Keşfet

4.BÖLÜM: LANETLİ KAN & BÜYÜCÜ

03.17 YANSIYANLAR

Lara gözlerini açtığında odanın perdelerinden içeri süzülen güneş ışığı doğrudan yüzüne vuruyordu. Birkaç saniye boyunca tavana baktı. Sonra başını yavaşça sağ omzuna yatırıp komodinin üzerindeki saate gözlerini kıstı. Rakamlar netleşti.

08.00.

Lara derin bir nefes verdi.

Dudaklarının arasından hafif bir gülümseme kaçtı.

— Oh...

Elini alnından geçirip saçlarını geriye itti.

— Bugün rüya yok.

Bir an durdu.

— Kabus yok.

Söylediği kelimeler odanın içinde normal bir cümle gibi asılı kaldı. Lara birkaç saniye daha tavana baktı. Son iki gecenin görüntüleri zihninin bir köşesinde hâlâ canlıydı. Saatin 03.17'de takılı kalışı, bodrumdaki ses, yüzünü seçemediği varlık ve o siyah oda...

Lara başını iki yana salladı.

— Bitti.

Yatakta doğruldu.

— Hepsi bitti.

Ayaklarını yere bastığında soğuk parmak uçlarından yukarı doğru yayıldı. Lara ürperdi ama bunu önemsemedi. Telefonunu eline alıp saate baktı. Gerçekten de sabah olmuştu. Pencereden dışarı baktığında sokaktaki hayatı gördü. Bir araba geçti. Karşıdaki evin penceresinden bir perde çekildi. Uzakta bir kuş sesi duyuldu.

Gerçek dünya.

Lara dudaklarının kenarını kaldırdı.

— Bak işte...

Sanki kendisini ikna etmek ister gibi başını salladı.

— Normal bir sabah.

Banyoya girdi. Musluğu açtı. Soğuk su avuçlarına doldu. Yüzüne çarptığında gözlerini sımsıkı kapattı. Birkaç saniye öyle kaldıktan sonra aynaya baktı.

Kendi yüzü.

Uykulu gözler.

Dağılmış saçlar.

Solgun bir ten.

Lara aynaya biraz daha yaklaştı.

— Gayet normal.

Aynadaki görüntüsü de aynı şeyi yaptı.

Lara bir an durdu.

Dün geceki görüntü aklına geldi.

Aynadaki kendisinin hareketlerini gecikmeli yaptığını hatırladı.

Kaşlarını çattı.

Aynaya tekrar baktı.

Hiçbir şey yoktu.

— Saçmalama.

Yüzünü havluyla kuruladı ve banyodan çıktı.

Mutfağa geçti.

Perdeleri açtı.

Güneş mutfağın zeminine uzun bir dikdörtgen şeklinde düştü. Lara dolabı açıp yumurtaları çıkardı. Ardından domatesleri ve salatalıkları tezgâha koydu. Çayı hazırlamak için ocağın başına geçti.

Her şey normaldi.

O kadar normaldi ki Lara'nın omuzları gevşemeye başladı.

Çaydanlığı ocağın üzerine koyduğu sırada...

GÜM.

Lara'nın eli havada kaldı.

Başını yavaşça bodrum kapısına çevirdi.

Ses aşağıdan gelmişti.

Bir süre kıpırdamadı.

Çaydanlığın içindeki su hafifçe sallanıyordu.

Lara gözlerini kapattı.

Derin bir nefes aldı.

— Uyanığım.

Bunu fısıldadı.

Gözlerini açtı.

— Uyanığım.

Tezgâha iki elini birden koydu.

— Hiçbir sorun yok.

Bodrumdan ses gelmedi.

Lara birkaç saniye bekledi.

— Belki rüzgârdır.

Başını hafifçe sağa eğdi.

— Evet. Kesin rüzgâr.

Tam yumurtalara uzanmıştı ki bodrum tarafından çok hafif bir sürtünme sesi geldi.

