2.BÖLÜM: 03.17 2.GECE
Lara gözlerini açtığında ilk gördüğü şey tavandı. Odanın karanlığına alışması birkaç saniye sürdü. Kalbi hızlı atıyordu ve nedenini bilmiyordu. Elini göğsünün üzerine koydu. Derin bir nefes aldı. Sonra başucundaki telefona uzandı. Ekran aydınlandığında gözleri rakamlara takıldı. 03.17. Lara'nın parmakları telefonun üzerinde dondu. Dün gece de aynı saatte uyanmıştı. Aynı soğukluk, aynı huzursuzluk, aynı açıklayamadığı korku… Birkaç saniye boyunca yatağından kalkmadan bekledi. Sonra banyodan gelen hafif bir ses duydu. Tık. Sessizlik. Tık. Bu kez ses daha netti. Lara yatağından kalktı. Koridora çıktığında evin içindeki hava ağırlaşmış gibiydi. Banyoya yaklaştıkça aynadan yansıyan soluk ışığı gördü. Kapıyı araladı. İçeride kimse yoktu. Fakat aynanın yüzeyi tamamen buğulanmıştı. Lara elini kaldırıp buğuyu silmek istediğinde aynanın derinliklerinde başka bir oda belirdi. Kendi banyosu kaybolmuş, yerini taş duvarlarla çevrili, karanlık bir odaya bırakmıştı.
Odanın ortasında uzun siyah bir giysi giymiş biri duruyordu. Yüzü gölgelerin altında kalmıştı. Etrafında yere çizilmiş karmaşık semboller, yarım daire şeklinde dizilmiş mumlar ve anlamını bilmediği işaretler vardı. Alevler aynı anda titriyor, duvarlardaki gölgeler birbirine karışıyordu. Büyücünün elinde uzun, eski görünümlü bir hançer vardı. Metal yüzeyindeki koyu lekeler Lara'nın içini ürpertti. Büyücü başını yavaşça kaldırdı. Lara, aynanın diğer tarafında olmasına rağmen onun kendisine baktığını hissetti. Dudakları hareket etti. İlk kelime neredeyse duyulmayacak kadar hafifti. “Lara…” Lara'nın gözleri büyüdü. Büyücü ismini yeniden söyledi. “Lara…” Sonra üçüncü kez. Her tekrarında mumların alevleri biraz daha yükseliyordu. Büyücü hançeri önündeki karanlık siluete doğru kaldırdı ve diğer elini yerdeki sembollerin üzerine uzattı. Odanın havası bir anda ağırlaştı. Alevler maviye çalan bir renkte titreşirken büyücünün sesi daha güçlü duyuldu: “Genetrix Umbra… Sanguis noster, carcer noster.” Sözler odanın taş duvarlarında yankılandı. Lara ne anlama geldiğini bilmiyordu ama duyduğu anda ensesinden aşağı soğuk bir ürperti indi. Sanki bu kelimeleri daha önce de duymuştu. Büyücünün önündeki siluet geriye doğru sendeledi. Büyücü hançeri havaya kaldırdı. Lara bir şeylerin olacağını anlayıp başını çevirmek istedi fakat gözlerini aynadan ayıramadı. Bir anda mumların hepsi söndü. Karanlığın içinde kısa ve sert bir hareket görüldü. Siluet yere yığıldı. Lara çığlık atmak için ağzını açtı ama sesi çıkmadı. Aynanın yüzeyi bir anda dalgalandı. Görüntü bulanıklaştı, taş oda kayboldu ve Lara yeniden kendi banyosunu gördü.
Lara birkaç adım geriye sendeledi. Nefesi hızlanmıştı. Ellerine baktı. Hiçbir şey yoktu. Aynaya baktı. Büyücü gitmişti. Banyoda yalnızca kendisi vardı. “Rüyaydı…” diye fısıldadı. “Yine rüya gördüm.” Tam arkasını dönüp odasına gitmek üzereyken aynanın üzerinde bir kelime belirdi. Sanki camın diğer tarafından biri parmağıyla yazıyordu. LARA. Lara dondu. Yazı birkaç saniye sonra yavaşça silindi. Aynanın yüzeyi yeniden tertemiz oldu. Lara gözlerini kırpıştırdı. Birkaç saniye önce gördüklerinin gerçekten yaşanıp yaşanmadığını anlamaya çalışırken başı dönmeye başladı. Sonra her şey karardı. Lara yere düşmedi. Sanki biri ışığı kapatmış gibi bütün dünya bir anda yok oldu.
Gözlerini yeniden açtığında ilk hissettiği şey soğukluktu. Sonra nefes almakta zorlandığını fark etti. Ellerini kaldırdı. Parmakları sert ve pürüzsüz bir yüzeye çarptı. Cam. Lara panikle başını çevirdi. Etrafı tamamen camla çevriliydi. Büyük, silindir biçimli bir fanusun içinde duruyordu. Dışarıyı görebiliyordu ama görüntüler bulanıktı. Tavandan gelen soluk bir ışık vardı. Lara cama iki eliyle vurdu. Dum! Dum! Dum! Ses içeride boğuk bir yankıya dönüştü. “Kimse var mı?” diye bağırdı. Cevap gelmedi. Sonra ayaklarının altında soğuk bir şey hissetti. Aşağı baktığında fanusun tabanından berrak suyun yükselmeye başladığını gördü. Önce ayak bileklerine ulaştı. Lara geri çekildi. Su birkaç saniye içinde dizlerine çıktı. Sonra beline. Lara cama daha sert vurmaya başladı. Nefesi hızlandı. “Yardım edin!” Sesi camın ardında kayboldu. Su göğsüne kadar yükseldi. Lara başını yukarı kaldırdı. Fanusun üst kısmında herhangi bir açıklık göremiyordu. Parmakları cama sürtünüyor, nefesi kesiliyordu. Su omuzlarına ulaştı. Lara kendisini yukarı doğru itmeye çalıştı ama su hızla yükseliyordu. Sonunda çenesi suyun altında kaldı. Lara paniğe kapıldı ve cama son bir kez bütün gücüyle vurdu.
Tam o anda suyun rengi değişmeye başladı.
Önce ayaklarının çevresinde çok hafif bir kızıllık belirdi. Lara aşağı baktı. Kırmızı renk suyun içinde ince bir duman gibi yayılıyordu. Birkaç saniye içinde bütün fanusun içine dağıldı. Şeffaf su artık koyu, kan kırmızısı bir renge dönüşüyordu. Lara'nın gözleri korkuyla açıldı. Yukarı çıkmaya çalıştı. Fakat kırmızı su yüzünü tamamen kapladı. Dışarıdaki ışık gittikçe uzaklaştı. Camın diğer tarafında bir hareket gördü. Lara başını çevirdi. Fanusun hemen dışında bir siluet duruyordu. Yüzü görünmüyordu. Yalnızca hareketsiz bir gölgeydi. Lara cama doğru elini uzattı.
Siluet kıpırdamadı.
Sonra fanusun dışındaki duvarda dijital bir saat yandı.
03.17.
Lara'nın gözleri o rakamlara kilitlendi.
Ve kırmızı suyun içinde, aynadaki o ses bir kez daha duyuldu:
“Lara…”
Yorumlar
- Mustafa Mete Bulut: laraaa😮
- Ceren Deniz: ya o su ne olacak şimdi düşen biri var mı