Keşfet

🏙️ BÖLÜM 9 – CİHAZIN SIRRI

AETHELGARD: İLK ARIZA

🏙️ BÖLÜM 9 – CİHAZIN SIRRI

İnsan Dünyası – Deniz'in Dükkânı

Ertesi sabah Deniz dükkânı açar açmaz masanın üzerindeki bakır cihaza baktı.

Cihaz hâlâ oradaydı.

Dün yaşananlardan sonra onu olduğu yerde bırakmak istememişti. Ama nereye götüreceğini de bilmiyordu.

Kapı açıldı.

Küçük zil çaldı.

Deniz başını kaldırdı.

Leoniss içeri girdi.

“Erken geldin.”

“Sen de.”

“Ben buranın sahibiyim.”

Leoniss hafifçe gülümsedi.

“Doğru.”

Deniz tekrar cihaza döndü.

“Dün gece bunu düşündüm.”

“Neyi?”

“Cihazı.”

Leoniss'in yüzündeki ifade değişti.

“Bir şey buldun mu?”

“Henüz değil.”

Deniz sandalyeyi çekip oturdu.

“Ama dün çalıştığında sadece ışık vermedi.”

Leoniss karşısındaki sandalyeye oturdu.

“Ne yaptı?”

“Bilmiyorum.”

Deniz cihazın kapağını açtı.

“İçindeki parçaların çoğu eski. Ama şu bölüm…”

Küçük bir metal parçayı gösterdi.

“Bunun burada olmaması gerekiyor.”

Leoniss eğilip baktı.

Parçayı tanımıştı.

Aethelgard'ın frekans sistemlerinde kullanılan parçalara benziyordu.

“Bunu nereden buldun?”

“Cihazın içindeydi.”

Leoniss birkaç saniye sustu.

Deniz bunu fark etti.

“Tanıyor musun?”

“Hayır.”

Cevabı biraz fazla hızlı vermişti.

Deniz gözlerini kıstı.

“Emin misin?”

“Evet.”

Deniz üstelemedi.

Parçayı tekrar yerine yerleştirdi.

“Peki.”

Tam o sırada cihazdan hafif bir uğultu geldi.

İkisi de sustu.

Küçük ekranında birkaç çizgi belirdi.

Ardından mavi bir ışık yandı.

Deniz hemen ayağa kalktı.

“Dokunma.”

Leoniss elini geri çekti.

Ekrandaki çizgiler yavaş yavaş birleşmeye başladı.

Bir harita oluşuyordu.

Leoniss ekrana yaklaştı.

Kalbi hızlandı.

Haritayı tanıyordu.

Aethelgard'ın sınırlarından biri görünüyordu.

Ama bunu Deniz'e söyleyemezdi.

“Bu neresi?” diye sordu Deniz.

Leoniss gözlerini ekrandan ayırmadan cevap verdi.

“Bilmiyorum.”

Deniz ona baktı.

“Bence biliyorsun.”

Leoniss başını kaldırdı.

“Neden?”

“Çünkü ilk defa bir şeye bakarken gerçekten korktun.”

Leoniss cevap vermedi.

Deniz de üzerine gitmedi.

Birkaç saniye sonra cihaz sustu.

Harita kayboldu.

Dükkânda yine saatlerin sesi duyulmaya başladı.

Tik.

Tak.

Deniz sandalyesine oturdu.

“Tamam.”

Leoniss kaşlarını kaldırdı.

“Tamam mı?”

“Şimdilik soru sormayacağım.”

“Neden?”

Deniz omuz silkti.

“Çünkü anlatmak istersen anlatırsın.”

Leoniss ona baktı.

Bu kadar basit söylemesi garip gelmişti.

Aethelgard'da kimse beklemezdi.

Bir şey biliyorsan söylemek zorundaydın.

Deniz ise cevabı kendi zamanında vermesine izin veriyordu.

“Teşekkür ederim,” dedi Leoniss.

“Bir şey değil.”

---

Aynı saatlerde Aethelgard'da Metal Efendisi'nin çalışma odasının kapısı açıldı.

Bir muhafız içeri girdi.

“Elimizde yeni bir bilgi var.”

Metal Efendisi başını kaldırdı.

“Leoniss?”

“Henüz değil.”

Muhafız masaya küçük bir veri kristali bıraktı.

“Frekans sisteminde kısa süreli bir hareket tespit edildi.”

Adam kristali eline aldı.

“Ne kadar sürdü?”

“Birkaç saniye.”

“Kaynak?”

Muhafız başını eğdi.

“Belirleyemedik.”

Metal Efendisi kristale baktı.

Sonra masaya bıraktı.

“Tekrar kontrol edin.”

“Emredersiniz.”

Muhafız çıktı.

Adam odada yalnız kaldı.

Kristale tekrar baktı.

Leoniss'in göreviyle bu hareket arasında bir bağlantı olup olmadığını bilmiyordu.

Ama artık kızının bulunduğu bölgenin tamamen sessiz olmadığını biliyordu.

---

Akşam olduğunda Deniz dükkânı kapatmaya hazırlanıyordu.

Leoniss kapının yanında bekliyordu.

“Yarın gelir misin?”

Soru ağzından çıktıktan sonra kendisi de şaşırdı.

Deniz gülümsedi.

“Gelmemi istiyor musun?”

Leoniss birkaç saniye düşündü.

“Cihaz için.”

“Tabii.”

Deniz kapıyı kapatıp anahtarı çevirdi.

Birlikte sokağa çıktılar.

Bir süre yan yana yürüdüler.

Bu kez konuşacak bir şey bulamadılar.

Leoniss gökyüzüne baktı.

Aethelgard görünmüyordu.

Ama orada olduğunu biliyordu.

Bir süre sonra Deniz kendi yoluna sapmak için durdu.

“Yarın görüşürüz.”

Leoniss ona baktı.

“Görüşürüz.”

Deniz uzaklaşınca Leoniss birkaç saniye olduğu yerde kaldı.

Sonra arkasını dönüp yürümeye başladı.

Birkaç adım sonra durdu.

Dönüp dükkâna baktı.

Işık hâlâ yanıyordu.

Leoniss kısa bir süre daha baktıktan sonra yoluna devam etti.

Bu kez yüzüğünü cebinden çıkarmadı.