DNA TESTİ
David kucağındaki bebeğe baktı; her şeyden habersiz uyuyordu. David eğilip yanağını öptü ve, "Artık benim kızımsın, seni en iyi şekilde yetiştireceğim," dedi. Ne mi yapmıştı? Bir aileye bebeklerini öldü gösterip, sırf karısının çocuğu olmuyor diye bebeği kaçırmıştı. Kendisi Albay David Mayer'di; daha iki saat önce annesinin kollarında olan bebeği almıştı. Yani bebeğin hem hayatı hem de kökleri değişmişti.
(Şimdiki Zaman)
Akay arabada kendisine bakan öğretmeni düşünüyordu. Neden bilmiyordu lakin o adamın yanında iyi hissetmişti. Öğretmenin güvenliğinden emin olduktan sonra onu bırakmışlardı ve Akay da karargaha geri dönmüştü. Tabii kapıdan girer girmez çarpıştığı savcı da bunun cabasıydı, iki saat laf etmişti. Akay da çareyi kaçmakta bulmuştu, çekemezdi valla. Albayın yanına gittiğinde ise albay ona, "İzinlisin," demişti, hem de bir hafta. Ne mi yapacaktı? Bunca zamandır kaldığı lojmandan çıkıp kendine yeni bir ev tutacaktı. Şöyle tatlı, küçük, güneş alan bir ev... Lojmandaki ev de güzeldi fakat insan belli bir süre sonra o evden sıkılıyordu; hani eşyalar değişmese bile duvarlar, ışık değişsin istiyordu. Bugün tam beş eve bakmıştı bile; ikisi güneş almıyordu, biri çok büyüktü, biri de yamuktu (baya baya mutfak ve salonun ortasına duvar dikmişlerdi, o da yamuk duruyordu). En sonunda istediği evi de bulmuştu zaten; mutfakla salon Amerikan tarzıydı, iki banyo iki lavabo vardı (birisi odasındaydı, diğeri de misafirler için), bir misafir odası ve bir de depo tarzı bir oda bulunuyordu. Oraya full kitap yapacaktı; sanki kitap okurken kendini o dünyada buluyordu, birkaç saatliğine de olsa kendi dünyasını, acılarını unutuyordu. Bu yüzden kocaman bir kütüphane yapacaktı burayı. Her şey halloldu, o da lojmana geçti. Ev bakacağım derken saat akşam dokuz olmuştu, duş alıp uyuyacaktı, yarın da eşya bakardı. Akay gözlerini kapattı, lakin kapatır kapatmaz gelen bildirimle geri açtı gözlerini. Telefonu aldı ve ekrana baktı. Tabii bakmasıyla dünyası yıkıldı:
"Sayın Akay Mayer, hastanemizde olan yıllar önceki bir durum sonucu sizi hastaneye bekliyoruz, DNA testi yapılacaktır."
Ne demekti bu şimdi? Ne DNA testi, neden, ne oluyordu?
Akay o gece uyuyamadı. Sabah da erkenden uyanıp hastaneye gitti. Durum şuydu: Yıllar önce bir aileye "öldü" denilen bebek olma ihtimali vardı (kurgularda gayet de oluyor, merak etme).
Şimdi ise karşısında tamamen kendisine benzeyen bir kadın, yanında kocası olduğunu sandığı bir adam ve... O öğretmen vardı. Evet, evet, Kuzey öğretmen!
Gelen doktorla ayaklandı Akay ve, "Her şeyi doğru düzgün açıklayın yoksa elimden bir kaza çıkacak! Ne demek 'öldü' denilen kişi benim? Ne demek bu, nasıl bir hastane burası? Biz buraya canımızı emanet ediyoruz, siz de öldürüyor musunuz?" Karşısındaki kadının sinirle söyledikleriyle doktor yutkundu; ne diyeceğini o da bilemiyordu ki...
Yorumlar
- Ece: sonunda bir gerçek ailem kurgusu buldum sonundaaa