Keşfet

İLK KARŞILAŞMA🔥🔥🔥

AĞA VE KARADENİZ KIZI

Bölüm

.

.

.

Zehra'nın Anlatımı

.

.

.

O gün gözlerimi bunaltıcı bir mayıs sabahına açtım.

Aslında orada mayıs ayında böyle havalar pek olmazdı.

Kalkıp okul için hazırlandım. Evden çıkmadan önce anneme haber verdim ve okul servisine bindim.

Yağmur ile yıllardır arkadaştık. Ben, Yağmur ve Ecrin sürekli birlikte gezer, vakit geçirirdik.

Ancak Ecrin'le çok iyi anlaştığımız söylenemezdi.

Yağmur, "Bu akşam yengemin ailesi memleketten bize yemeğe geliyor. Babaannem bütün mahalleyi yemeğe çağırdı. Kesin geliyorsunuz, değil mi?" dedi.

Yağmur'un yengesi Mardin'de bir aşirettendi.

Duyduğum kadarıyla evlenebilmek için ağayı ikna edemeyince kaçarak evlenmişlerdi.

Ağa da sözünün çiğnenmesini kabullenemediği için uzun süre onları ziyarete gelmemişti.

Yengesi ve amcası birlikte Mardin'e giderek ağadan özür dilemişler.

Ağa ilk başta onları kabul etmeyip Mardin'den kovmaya çalışmış, ancak ailesi onu ikna etmiş.

Özür kabul edilince de gelenekleri yerine getirmek için yemeğe gelmeyi kabul etmiş.

Yine de tepkisini göstermek amacıyla uzun süre ziyarete gelmemiş.

Yağmur bu konuyu iki haftadır ısrarla anlatıyordu.

Ancak benim babamla onların arasında uzun süredir devam eden bir kırgınlık vardı ve konuşmuyorlardı.

Bu yüzden babam gitmeme izin vermiyordu.

Ben de bir süre sonra bu durumu kabullenmiştim.

"Yağmur, söyledim ya... Babam izin vermiyor. Ben gelemem, biliyorsun durumu."

Yağmur yüzünü buruşturup Ecrin'e baktı.

Ben de gözlerimi devirerek,

"Ne demek istiyorsun yani?" dedim.

Yağmur hemen araya girerek,

"Kavga etmeyin. Ben sadece hep birlikte olalım diye çağırdım" dedi ve konuyu kapattı

Okulda her zamanki gibi birlikte eğlendik. Dersler bitince eve döndüm.

Son bir kez şansımı denemek için annemin yanına gidip,

"Anne, ne olur Yağmurlara yemeğe gideyim. Söz, kötü bir şey olmaz." dedim.

Annem derin bir nefes alıp,

"Zehra, derdini babana anlat." dedi.

Babamın izin vermeyeceğini bildiğim için odama geçtim, yatağa uzandım ve uyuyakaldım.

Bir süre sonra annem yanıma gelip,

"Zehra kızım, kalk." diye seslendi.

Ben ise uykulu bir şekilde,

"Uyuyacağım." diyerek gözlerimi tekrar kapattım.

Annem,

"Kızım, Yağmurlara yemeğe gitmeyecek misin?"

"Gerçekten mi? Şaka yapmıyorsun değil mi? Babamdan nasıl izin aldın?" diye peş peşe sordum.

Annem gülümseyerek,

"Babana, senin Zeynep ablanın kızına derslerinde yardım edeceğini söyledim. Biraz da yalan söyledim tabii. Gitmek istemiyorsan o ayrı." dedi.

Ben de heyecanla,

"Hayır, hayır! Hemen hazırlanıyorum, bekle." diyerek dolabımdan kıyafetlerimi çıkarıp hazırlanmaya başladım.

Üzerime siyah polo yaka fermuarlı bir sweatshirt, altıma bol siyah bir pantolon giydim. Saçlarımı at kuyruğu yaptım ve hafif bir makyajla hazırlandım.

Ben çok uzun boylu biri değildim. Orta boylu, orta kilolu; mavi gözlü, koyu kahverengi saçlıydım. Küçük bir burnum,

ve hafif bir makyajla hazırlandım.

Ben çok uzun boylu biri değildim. Orta boylu, orta kilolu; mavi gözlü, koyu kahverengi saçlıydım. Küçük bir burnum, hafif dolgun dudaklarım ve yalnızca sol yanağımda bir gamzem vardı. Güzelliğimin birçok erkeğin dikkatini çektiğinin farkındaydım.

Hazırlanıp evden çıkmadan önce anneme teşekkür edip sarıldım. Kapıda babamla karşılaştığımda,

"Geç kalma, işini bitirip hemen gel." dedi.

Ben de başımı sallayarak beyaz ayakkabılarımı giydim ve Yağmurların evinin yolunu tuttum.

Babamla aramız her zaman mesafeliydi. Temel konular dışında pek konuşmazdık. Birbirimizi gerçekten tanımaya çalışmamıştık. Farklı düşüncelere sahip olduğumuz için ortak yönümüz de pek yoktu.

Bir kız ve iki erkek kardeşim vardı. Hepsi benden küçüktü. Belki de üzerimdeki sorumluluklardan dolayı böyle hissediyordum, bilmiyorum. En küçük erkek kardeşimle daha iyi anlaşırdım. Annemle de iyi geçinirdik ama Birbirimizi gerçekten tanımaya çalışmamıştık. Farklı düşüncelere sahip olduğumuz için ortak yönümüz de pek yoktu.

