GÖRÜŞÜCEZ
BİLGİLENDİRME =W*****P KANALIM MEVCUT ORADA PAYLAŞMA TAKVİMİNİ VB. SEYLERİ PAYLAŞIYORUM ORAYA DA
sizi bekliyorum
keyifli okumalar
Hiranuryazar
.
Bölüm –
Zehra’nın anlatımıyla
Ben put gibi kalmıştım telefonu kapatıp arkamdan önüme geldi.
“Seni bu evin kızı diye biliyordum.”
Ne demişti, hiçbir şey anlamadım.
“Pardon, ne demek istediğinizi anlayamadım.”
Her hareketimi tartar bir şekilde bana bakıyordu.
“Seni diyorum, Cevat’ın torunu sanıyordum,” dedi.
(Cevat, Yağmur’un dedesi 🙂)
Beni o ailenin bir üyesi sanmıştı.
“Yok, ben oradaki kızların arkadaşıyım, yardım için geldim.”
Diye kendimi açıklama gereği duydum.
Yüz ifadesinden hiçbir şey anlayamıyordum. Gram mimik yoktu ama gözlerinde garip bir şekilde sevinç, desem değil, takdir desem değil; o kara harelerde garip bir bakış vardı.
“Anladım ben. Ezman Karacabey illaki beni duymuştur,” diye gururla söyledi.
Ah be zalim, adını ne kadar duydum ve seni ne kadar merak ettim bilemezsin…
Düşüncelerim içerisinde sadece “Duydum,” diyebildim.
“Peki ya sen kimsin, küçük?”
Küçük mü? Gerçekten küçük müydüm? Ama adam nereden baksan otuzuna yakındı. Onun yanında 18 olan yaşım ile hayli hayli küçük kalıyordum ama yine de zoruma gitti işte bana böyle hitap etmesi.
“Ben Zehra,” dedim. Sanki daha fazla bilgi verirsem bir sorun yaşayabilecek gibi o anda telefonum çalmaya başladı. İkimizin de dikkati çantamdaki telefonda oldu.
Aceleyle telefonumu çıkardım. Arayan annemdi.
Dehşetle aramayı sessize aldım. Ezman Ağaya dönüp:
“Tanıştığıma çok memnun oldum. Gitmem gerek, size iyi geceler,” deyip cevabını dahi beklemeden yanından aceleyle giderken kolumu tuttu.
“Evin uzaksа seni bırakabilirim,” dedi.
Şaşırdım ama acelem de vardı.
Arkamı dönüp:
“Yok, sağ olun. Evim hemen şurada. Görüşürüz,” dedim. Arkamdan sadece benim duyabileceğim bir sesle:
“Görüşecez Zehra, iyi geceler,” dedi ama ben korkudan umursayamadım bile. Bunu düşünmek için aklımın bir kuyusuna koyup eve doğru koştum.
Eve geldiğimde zili dahi çalmadan annem kapıyı açtı.
“Nerdesin kızım? Sen geleceğim dedin, gelmedin.”
“A-Anne, ben…” diye kendimi kekelemeye başlayıp açıklarken annem, “İçeri geçtik, içeride konuşalım,” diye beni içeri aldı.
Başka yere uğramadan direkt kendi odama girip çantamı çıkarırken annem cevap bekler gibi bakınca:
“Anne, Yağmurlar ısrar etti, ben de el mecbur kabul ettim,” diye yalan uydurdum.
“Kızım, baban geç gelme demedi mi? Az kalsın Zeynepleri arıyordum.”
Annemi arada bırakmaktan pişman olmuştum. Üzgünlüğümü ve pişmanlığımı belli ederek:
“Özür dilerim anne, bir daha olmaz. Söz veriyorum,” dedim.
O da tamam anlamında başını sallayıp babam nerede diye sorduğumda uyuduğunu söyledi.
Babam kötü yollara sahip bir insandı. İçkisi, kumarı vardı. Önceden batma evresine kadar geldiğinde pişman olmuş, bir daha oynamamaya karar vermişti ama o kadar kolay değil ki, ara sıra hâlâ oynuyordu.
Babamı bilirim, asla bu saatte uyumaz. Kesin içtikten sonra sızıp kalmıştır diye düşündüm.
Annem odadan çıktıktan sonra üstümü değiştirip yatağa girdim. Aslında çok yorgundum ama Ezman Ağa’nın “Görüşecez Zehra” demesi aklıma gelmişti. Ne demek istedi, bir daha karşıma çıkmak mı istiyor yoksa başka bir düşüncesi mi diye düşünmekten gece zor uyudum.
Ne yapsak, bir dahaki bölümü Ezman Ağamızdan mı dinlesek? Kimmiş, kimlerdenmiş, ne düşünüp ne hissediyor diye 😍🔥
Yazın değerli okuyucularım 🤍