Keşfet

🏙️ BÖLÜM 2 – YASAK TOPRAKLARIN BEDELİ

AETHELGARD: İLK ARIZA

🏙️ BÖLÜM 2 – YASAK TOPRAKLARIN BEDELİ

İnsan dünyasına geldiklerinden beri ekip pazar yerinde dolaşıyordu.

Kalabalık her zamanki gibi yoğundu. İnsanlar tezgâhların arasında birbirlerine çarpa çarpa ilerliyor, satıcılar müşterilerin dikkatini çekmek için seslerini yükseltiyordu.

Leoniss ise grubun biraz gerisinde yürüyordu.

Üzerindeki sade pelerin sayesinde dikkat çekmiyordu. Zaten dikkat çekmek gibi bir niyeti de yoktu.

Bir süredir ekibin ne yaptığıyla ilgilenmiyordu.

Etrafına bakıyordu.

Buradaki her şey Aethelgard'dan farklıydı.

Binalar eskiydi.

Sokaklar tozluydu.

İnsanların kıyafetleri birbirinden farklıydı.

Ama Leoniss bütün bunları garip bir şekilde seviyordu.

Bir ara ekip liderinin eski bir saatin başında durduğunu gördü.

Adam saati incelerken Leoniss biraz daha geride kaldı.

Sonra kalabalığın arasından yavaşça başka bir sokağa geçti.

Sadece biraz yürümek istiyordu.

Sokağa girdiğinde pazarın sesi azaldı.

Bir evin önünden geçerken kızarmış ekmek kokusu geldi.

Leoniss istemsizce yavaşladı.

Ardından yağmurdan ıslanmış toprağın kokusunu aldı.

Bu koku Aethelgard'da yoktu.

Orada her şey temizlenir, filtrelenir ve kontrol altında tutulurdu.

Buradaysa her şey biraz dağınıktı.

Ama Leoniss bundan rahatsız olmadı.

Tam tersine, ilk kez bir şeylerin olduğu gibi kalmasına şaşırıyordu.

Biraz ilerlediğinde küçük bir kızın ağladığını gördü.

Kızın dizi yaralanmıştı.

Yanındaki kadın hemen çömeldi.

“Dur bakalım. Çok acıyor mu?”

Kız başını salladı.

Kadın kızının dizine hafifçe üfledi.

“Geçer. Birazdan geçer.”

Kızın gözleri hâlâ doluydu ama annesine sarıldı.

Leoniss birkaç saniye onları izledi.

Aethelgard'da böyle bir şey görmemişti.

İnsanların birbirine bu kadar küçük bir şey için bile zaman ayırması ona garip geliyordu.

Bir yandan da hoşuna gitmişti.

Kendi kendine mırıldandı:

“Demek insanlar böyle davranıyor...”

Sonra yürümeye devam etti.

Sokağın sonunda genç bir adam gördü.

Elinde eski bir fotoğraf makinesi vardı. Makinenin arkasını açmış, küçük parçalarla uğraşıyordu.

Leoniss birkaç saniye onu izledi.

Adam başını kaldırıp onu fark etti.

“Bir şey mi oldu?”

Leoniss başını salladı.

“Hayır.”

Adam elindeki makineye baktı.

“Ben de bir şey olmadığını umuyorum.”

Leoniss istemeden gülümsedi.

“Bozuk mu?”

“Sanırım.”

“Tamir edebilir misin?”

“Deniyorum.”

Leoniss makineye biraz daha baktı.

“Eski.”

Adam güldü.

“Evet. Ama hâlâ çalışıyor.”

Leoniss cevap verecekti.

O anda gökyüzünde kısa bir mor ışık belirdi.

Sadece bir saniyeliğine.

Leoniss'in boynundaki zincir ısındı.

Yüzündeki ifade değişti.

Bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı.

“Sen iyi misin?” diye sordu genç adam.

Leoniss cevap veremeden ayaklarının altındaki zemin hareket etti.

Metal parçalar hızla birleşerek ayak bileklerini sardı.

Leoniss dengesini kaybetti.

“Ne oluyor?”

Kurtulmaya çalıştı ama metal kelepçe daha da sıkılaştı.

Kalabalıktaki birkaç kişi dönüp bakmaya başladı.

Sokağın karşı tarafındaki cam yüzeyden biri çıktı.

Cam Ustası.

Leoniss onu görünce başına gelecekleri anladı.