Bir kız ve iki erkek kardeşim vardı. Hepsi benden küçüktü. Belki de üzerimdeki sorumluluklardan dolayı böyle hissediyordum, bilmiyorum. En küçük erkek kardeşimle daha iyi anlaşırdım. Annemle de iyi geçinirdik ama birbirimizi gerçekten tanıyacak kadar derin bir ilişkimiz yoktu. Belki de sadece ben öyle düşünüyordum.

Yağmurların evine vardığımda derin bir nefes aldım ve kapıyı çaldım.

.

.Kapının zilini iki kez çaldım.

Kapıyı Yağmur'un ablası Hasret açtı.

"Kız Zehra geleceğini bilmiyordum, nasıl izin aldın?"

Bunu derken ben ayakkabılarımı çıkarıyordum.

"Annem izin verdi ama babam bilmiyor, kimseye söyleme."

Dedim, ondan bir sır çıkmayacağını biliyordum. Aslında tüm ailesinden sır çıkmayacağını biliyordum.

"Anladım canım, gel beni takip et, azıcık yardım et. Hiçbir şeye yetişemiyoruz." diye hayıflandı. Ben de peşinden mutfağa girdim ama girmez olaydım. Mutfakta o kadar büyük bir kalabalık var ki girmeyle ruhum daraldı.

Yağmur beni görünce aynı sorularla beni boğmaya başladı. Ona da durumu anlatıp mutfağa yardıma başladım.

Menüde yok yoktu. Menü, Mardin'e ait yemeklerle, bizim kültürümüze ait yemeklerle doluydu.

İçten içe o bahsedilen ağayı merak etmeye başlamıştım. Nasıl birisi olduğu sorusu içimi yiyordu.

Yemeklerin çoğu ben gelmeden önce servis edilmiş, içerden gelen boş tabaklara yeni yemekler servis ediliyordu.

Ben hep kadınların olduğu sofraya servis ettim.

Servisler bitince yemeklerin yenilmesini beklemeye başladık.

Artık boşlar sofradan alınmaya başlanınca ben de merakıma yenik düşüp erkeklerin olduğu masaya boşları almaya gittim. İçeride her yaş arası erkekler vardı. Girmeyle pişman olmam bir oldu ama artık girmiştim, korkup kaçmaya gerek yoktu.

Ağayı gerçekten merak ediyordum ama hangisinin o olduğunu bilmediğim için masada rastgele boşları almaya başladım ama benim çok büyük anksiyetem vardı.

Bu kalabalıkla ve bu kadar erkekle bir arada olmamaya alışkın olmadığımdan ellerim titremeye başladı. Boşları alırken bir anda elimden yarıya kadar dolu olan su bardağı devrildi. Yer yarılsaydı da içine girseydim. Ben utançla masanın suyunu peçete ile silerken bulunduğum yerin karşısında bulunan sandalyenin yanındaki, yani en baştaki sandalyedeki adam bana yüzünden bir şey anlamadığım bir şekilde ama koyu siyah harelerinden anladığım kadarıyla eğlenerek...

Erkeksi kalın bir sesle, "Dikkat et küçük hanım." dedi.

Ben de ona bakıp kekeleyerek "Özür dilerim." dedikten sonra başını tam anlamında salladı.

Elimdeki boşlarla mutfağa doğru gittim.

Boşları tezgâha bırakmayla bir bardak su alıp içtim. Dilim damağım kurumuştu stres ve utançtan.

Çaylar dağıtılmış, artık çalışan herkes genel olarak dinlenmeye başladığında ben, Yağmur ve Ecrin kapının önüne çıktık.

Ecrin çapkın bir tipti, erkek ayağı fazlaydı.

Odadaki tüm erkekleri gözden geçirmiş ve bize anlatmaya başladı.

"Kızlar, orda 4 tanesi çok hoşuma gitti." dedi.

Yağmur gülerek hangileri olduğunu sordu. Haspa­ma bak, aşağı yukarı evde 25-30 tane erkek var ama hanımefendi aşırı seçici olduğu için 4 tanesini beğenmiş!

Ben de içimden bunları geçirirken yüzüne bakıp ne anlatacağını dinlemeye başladım.

Oradaki iki erkeği anlattığında pek dikkatimi çekmedi fakat "Ama ağa ve ağanın kuzeni mi kardeşi mi, çok yakışıklıydılar." Ben de meraktan,

"Ağa hangisiydi ki?" diye sordum.

Ecrin, "Kanka şu en başta oturan adam, kara kaşlı, saçlı, esmer olan ama var ya, o erkek değil, daha fazlası ya. Ona tapılır, o kadar yakışıklı." dedi.

Bana "Dikkat et." diyenin o olduğunu anlayınca istemsizce hem heyecanlandım hem de utandım.

Benim asla erkek ayağım yoktu. Hiç sevgilim olmadı. En son ne zaman âşık olduğumu dahi hatırlamayacak kadar uzun süredir bu işlerle uğraşmıyordum.

Biz kapının önünde sohbet ederken en başta o ağa ve arkasında bir sürü erkek ile dışarı çıkıyorlardı. Ben de kapının önündeki kurma salıncakta oturuyordum. Kapının açılmasıyla onunla göz göze geldim. Yüzünde gram mimik yoktu, bense bahse girerim yanaklarım domates gibi olmuştu.

Fazla beklemeden erkekler kapıdan çıktıktan sonra hemen içeri geçtik son kez ağaya bakacaktım mi elinde sigarasıyla bana bakıyordu az kalsın bayılıp düşeri

Yorumlar

  • Duygu Esin Nalçacı: Yağmur sana bu kadar ısrarcı olmamalıydı kızı yemeğe götürmeye çalışmaktan vazgeçse iyi olurdu
  • Melis K.: kimse kibirlenmesin aile meseleleri en fazla arkadaşlığı etkiler dikkat et zehra