AİLE(M)
Hayat "bazen"le başlamak istiyorum; günler, aylar, yıllar, belki de asırlar... Hayat zaman demek değil, hayat yaşam demek değil bence; hayat aile demek. Bir insanın ailesi varsa hayatı vardır. Ben Akay, böyle bildim, böyle yaşayacağım. Babam vefat ettiğinde çok ağlamıştım. Annemle anneannemlere geldiğimizde hiçbirine de benzemediğimin farkındaydım ama hep şuna inandım: "İnsan yedi göbek ötesine çeker" denen o laf insanı öyle bir yanıltıyor ki, gerçekleri öyle bir saklıyor ki... Ben şu an o gerçeklerin çıktığı yerdeydim. Ben, Akay Adelaide Mayer... Aslında böyle biri yoktu, böyle biri hiç doğmamıştı. Ben gerçekte kimdim? Benden kimliğimi, ailemi çalmışlardı. Canım yanıyor muydu? Hayır, benim kalbim artık taşlaşmıştı. Benim bundan sonra tek güvencem Rabbimdi, benim tek umudum dualarımdı.
Karşımdaki kadın merakla test sonuçlarını bekliyordu ve ben sanırım cevabı zaten biliyordum. Ben o kadının kızıydım, bunun farkındaydım. Doktor geldi ve:
— Sayın Baha Kara ve sayın Akay Adelaide Mayer hanımefendiden aldığım kan değerleri sonucu; Baha Kara ve Akay Adelaide Mayer %99.99 uyumludur. Yani siz, Baha Bey... Akay Hanım sizin kızınız.
Kenarda çökmüş ağlayan bir anne yüreği, ayakta gözleri dolan bir baba yüreği... Hem mutlulardı hem ciğerleri yanıyordu. Belki bir sınavdı bu ve bunu geçmeleri gerekiyordu, ödülleri de kızlarıydı. Önce öldü bildiler, mezarına çiçekler diktiler ya da dualar edip ağladılar, mezar taşıyla belki de sohbet ettiler. Hayat bu yüzden aileydi benim için. Ben, Akay... Bazen "keşke doğmasaydım" diyorum, bazen de "yaşamak çok güzel" diyorum anlamını bilmeden. Ben Akay, ailemi buldum ama aile diyebilecek miydim? Hayatımı buldum ama aile olabilecek miydik? Bunların hepsi bir soru olarak kalacaktı.
Ağlayan kadın yavaşça ayaklandı, sakince yanıma gelmeye başladı. Yarı yolda açtı kollarını. Ben ne yaptım? Sarılamadım bile. Yabancıydılar bir kere.
— Annem, kızım, melek kokulum, Allah'ım! Canım, cananım, sen ne büyüksün! Bana ölen evladımı verdin, bana canımdan can verdin, benim nefesimi verdin. Teşekkürler, duydun beni, duydun annem, güzelim!
Geri çekildi, yüzüme baktı, saçlarımı düzeltip tekrar sarıldı:
— Ben inanmadım ki... Tamam, gittim mezarına ama inanamadım. Yalvardım taşına ama inanmadım. Bir gün önce kollarımdaydın melek kokulum, özür dilerim. Annen bulamadı seni, koruyamadı, bilemedi. Çok özür dilerim, affet beni ne olur!
Hayat buydu işte. Bir annenin evladına kavuştuğu o ilk gün, ilk kokusunu kokladığı an, evladının gözlerini ilk açtığı an... Hayat bir döngüydü ve bu döngü ailelerden oluşurdu, çocuklardan...
(DNA test sonucunun nasıl yazıldığını araştırmak istemedim ve kendi aklımdan hallettim. Bölüm kısa oldu kusura bakmayın lütfen.Bölüm ailesiz ve evlatsız büyüyen herkese gelsin.)