3.BÖLÜM: 03.17 3. Gün
Lara gözlerini açtığında ilk gördüğü şey tavandı.
Birkaç saniye boyunca kıpırdamadan öylece baktı.
Tavanın köşesindeki küçük çatlak, perde aralığından içeri sızan solgun ışık, duvarın dibindeki gölge...
Her şey yerli yerindeydi.
Ama Lara'nın içindeki bir şey, daha gözlerini açtığı ilk anda bunun doğru olmadığını söylüyordu.
Oda aynı odaydı.
Fakat sanki oda artık ona ait değildi.
Lara nefes almak istedi.
Aldı.
Bir kez.
Sonra bir kez daha.
Kalbi normalden hızlı atıyordu.
Başını çevirdi.
Komodinin üzerindeki saate baktı.
03.17.
Lara'nın gözleri büyüdü.
Bir süre saate bakmaya devam etti.
— Yine mi?..
Sesi kendi kulağına bile yabancı geldi.
Elini kaldırmak istedi.
Kaldıramadı.
Lara kaşlarını çattı.
Bir daha denedi.
Hiçbir şey.
Parmaklarını oynatmak istedi.
Vücudu ona ait değilmiş gibiydi.
Sanki görünmeyen bir ağırlık göğsüne bastırıyor, yatağın içine doğru çekiyordu.
Lara paniklemeye başladı.
— Hayır...
Gözlerini kapattı.
Uyan.
Kendine bunu söyledi.
Lara, uyan.
Gözlerini açtı.
Aynı oda.
Aynı tavan.
Aynı saat.
03.17.
Birden aklına korkunç bir düşünce geldi.
Ben uyanmadım.
Lara'nın nefesi kesildi.
Gözlerim açık ama uyanmadım.
Bu düşüncenin saçma olduğunu kendine kanıtlamaya çalıştı.
Ben buradayım.
Odayı görüyorum.
Saat orada.
Sesleri duyuyorum.
Ama zihninin başka bir köşesinden, kendisine ait olmayan bir ses cevap verdi.
Bunların hepsini rüyanda da görebilirsin.
Lara'nın gözleri tavana kilitlendi.
— Kim konuştu?
Cevap yoktu.
Bir süre sonra odanın içindeki sessizlik daha da ağırlaştı.
Sonra...
Tık.
Lara'nın gözleri yatağın ayak ucuna kaydı.
Hiçbir şey yoktu.
Tık.
Bu kez ses daha yakındı.
Lara'nın boğazı kurudu.
— Tamam...
Sesinin titremesini engellemeye çalıştı.
— Tamam, bu sadece rüya.
Kendi kendine konuşuyordu.
Bunu yaparken bile söylediklerine inanmıyordu.
Derken evin derinliklerinden bir ses yükseldi.
Uzun bir gıcırtı.
Ahşabın üzerinde ağır bir şey sürükleniyormuş gibiydi.
Lara'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
O sesi tanıyordu.
Bodrum katının kapısı.
Gıııııııııııırt...
Ses evin içinde dolaştı.
Sonra her şey sustu.
Lara yatağında doğruldu.
Bu kez bedeni hareket ediyordu.
Ayaklarını yere indirdi.
Zemin buz gibiydi.
Lara birkaç saniye boyunca yere baktı.
Sonra kapıya.
Koridorun karanlığı odasının içine kadar uzanıyordu.
— Sakın...
Kendi kendine fısıldadı.
— Sakın aşağı inme.
Ama koridorun sonundaki bodrum kapısına baktığında kapının aralık olduğunu gördü.
Lara'nın kalbi hızlandı.
Daha önce kapalıydı.
Bundan emindi.
Yavaşça yataktan kalktı.
Koridora çıktı.
Her adımında tahtalar hafifçe gıcırdıyordu.
Evin geri kalanı sessizdi.
Fazla sessiz.
Bodrum kapısının önüne geldiğinde durdu.