Lara'nın parmakları havada kaldı.

Şşşrrr...

Lara dudaklarını birbirine bastırdı.

— Tamam...

Kaşlarını çattı.

— Bakmayacağım.

Bir saniye geçti.

İki saniye.

Üç.

Sonra merakı ağır bastı.

Bıçağı tezgâhın üzerine bıraktı.

— Sadece kapı açık mı diye bakacağım.

Bodrum kapısına doğru yürüdü.

Adımlarını yavaşlatmıştı.

Mutfakla kapı arasındaki mesafe normalden uzun geliyordu.

Kapının önünde durdu.

Elini kapının kenarına koydu.

Kapı kapalıydı.

Lara rahat bir nefes verdi.

— Gördün mü?

Başını hafifçe salladı.

— Hiçbir şey yok.

Tam arkasını dönecekti.

Sonra bir şey fark etti.

Kapının kolu aşağıdaydı.

Lara'nın yüzündeki ifade değişti.

Yavaşça kapıya döndü.

— Ben buna dokunmadım.

Parmaklarını kapı koluna götürdü.

Tam kavrayacağı sırada...

Bir güç kapıyı içeriden çekti.

Lara'nın bedeni öne doğru savruldu.

— AAAAA!

Elini kapı kolundan çekemeden kendisini bodrumun içine doğru itilmiş buldu.

Dizleri yere çarpmadan önce duvara tutundu.

Kapı arkasından açık kaldı.

Lara nefes nefese doğruldu.

— Ha siktir!

Gözleri karanlığa alışmaya çalışıyordu.

Telefonunu çıkardı.

Fenerini açtı.

Işık bodrumun duvarlarında gezindi.

Eski kutular.

Toz.

Örümcek ağları.

Bir sandalye.

Yerdeki boş kavanozlar.

Hiçbir şey.

Lara ışığı odanın köşelerine çevirdi.

— Kimse yok...

Sesi titriyordu.

Bir adım attı.

Sonra bir adım daha.

Geçen gece gördüğü odanın kapısına baktı.

Kapı açıktı.

Lara'nın kalbi hızlandı.

Ama bu kez içeride hiçbir şey yoktu.

Ne varlık.

Ne gölge.

Ne de ses.

Lara birkaç saniye boyunca kapıya baktı.

Sonra omuzları biraz gevşedi.

— Tamam.

Telefonunun ışığını kapıya tuttu.

— Demek gerçekten bir şey yok.

Kapıya doğru yürüdü.

Tam çıkacakken arkasından bir erkek sesi duyuldu.

Sakin.

Derin.

Ve çok yakından.

— Dur, Lara.

Lara'nın bütün bedeni taş kesildi.

Gözleri yavaşça kapıya kaydı.

Arkasını dönmedi.

— Rüyalardan kurtulmak istemiyor musun?

Lara'nın dudakları aralandı.

Bir süre konuşamadı.

Sonunda başını yavaşça çevirdi.

Kimse yoktu.

Bodrumun tamamını ışıkla taradı.

Boş.

Lara'nın alnında soğuk bir ter oluştu.

— Kim var?

Cevap yoktu.

Adamın sesi yine duyuldu.

— İstiyorsun.

Lara duvara yaslandı.

— Evet...

Sesi neredeyse duyulmayacak kadar alçaktı.

— Kurtulmak istiyorum.

— Kabuslardan?

Lara yutkundu.

— Evet.

— O zaman beni dinle.

Lara'nın gözleri bodrumun karanlığında gezindi.

— Neredesin?

Bir nefes sesi.

Lara'nın tam arkasından.

Lara irkilerek döndü.

Adam oradaydı.

Gerçekti.

Aynanın içinde değildi.

Bir gölge değildi.

Lara'nın birkaç adım arkasında, sessizce duruyordu.

Lara'nın gözleri büyüdü.

— Sen...

Adam ellerini yavaşça kaldırdı.

