🏙️ BÖLÜM 4 – KIRIK ZİNCİRLER VE İLK EMANET
🏙️ BÖLÜM 4 – KIRIK ZİNCİRLER VE İLK EMANET
Aethelgard Limanı – Frekans Gemisi
Frekans gemisi limanda hazır bekliyordu.
Leoniss merdivenlerin önünde dururken soğuk rüzgâr yüzüne çarpıyordu.
Ailesi birkaç adım gerisindeydi.
Kimse fazla konuşmuyordu.
Leoniss gitmeden önce son kez onlara baktı.
Sonra gözleri annesinde durdu.
“Anne...”
Annesi başını kaldırdı.
Leoniss'in sesi bu kez daha kısıktı.
“Beni gerçekten gönderiyorsun.”
Annesi cevap vermedi.
“Bütün bunları sadece zaman krediniz düşmesin diye mi yapıyorsunuz?”
Annesinin yüzündeki ifade değişti.
Leoniss devam etti.
“Orada ne yapacağımı bile bilmiyorum.”
Annesi etrafına baktı.
Babası biraz ilerideydi. Muhafızlar da geminin yanında bekliyordu.
Sonra hızlı bir hareketle Leoniss'in elini tuttu.
Leoniss şaşırdı.
Annesi avucuna küçük bir şey bıraktı.
Leoniss elini açtığında küçük, eski bir yüzük gördü.
Demirden yapılmıştı.
Aethelgard'daki diğer eşyalar gibi parlamıyordu.
Üzerinde yalnızca silinmeye yüz tutmuş küçük bir sembol vardı.
“Bu ne?”
Annesi sesini iyice alçalttı.
“Bunu kimseye gösterme.”
Leoniss'in merakı arttı.
“Neden?”
“Çünkü Aethelgard'da bunu görürlerse senden alırlar.”
Leoniss yüzüğe baktı.
“Ne işe yarıyor?”
Annesi birkaç saniye düşündü.
“Eskiden insanların arasında kullanılan bir mühür.”
“Bir element mührü mü?”
“Hayır.”
Annesi başını iki yana salladı.
“Daha farklı.”
Leoniss yüzüğü avucunda çevirdi.
Annesi devam etti.
“Duygu Mührü denirdi.”
Leoniss kaşlarını çattı.
“Ne yapıyor?”
“İnsanların arasında seni daha az fark edilir hâle getiriyor.”
“Görünmez mi yapıyor?”
Annesi hafifçe başını salladı.
“Hayır. Sadece insanların dikkatini senden uzaklaştırıyor.”
Leoniss yüzüğe tekrar baktı.
“Nasıl?”
“Bunu ben de tam olarak bilmiyorum.”
Leoniss şaşkınlıkla annesine baktı.
“Sen bilmiyor musun?”
“Ben hiç kullanmadım.”
Annesi bir an durdu.
“Belki sende farklı çalışır.”
Leoniss daha fazla soru soramadan annesi yüzüğü onun parmağına geçirdi.
Yüzük ilk anda soğuktu.
Birkaç saniye sonra hafifçe ısındı.
Leoniss parmağına baktı.
“Bir şey oldu.”
“Biliyorum.”
Annesi elini çekti.
“Bunu sakla.”
Leoniss annesine baktı.
“Anne...”
Annesi geri çekildi.
Bu kez aralarında birkaç adımlık mesafe vardı.
Leoniss onun yüzüne baktı.
Az önceki konuşma sanki gizli kalması gereken bir şeymiş gibi hissettirmişti.
Tam o sırada abilerinden biri yanlarına geldi.
En büyük abisi Leoniss'in saçını karıştırdı.
Leoniss kaşlarını çattı.
“Yapma şunu.”
Abisi hafifçe güldü.
“Daha gitmeden başladın yine.”
Sonra sesi biraz ciddileşti.
“Sen hep biraz farklıydın.”
Leoniss ona baktı.
“Farklı mı?”
“Arızaydın.”
Leoniss gözlerini devirdi.