Kapının aralığından aşağıya baktı.
Karanlık.
Hiçbir şey görünmüyordu.
Sonra içeriden bir ses geldi.
— Lara...
Lara'nın bütün bedeni gerildi.
Bir adım geri çekildi.
— Kim var?
Sessizlik.
— Kim konuşuyor?
Cevap yoktu.
Lara birkaç saniye bekledi.
Tam arkasını dönüp odasına gidecekken aynı ses yeniden duyuldu.
Bu kez daha alçak.
Daha yakın.
— Yardım et Lara...
Lara'nın yüzündeki kan çekildi.
— Ne?
Ses kesildi.
Lara kapıya yaklaştı.
— Sen kimsin?
Karanlığın içinden hafif bir hışırtı geldi.
Sonra:
— Yardım et Lara.
Lara'nın eli ağzına gitti.
— Ha siktir...
Bir anda bodrumun içinden sert bir ses yükseldi.
GÜM!
Lara sıçradı.
Kapı birkaç santimetre daha açıldı.
Lara geriye çekildi.
Kaçabilirdi.
Yukarı çıkıp odasına dönebilirdi.
Ama o ses...
Sanki yardım isteyen biri gerçekten oradaydı.
Lara dudaklarını ısırdı.
— Birisi gerçekten içerideyse?
Birkaç saniye sonra merdivenlere baktı.
— Sadece bakacağım.
İlk basamağa ayağını koydu.
Ahşap hafifçe inledi.
İkinci basamak.
Üçüncü.
Dördüncü.
Aşağı indikçe yukarıdaki ışık küçüldü.
Lara arkasına baktı.
Koridorun ışığı artık küçük, solgun bir çizgi gibi görünüyordu.
Önünde ise yalnızca karanlık vardı.
Merdivenin son basamağına geldi.
Ayağını yere koydu.
Burnuna ağır, rutubetli bir koku geldi.
Lara yüzünü buruşturdu.
— İğrenç...
Telefonunun ışığını açtı.
Işık duvarlarda gezindi.
Eski kutular.
Toz.
Örümcek ağları.
Paslanmış metal parçaları.
Sonra ışık yere vurdu.
Lara bir anda durdu.
Bir fare leşi.
Biraz ileride birkaç hamam böceği vardı.
Lara geri çekildi.
— Allah kahretsin...
Midesi bulanmıştı.
Telefonunun ışığını başka tarafa çevirdi.
Odanın kapısını gördü.
Kapının önünde duran karanlık, bodrumun geri kalanından farklıydı.
Sanki ışık kapının önüne geldiğinde zayıflıyordu.
Lara yavaşça yaklaştı.
Kapının koluna uzandı.
Parmakları kolun üzerinde durdu.
İçeriden bir ses geldi.
— Lara...
Lara elini çekti.
— Yeter.
Ses kesildi.
— Kim olduğunu söyle.
Sessizlik.
Lara gözlerini kapattı.
Bir nefes aldı.
Sonra kapıyı açtı.
Gıcır...
Kapı ağır ağır açıldı.
Lara telefonunun ışığını içeri tuttu.
Oda neredeyse boştu.
Eski bir sandalye.
Duvara yaslanmış bir ayna.
Yerde birkaç kutu.
Başka hiçbir şey yoktu.
Lara kaşlarını çattı.
— Bütün bunlar nereden geliyor?
İçeri bir adım attı.
Ayakkabısının altında kuru bir şey çatladı.
Lara irkildi.
Telefonunu yere tuttu.
Bir böcek kabuğuydu.
— Of...
Başını kaldırdı.
Aynaya baktı.
Kendi yansımasını gördü.
Lara birkaç saniye boyunca aynaya baktı.
Sonra bir şey fark etti.
Kendisi nefes alıyordu.
Aynadaki Lara da nefes alıyordu.
Ama...
Bir saniye geç.
