🏙️ BÖLÜM 6 – SESSİZLİĞİN AĞIRLIĞI
🏙️ BÖLÜM 6 – SESSİZLİĞİN AĞIRLIĞI
🏛️ Aethelgard – Leke Malikânesi
Leoniss gittikten sonra malikânede bir şey değişmişti.
Kimse bunu açıkça söylemiyordu.
Ama herkes farkındaydı.
Sabahları Akışkan Form seansları için aynı saatte toplanıyor, aynaların karşısında aynı hareketleri yapıyorlardı. Metal mühürler kontrol ediliyor, kıyafetler düzeltiliyor, herkes olması gerektiği gibi görünmeye çalışıyordu.
Yine de o sabah kimsenin dikkati yaptığı işte değildi.
Metal Efendisi, kolundaki gümüş mühürlerden birini temizliyordu.
Bezi birkaç kez aynı noktada gezdirdi.
Sonra durdu.
Gözleri salonun köşesine kaydı.
Orada eski bir vazo duruyordu.
Leoniss'in kaç kere çarpıp neredeyse devirdiği vazo.
Bu kez yerli yerindeydi.
Adam birkaç saniye vazoya baktıktan sonra başını çevirdi.
“Ne yapıyorsun?” diye sordu eşi.
“Hiç.”
“Beş dakikadır aynı yere bakıyorsun.”
Metal Efendisi cevap vermedi.
Çünkü söyleyecek bir şeyi yoktu.
Leoniss evdeyken her sabah bir şey mutlaka olurdu.
Bir eşya düşerdi.
Bir kapı hızlı kapanırdı.
Bir yerlerden onun sesi gelirdi.
Şimdi ise her şey yerli yerindeydi.
Fazlasıyla yerli yerinde.
---
Leoniss'in annesi kendi odasındaydı.
Aynanın karşısında oturuyordu.
Önünde onlarca yansıma vardı.
Ama hiçbirine uzun süre bakamıyordu.
Elini kaldırdı.
Aynadaki kadın da aynı hareketi yaptı.
Bir süre sonra elini indirdi.
Eskiden Leoniss odasına girdiğinde hemen konuşurdu.
“Anne, neden yine aynaya bakıyorsun?”
Sonra da annesinin hiç hoşlanmadığı bir şey söylerdi.
Bazen tartışırlardı.
Bazen Leoniss kapıyı sertçe kapatıp çıkardı.
Kadın o anlarda kızdığını düşünürdü.
Şimdi ise odasında kimse ona soru sormuyordu.
Aynadaki yansımasına tekrar baktı.
“Keşke biraz daha konuşsaydın,” diye fısıldadı.
Söz ağzından çıkar çıkmaz sustu.
Bunu kimse duymamıştı.
Duymasını da istemiyordu.
---
Antrenman sahasında iki kardeş karşı karşıya duruyordu.
Biri elindeki kül enerjisini kontrol etmeye çalışıyor, diğeri pas rengindeki mührünü kullanıyordu.
Bir süre sonra ikisi de durdu.
“Devam etsene,” dedi Kül Ustası.
“Canım istemiyor.”
“Senin hiç böyle bir huyun yoktu.”
Diğeri mührüne baktı.
“Ev sessiz.”
Kardeşi ona baktı.
“Evet.”
İkisi de sustu.
Sonunda küçük kardeş başını kaldırdı.
“Leoniss olsa şimdi bir şey söylerdi.”
“Kesin.”
“Sonra sen kızardın.”
“Sen de gülerdin.”
İkisi de istemeden gülümsedi.
Ama gülümseme kısa sürdü.
Kül Ustası başını öne eğdi.
“Onu göndermemeliydik.”
Diğeri hemen cevap vermedi.
Çünkü ikisi de neden gönderildiğini biliyordu.
Aethelgard'da herkesin bir zamanı vardı.
Ve o zamanın bile bir hesabı tutuluyordu.
Aileden biri sisteme karşı geldiğinde bunun bedelini yalnızca o kişi ödemezdi.
Leoniss'i yıllarca arıza diye göstermeleri de biraz bundandı.
Onu küçümser gibi davranmak daha güvenliydi.
Kimse onun onlar için önemli olduğunu düşünmezse, sistemin dikkatini de üzerine çekmezdi.
En azından onlar böyle olduğuna inanmıştı.
Şimdi Leoniss uzaktaydı.
Ve ilk kez bu yöntemin ne kadar ağır bir bedeli olduğunu fark ediyorlardı.
---
Metal Efendisi çalışma odasına döndü.
Masasının üzerinde Leoniss'in görev raporu duruyordu.
Dosyayı açtı.
İlk satırı okudu.
Sonra kapattı.
Kalemi eline aldı ama yazamadı.
Pencereden Aethelgard'ın ışıklarına baktı.
Her şey yine kusursuz görünüyordu.
Kuleler yerli yerindeydi.
Sistem çalışıyordu.
Şehirde tek bir aksama bile yoktu.
Ama evinde bir şey eksikti.
Adam derin bir nefes aldı.
“Umarım iyisindir, Leoniss.”
Sonra sandalyesine yaslandı.
İlk kez, kızını aşağı dünyaya göndermenin doğru karar olup olmadığını düşündü.
Cevabı bulamadı.
Odada yine sessizlik kaldı.
Bu kez hiçbiri o sessizliği bozmadı.
Yorumlar
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: Çok teşekkür ederim canım
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: Çok haklısın ya çok teşekkür ederim
- Mahir torun: Birlikte yaşanan anlar ne kadar kıymetliymiş
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok haklısın ya canım içi
- Damla Çınar: bu sessizlik bence herkesin içinde bir şeyleri kırıyor
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: kötü.olmuş yaa