Lara yorganı üzerinden çekip yatağından kalktı. Koridora çıktığında evin içindeki hava değişmişti. Salondaki doğum günü süsleri hâlâ yerindeydi ama karanlıkta başka bir şeye benziyorlardı. Altın renkli balonların gölgeleri duvara vuruyor, tavandaki kurdeleler sanki hareket ediyormuş gibi görünüyordu. Lara birkaç adım attı. Bodrum kapısının önüne geldiğinde durdu. İçeriden hafif bir tıkırtı geliyordu. Bir şeyin tahtaya vurduğunu düşündü. Elini kapı koluna uzattı. Tam dokunacakken içeriden bir ses duyuldu. Bu kez ses bir insan sesine benziyordu. Çok uzaktan geliyordu. Lara ne söylediğini anlayamadı. Geri çekildi. Yatağına dönmek istedi. Birkaç adım attı. Sonra ses yeniden geldi. Bu kez daha yüksek. Lara'nın omuzları gerildi. Yatak odasına döndü, yatağın üzerine oturdu ve yorganı kendisine çekti. “Bakmayacağım,” diye fısıldadı. “Sabah bakarım.” Gözlerini kapattı. Bir dakika geçti. İki dakika. Beş dakika. Ses kesilmedi. Önce sürtünme sesi geldi. Sonra bir şeyin merdivenlerden yuvarlandığını düşündüren boğuk bir gürültü duyuldu. Ardından uzun bir sessizlik oldu. Lara dayanamadı. Yeniden kalktı. Bu kez telefonunun fenerini açtı ve bodrum kapısına doğru yürüdü. Merdivenlerin başına geldiğinde aşağıdan soğuk bir hava yükseldi. Lara kollarını kendine sardı. Telefonun ışığını aşağı tuttu. Basamaklar karanlığın içinde kayboluyordu. Birinci basamak… ikinci… üçüncü… Lara'nın nefesi hızlandı. Tam son basamağa yaklaşmıştı ki bodrumun içinden DANK! diye korkunç derecede sert bir ses yükseldi. Lara irkilerek geri çekildi. Telefonu elinden kaydı ve yere düştü. Ekranı hâlâ açıktı. Lara eğilip almak için uzandığı sırada göğsünün sıkıştığını hissetti. Bir anda nefesi daraldı. Elini boğazına götürdü. Sanki hava vardı ama ciğerlerine ulaşmıyordu. Gözleri yaşardı. Duvara tutunmaya çalıştı. Telefonun ekranına baktı. Rakamlar gözlerinin önünde titriyordu. 03.17. Lara'nın zihninde bir görüntü patladı. Aynı merdivenler. Aynı karanlık. Aynı saat. Fakat bu kez görüntü bir rüya gibi değildi. Fazlasıyla gerçekti. Tahta zeminin soğuğunu hissediyordu. Kapının sesini duyuyordu. Kendi nefesini duyuyordu. Sonra görüntü kayboldu. Lara dizlerinin üzerine çöktü ve derin bir nefes almayı başardı.
Sabah olduğunda Lara bodrumun önünde uyuyakaldığını hatırlamıyordu. Kendini yatağında buldu. Üzerinde aynı kıyafetler vardı. Telefonu komodinin üzerindeydi. Ekranında gece boyunca kaydedilmiş birkaç anlamsız ses kaydı bulunuyordu. Lara kayıtları açmaya cesaret edemedi. Yatağın kenarında oturup ellerine baktı. Parmakları hâlâ titriyordu. Sonra gece gördüğü şeyi hatırlamaya çalıştı. Bodrum… merdivenler… 03.17. Her şeyi bir kabus gibi değerlendirmek daha kolaydı. İnsanlar kabus görürdü. İnsanlar uykularında korkardı. İnsanlar uyandıklarında gördüklerini gerçek sanabilirdi. Lara kendisini buna inandırmaya çalıştı. Fakat yatağından kalkıp kapıya doğru yürürken koridorda bir şey gördü. Bodrum kapısının önünde, g
Yorumlar
- Mustafa Mete Bulut: @kurtaleyna kimse için hiç alışır olmayacak geceler yaşayacağız daha
- aleyna: Bu gece hiç alışık olmadığı bir durumdu