Lara başını hafifçe sağa çevirdi.
Aynadaki görüntü bir an sonra hareket etti.
Lara'nın kalbi duracak gibi oldu.
Tekrar denedi.
Başını sola çevirdi.
Aynadaki Lara yine gecikmeli hareket etti.
Lara fısıldadı:
— Hayır...
Aynadaki görüntü ona bakmaya devam etti.
Lara geri çekildi.
Aynadaki Lara geri çekilmedi.
Lara'nın nefesi kesildi.
— Sen...
Aynadaki kızın yüzünde çok hafif bir ifade oluştu.
Sanki gülümsüyordu.
Lara'nın arkasından bir nefes sesi geldi.
Hhhhhhh...
Lara olduğu yerde dondu.
Telefonunun ışığı titriyordu.
Arkasına dönmek istemedi.
Ama ensesinde soğukluğu hissedebiliyordu.
Bir şey hemen arkasındaydı.
Lara yavaşça başını çevirdi.
Varlık tam yüzünün önündeydi.
Lara çığlık attı.
Geriye doğru sendeledi.
Varlığın yüzü insana benziyordu ama hiçbir ayrıntısı tam olarak seçilmiyordu.
Sanki yüzünün üzerine siyah bir perde çekilmişti.
Lara'nın nefesi hızlandı.
— Sen nesin?
Varlık cevap vermedi.
Sadece başını eğdi.
Lara kapıya baktı.
Sonra varlığa.
Koştu.
Tam kapıya ulaştığında...
GÜM!
Kapı kapandı.
Lara kapı koluna asıldı.
— Açıl! Açıl şu lanet kapı!
Kol hareket etti.
Kapı açılmadı.
Lara tekrar denedi.
— Açıl!
Arkasında bir ayak sesi duyuldu.
Lara durdu.
Ayak sesi bir kez daha geldi.
Yaklaşıyordu.
Lara gözlerini kapattı.
— Tamam...
Sesi titriyordu.
— Tamam, sakin ol.
Arkasında bir nefes hissetti.
Varlık kulağının dibindeydi.
Lara döndüğünde yüzünü gördü.
Bu kez daha yakındı.
Lara'nın sırtı kapıya dayanmıştı.
Varlığın eli boynuna doğru uzandı.
Lara nefesini tuttu.
— Bırak beni!
Varlık onu korkutacak bir hareket yapmadı.
Sadece yaklaştı.
O kadar yaklaştı ki Lara onun yüzünde hiçbir insan ifadesi olmadığını fark etti.
Sonra fısıldadı:
— Neden geldin?
Lara'nın gözleri doldu.
— Sen çağırdın.
Varlık sustu.
— Yardım etmemi istedin.
Bir süre sonra varlık başını eğdi.
— Yardım...
Lara titredi.
— Evet.
Varlık yeniden konuştu.
— Yardım istiyorsun.
Lara şaşkınlıkla baktı.
— Ne?
— Ama neye yardım edeceğini bilmiyorsun.
Lara başını salladı.
— Lan şunu söylüyorum ben sana... Ben sana nasıl yardım edebilirim ki?
Varlığın yüzü Lara'ya biraz daha yaklaştı.
— Edemezsin.
Lara'nın yüzündeki ifade dondu.
— Neden?
Varlık fısıldadı:
— Çünkü her şeyin sorumlusu sensin.
Lara'nın gözleri büyüdü.
— Ne?
— Sen.
Bir anlık sessizlik.
— Ve ailen.
Lara başını iki yana salladı.
— Hayır.
— Hatırlamıyorsun.
— Ne yaptık biz?
Varlık cevap vermedi.
Lara kapıya tekrar saldırdı.
— Bırak beni!
Kapı bir anda açıldı.
Lara hiç düşünmeden dışarı fırladı.
Ama ayağı yere değmedi.
Zemin kayboldu.
Lara kendisini siyah bir bataklığın or