🏙️ BÖLÜM 5 – YABANCI BİR TENİN ALTINDA
🏙️ BÖLÜM 5 – YABANCI BİR TENİN ALTINDA
İnsan Dünyası – Deniz'in Antikacı Dükkânı
Frekans gemisi aşağı dünyaya yaklaşırken Leoniss camdan dışarı baktı.
Aethelgard artık çok uzakta kalmıştı.
Metal yapılar, parlak kuleler ve gökyüzünde asılı duran şehir yavaş yavaş gözden kayboluyordu. Aşağıda ise bambaşka bir dünya vardı.
Dağınık yollar, küçük binalar, kalabalık sokaklar...
Leoniss birkaç saniye sessizce izledi.
Sonra boynundaki kolye hafifçe titreşti.
Elini kolyenin üzerine götürdü.
Bir anda vücudunda garip bir sıcaklık hissetti. Parmakları değişti, saçları uzayıp koyulaştı. Yüz hatları da yavaş yavaş farklılaştı.
Birkaç saniye sonra aynadaki kişi artık Leoniss değildi.
Daha uzun boylu, koyu saçlı genç bir kadın ona bakıyordu.
Leoniss aynaya yaklaşıp yüzünü inceledi.
“Lora,” diye mırıldandı.
Bu ismi kullanması gerekiyordu.
Gemiden indikten sonra kalabalığın içine karıştı.
İnsanlar ona bakıyordu.
Bazıları birkaç saniye daha uzun baktıktan sonra yollarına devam ediyordu.
Leoniss buna hâlâ alışamamıştı.
Aethelgard'da insanların birbirlerini bu kadar açık şekilde incelemesi normal değildi. Herkesin görünüşü zaten sistem tarafından düzenleniyordu.
Burada ise insanlar birbirlerinden farklıydı.
Ve bunu saklamaya çalışmıyorlardı.
Yürürken parmağındaki yüzük bir anda ısındı.
Leoniss durup eline baktı.
Duygu Mührü...
Yüzük birkaç saniye sonra yeniden soğudu.
“Şimdi sırası mı?” diye fısıldadı.
Yürümeye devam etti.
Bir süre sonra küçük bir dükkânın önünde durdu.
Camın arkasında eski saatler, fotoğraf makineleri, metal parçalar ve ne işe yaradığı belli olmayan çeşitli eşyalar vardı.
Kapının üzerinde küçük bir tabela asılıydı:
DENİZ ANTİKACI
Leoniss birkaç saniye tabelaya baktı.
Sonra kapıyı açıp içeri girdi.
Kapının üzerindeki küçük zil çaldı.
Tezgâhın arkasındaki genç adam başını kaldırdı.
“Yardımcı olabilir miyim?”
Leoniss kısa bir an ne diyeceğini düşündü.
“Eski bir parça arıyorum.”
Deniz elindeki küçük vidayı masaya bıraktı.
“Ne parçası?”
“Bilmiyorum.”
Deniz kaşlarını hafifçe kaldırdı.
“Güzel başladık.”
Leoniss istemeden gülümsedi.
“Frekansla ilgili bir şey olabilir.”
Bu kez Deniz'in yüzündeki ifade değişti.
“Frekans mı?”
“Evet.”
“Kim gönderdi seni?”
“Bir müşteri.”
Deniz birkaç saniye ona baktı ama daha fazla soru sormadı.
“Tamam. Bakalım.”
Raflara doğru yürüdü.
Leoniss de arkasından gitti.
Deniz kutuları tek tek açarken Leoniss etrafa bakıyordu.
Bazı parçalar ona Aethelgard'ı hatırlatıyordu.
Özellikle küçük metal bir cihazın üzerinde gördüğü işaret dikkatini çekti.
Elini uzatacakken vazgeçti.
“Bunu nereden buldun?”
Deniz dönüp baktı.
“Onu mu?”
“Evet.”
“Bir depodan çıktı. Ne işe yaradığını hâlâ çözemedim.”
Leoniss şaşırdı.
“Bilmiyor musun?”
“Her şeyi bilmem gerekmiyor.”
Deniz omuz silkti.
“Bazen bir şeyin ne olduğunu bilmeden de saklayabiliyorsun.”
Leoniss birkaç saniye sustu.
Aethelgard'da böyle bir cevap duymazdı.
Orada bilmemek ayıp sayılırdı.
Burada ise Deniz bunu oldukça normal söylüyordu.
“İlginç,” dedi Leoniss.
Deniz ona baktı.
“Nesi?”
“Bir şeyi bilmediğini rahatça söylemen.”
Deniz hafifçe güldü.
“Bunda utanılacak ne var?”
Leoniss cevap vermedi.
Tam o sırada yüzüğü yeniden ısındı.
Elini hemen diğer eliyle kapattı.
Deniz bunu fark etti.
“Elin iyi mi?”
“İyi.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Deniz birkaç saniye daha baktı ama üstelemedi.
“Tamam.”
Dükkânda biraz daha kaldılar.
Leoniss, Deniz'in müşterilerle konuşmasını izledi.
Yaşlı bir adam eski bir saati tamir ettirmek için gelmişti. Deniz onu dikkatlice dinledi, saati aldı ve ne zaman hazır olacağını anlattı.
Leoniss sessizce izliyordu.
İnsanların birbirleriyle böyle konuşmasına alışık değildi.
Aethelgard'da herkes görevini yapar, sonra giderdi.
Burada ise insanlar birbirlerine zaman ayırıyordu.
Akşam olduğunda dükkân yavaş yav8aş boşaldı.
Deniz son eşyaları yerine koyarken Leoniss kapıya doğru yürüdü.
“Aradığın parçayı bulamadık.”
“Fark ettim.”
“Yarın yine bakmak istersen dükkândayım.”
Leoniss kapının önünde durdu.
“Belki gelirim.”
“Olur.”
Leoniss dışarı çıktı.
Kapı arkasından kapandı.
Bir süre kaldırımda yürüdü.
Sonra parmağındaki yüzük yeniden ısındı.
Leoniss durdu.
Başını çevirip dükkâna baktı.
Deniz onu tanımıyordu.
En azından şimdilik.
Ve Leoniss'in asıl görevi hâlâ aynıydı.
Deniz'in elindeki teknoloji parçasını bulmak.
Ama dükkândan çıkarken aklında kalan şey o parça değildi.
Deniz'in söylediği bir cümleydi:
“Her şeyi bilmem gerekmiyor.”
Leoniss yürümeye devam etti.
Bir süre sonra kendi kendine mırıldandı.
“Belki de değil.”
Sonra durdu.
Yarın tekrar gelip gelmeyeceğini bilmiyordu.
Ama bunu düşünürken yüzünde küçük bir gülümseme oluştuğunu fark etti.
Hemen ifadesini toparladı.
Görevi vardı.
Bunu unutmaması gerekiyordu.
Yorumlar
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok haklısın ya
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim canım içi
- Ceren Deniz: belki de denizin söylediklerini düşünmeli
- Aleyna Mengü: Neden gülümsemesini gizliyor ki