— Sakin ol.

Lara düşünmeden ona doğru hamle yaptı ve kendisini uzaklaştıracak bir tekmeyle araya mesafe koydu.

Adam geriye sendeledi.

— Tamam! Tamam!

Lara duvara yaslandı.

— Bana yaklaşma lan!

Adam iki elini havaya kaldırdı.

— Sana zarar vermeyeceğim.

— Sana inanmıyorum!

— İnanmak zorunda değilsin.

Adam birkaç saniye boyunca Lara'ya baktı.

— Ama beni dinlemen gerekiyor.

Lara nefes nefese kaldı.

Adamın yüzünde korkutucu bir sakinlik vardı.

Lara onun gözlerine baktığında, adamın kendisinden çok daha fazlasını bildiğini hissetti.

— Kabuslarımdan nasıl kurtulacağım?

Adam cevap vermeden önce başını hafifçe sağ omzuna yatırdı.

— Tek bir şartım var.

Lara'nın kaşları çatıldı.

— Neymiş?

— Benimle geleceksin.

— Nereye?

— Bunu orada öğreneceksin.

— Hayır.

— Yolda sana her şeyi anlatacağım.

Lara birkaç saniye sustu.

— Neden sana güveneyim?

Adam gözlerini Lara'dan ayırmadı.

— Güvenme.

Bu cevap Lara'nın beklediğinden farklıydı.

Adam devam etti.

— Sadece gerçeği öğrenmek istiyorsan benimle gel.

Lara yere baktı.

Sonra tekrar adama.

— Bir şey denersen...

— Denemeyeceğim.

Lara derin bir nefes aldı.

— Tamam.

Adam kapıya yöneldi.

Lara birkaç saniye yerinden kıpırdamadı.

Sonra onu takip etti.

Evden çıktıklarında güneş gözlerini kamaştırdı.

Lara birkaç kez gözlerini kırpıştırdı.

Az önce bulunduğu bodrumun karanlığıyla dışarıdaki aydınlık arasında korkunç bir fark vardı.

Adam yürümeye başladı.

Lara yanında ilerledi.

Bir süre ikisi de konuşmadı.

Sonunda Lara dayanamadı.

— Adın ne?

Adam ona bakmadan cevap verdi.

— Zamanı geldiğinde öğreneceksin.

Lara kaşlarını kaldırdı.

— Zamanı ne zaman gelecek?

Adam başını hafifçe çevirdi.

— Gittiğimiz yerde.

— Neresi orası?

— Her şeyi orada anlayacaksın.

Lara'nın yüzünde huzursuz bir ifade oluştu.

— Benden korkmamamı mı istiyorsun?

Adam durdu.

Lara da durdu.

Adam ona baktı.

— Senden korkmamı gerektirecek bir şey yapmadım.

Lara kısık bir sesle cevap verdi.

— Daha tanışalı beş dakika oldu.

Adamın yüzündeki ifade değişmedi.

— O zaman sana kendini tanıtayım.

Bir süre sessiz kaldı.

— Sen lanetli bir kansın, Lara.

Lara'nın kaşları çatıldı.

— Ne?

Adam yürümeye devam etti.

— Anneannen...

Bir adım.

— Onun anneannesi...

Bir adım daha.

— Ondan önce gelen kadınlar...

Lara'nın yüzündeki renk yavaş yavaş çekiliyordu.

— Hepsinin kanında aynı şey vardı.

— Ne?

Adam durdu.

— Lanet.

Lara gülmeye çalıştı.

Ama sesi çıkmadı.

Adam devam etti.

— Sizin soyunuzdaki kadınlar bu dünyaya normal gelmedi.

Lara'nın kaşları çatıldı.

— Ne saçmalıyorsun?

— Lanet nesilden nesile aktarıldı.

Lara başını iki yana salladı.

— Hayır.

— Senin gördüğün rüyalar...

Adam Lara'ya döndü.

—