“Beni takip ediyordunuz.”

Adam cevap vermedi.

Leoniss'in kolunu tuttu.

“Görev alanından izinsiz ayrıldın.”

“Ben sadece biraz dolaşmak istedim.”

“Buna izin verilmedi.”

Leoniss'in gözü yeniden genç adama kaydı.

Adam hâlâ elindeki fotoğraf makinesini tutuyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Leoniss onunla kısa bir an göz göze geldi.

Sonra ekip onu oradan götürdü.

---

Aethelgard

Frekans gemisi Aethelgard'a döndüğünde Leoniss yol boyunca tek kelime etmedi.

Şehrin ışıkları yeniden göründüğünde onları izledi.

Daha önce bu manzarayı görünce içi rahat ederdi.

Bu kez aynı şeyi hissedemedi.

Gemi durduğunda doğrudan ailesinin evine götürüldü.

Kapı açıldığında babasını salonda gördü.

Babası onu bekliyordu.

Üzerindeki metalik parçalar ışığın altında parlıyordu. Yüzündeki ifade ise oldukça sertti.

“Bizi zor durumda bıraktın.”

Leoniss başını kaldırdı.

“Ben sadece dışarı çıktım.”

“İzinsiz çıktın.”

“Biraz yürümek istedim.”

Babası birkaç adım yaklaştı.

“Senin ne istediğin önemli değil. Sana verilen görevi yerine getirmek zorundaydın.”

Leoniss bir süre sustu.

Sonra sokakta gördüğü insanları düşündü.

“Onlarda bir şey gördüm.”

Babası kaşlarını çattı.

“Neymiş o?”

Leoniss hemen cevap vermedi.

“Bilmiyorum.”

Babası bekledi.

Leoniss sonunda konuştu.

“Birbirlerine yardım ediyorlar.”

Babası küçümseyerek baktı.

“Bunun için mi görevinden ayrıldın?”

“Hayır. Sadece merak ettim.”

Annesi de konuşmaya dahil oldu.

“Leoniss, aşağı dünyaya fazla ilgi göstermeye başladın.”

“Çünkü orayı hiç tanımıyorum.”

“Tanımana da gerek yok.”

Leoniss annesine baktı.

“Neden?”

Annesi cevap vermedi.

Leoniss birkaç saniye bekledi.

“Bana hiçbir şeyi anlatmıyorsunuz.”

Babası sertçe araya girdi.

“Yeter.”

Leoniss sustu.

“Odana git.”

“Baba—”

“Şimdi.”

Leoniss daha fazla konuşmadı.

Merdivenlerden çıkıp odasına gitti.

Tam kapıyı kapatacakken babasının sesi yeniden geldi.

“Aşağı dünyadan bir şey aldıysan teslim et.”

Leoniss bir an durdu.

Elini cebine attı.

Parmaklarının arasında küçük, kurumuş bir çiçek vardı.

Pazarda yerde bulmuştu.

Kimse görmeden cebine koymuştu.

Elini cebinden çıkardı.

“Hiçbir şey almadım.”

Kapıyı kapattı.

Yatağın kenarına oturdu.

Çiçeği avucunun içine aldı.

Üzerinde hâlâ biraz toprak vardı.

Bir süre sessizce baktı.

Sonra aklına sokak geldi.

Küçük kız...

Annesi...

Pazardaki insanların sesleri...

Ve eski fotoğraf makinesiyle uğraşan genç adam.

Adını hatırladı.

“Deniz...”

İlk kez bir insanın adını merak ederek düşünüyordu.

Pencereye doğru yürüdü.

Dışarıda Aethelgard yine ışıl ışıldı.

Kuleler, köprüler ve saraylar her zamanki gibi kusursuz görünüyordu.

Leoniss bir süre dışarı baktı.

Sonra cebindeki çiçeği tekrar çıkardı.

Aethelgard'da böyle bir şeyin ne işi olduğunu düşündü.

Ama yine de çöpe atmadı.

Çiçeği komodinin üzerine bıraktı.

O gece yatağına uzandığında gözlerini kapattı.

Uyumaya çalıştı.

Fakat aklına sürekli aynı sokak geliyordu.

Ve o sokakta gördüğü insanlar.

Leoniss ilk kez Aethelgard'ın dışında kalan hayatı gerçekten merak ediyordu.

Yorumlar

  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür canım