“Sağ ol.”
Abisi bu kez gülmedi.
“Ama bizim arızamızdın.”
Leoniss birkaç saniye sustu.
Abisi omzuna hafifçe vurdu.
“Orada başına bir iş açma.”
Leoniss başını salladı.
“Deneyeceğim.”
Küçük abisi de yanlarına geldi.
“Döndüğünde insanlarla ilgili anlattığın saçma hikâyeleri dinlemek zorunda kalacağım, öyle mi?”
Leoniss ilk kez hafifçe gülümsedi.
“İstersen hiç anlatmam.”
“Yok. Anlat.”
Küçük abisi omuz silkti.
“Merak ederim.”
Leoniss ona baktı.
Abisinin bunu söylemesini beklemiyordu.
Ama daha fazla konuşamadan babasının sesi duyuldu.
“Vakit kaybediyorsun.”
Leoniss arkasını döndü.
Babası birkaç metre ötede duruyordu.
Vücudunun bir kısmı gümüş metale dönüşmüştü.
Yüzündeki ifade yine aynıydı.
Soğuk ve mesafeli.
Leoniss bir süre ona baktı.
“Bana söylemek istediğin bir şey var mı?”
Babası cevap vermeden önce kısa bir süre sustu.
“Görevin belli.”
Leoniss bekledi.
Babası devam etti.
“Deniz'i bul.”
“Biliyorum.”
“O teknolojiyi de getir.”
Leoniss'in yüzündeki ifade değişti.
“Ya getirmezsem?”
Babası ona baktı.
“O zaman ailenin ne kaybedeceğini biliyorsun.”
Leoniss başını çevirdi.
Başka bir şey söylemedi.
Merdivenlere doğru yürüdü.
Geminin kapısında son kez arkasına baktı.
Annesi hâlâ oradaydı.
Abileri de.
Babası ise başka tarafa dönmüştü.
Leoniss gemiye bindi.
Kapılar kapandı.
Motorların sesi yükseldi.
Gemi yavaşça havalanırken Aethelgard'ın kuleleri aşağıda kaldı.
Leoniss pencerenin önüne geçti.
Şehir küçüldükçe ışıklar da uzaklaşmaya başladı.
Parmağındaki yüzüğe baktı.
Bir süre hiçbir şey olmadı.
Sonra yüzük hafifçe ısındı.
Leoniss şaşkınlıkla parmağını çekti.
“Ne yapıyorsun sen?”
Cevap yoktu.
Sadece üzerindeki eski sembol birkaç saniyeliğine hafifçe parladı.
Leoniss kaşlarını çattı.
Annesinin söylediklerini düşündü.
“Kalabalıkta fazla dikkat çekmek istemezsen bunu kullan.”
Ama nasıl kullanacağını hâlâ bilmiyordu.
---
Aşağı Dünya
Gemi birkaç saat sonra insan dünyasına ulaştı.
Leoniss pazar yerinin biraz dışında yere indi.
Etrafına baktı.
Aynı kalabalık...
Aynı sesler...
Aynı karmaşa.
Ama bu kez buraya sadece merak ettiği için gelmemişti.
Bir görevi vardı.
Deniz'i bulacaktı.
Kalabalığın arasına karışırken parmağındaki yüzük yeniden ısındı.
Leoniss bunu hissetti ama durmadı.
İnsanların arasından ilerledi.
Kimse ona dönüp bakmıyordu.
Belki de yüzük gerçekten işe yarıyordu.
Belki de insanlar onu görüyor ama birkaç saniye sonra unutuyordu.
Leoniss bunu anlamaya çalışırken kalabalığın içinde ilerlemeye devam etti.
Bir süre sonra arkasına baktı.
Kimse onu takip etmiyordu.
İlk kez yüzüğün gerçekten ne işe yaradığını merak etti.
Sonra Deniz'i düşündü.
Onu bulması gerekiyordu.
Ve bu kez onu bulduğunda ne yapacağını düşünmesi gerekecekti.