Keşfet

BÖLÜM 2

ANNEME NASIL KIYDINIZ

  "Kızım, oğlum adına sizden özür dilerim" dedi yumuşak bir şekilde. Bunu derken de mahcup bir şekildeydi. Adamın sözlerinden sonra Ayşe, ne olduğunu anlayamadığı için ona saf saf bakındı.

  ‘Beyefendi, siz kimden bahsediyorsunuz?’ diye sordu.

Bu soru üzerine adam:

  ‘Sizi aylardır takip eden çocuktan bahsediyorum’

Adamın derdini anlaya Ayşe:

   "Beyefendi, mademki oğlunuz beni beğenmiş, aylardır peşime takılmayı bırakıp beni annemden isteseydiniz ya" dedi sertçe.

  "Kızım, oğlum çok mahcup bir yapıya sahip’ dedi adam ‘O yüzden de şimdiye kadar hiçbir kız arkadaşı olmadı. Olanlar da onu çarçabuk terk edip gittiler’ dedi huzursuz bir şekilde ‘En sonuncu kız arkadaşı, oğlumun mahcubiyetinden faydalanarak öyle zor durumda bıraktı ki kendisine gelmesi çok zamanını aldı. Yataklara düştü, psikolojisi bozulduğundan aylarca hastanede yattı. Bir sürü ilaç kullanmasına rağmen tam olarak kendini toparlayamadı. Şu an bile İlaç kullanıyor toparlanabilmek için, gözyaşları içerisinde bir gün işten çıkarken sizi okuldan çıkarken görmüş, işte bu demiş kendi kendine benim can yoldaşım bu olacak demiş ve sizin peşinize takılmış’ Adam bir müddet sustuktan sonra kızım o gün senin peşine takıldıktan sonra s**** var diye bağırmışsın. Senin bağırmanı duyan mahalleli oğlumun peşine düşmüşler onu yakalayabilmek için. Oğlum mahallenin elinden kurtulmak için sağa sola kaçışıp durmuş izini kaybettiren bilmek için. Onların elinden kurtulup eve geldiğinde kan ter içerisinde kalmıştı. Onu öyle görünce bir şey oldu diye öyle korktum ki anlatamam’

Ayşe adamı dinliyor sözünü yerine getireceğini merak ediyordu. Bu yüzden de pür dikkat onu dinliyordu.

  ‘O gün oğluma sana ne oldu diye sordum, ama bana bir şey anlatmadı. Hatta bir şey yok deyip odasına geçti ve saatlerce ağladı. O ağlarken ben de onunla beraber ağladım. Daha sonra her şeyi bana anlattı, her zaman ki gibi’ deyince Ayşe onun sözünü keserek:

   ‘Her zaman ki gibi derken neyi kast ettiniz anlayamadım?’ dedi onun gözlerinin içine bakarak.

   ‘Oğlum, yaşadığı sorunları kendince atlatmaya çalışır. Atlatamadığı sorunları ise bana anlatırdı. Aynen seninle karşılaşıp atlamadığı sorununu bana anlatması gibi’

Çocuğun babası, oğlunu anlattıkça içi parçalanıyor, gözyaşı döküyordu. Baba olmak, evladın her türlü sorununu gidermekti. Baba olmak, onu en güzel şekilde eğitmekti.

  ‘Güzel kızım, ben bir babayım baba, onu öyle gördükçe içim parçalanıyor. Yavrum senin duruşundan hal ve hareketlerinden iyi bir insan olduğun belli oluyor. Oğlumun senin gibi birini seçtiği için çok mutluyum, ama üzgün gördükçe de onunla beraber ben de bitiyorum. Kızım oğlumu düştüğü bunalımdan ancak sen kurtarabilirsin’ sustu maksadı Ayşe'nin ne diyeceğini öğrenebilmekti. Susmasına rağmen ondan ses çıkmayınca, ‘Kızım oğlumu bir gör istersen, o seni görünce belki toparlanır ve kendine gelir’ dedi sakin bir ses tonuyla.

Ayşe, adamın konuşmasından sonra şaşırıp kalmıştı. Oysaki karakola şikâyet için gelmiş ne bulmuştu ama yine de adama güvenemiyordu. Bu yüzden de ona:

  ‘Sizin, beni kandırıp kaçırmayacağınız ne malum’ dedi ve bir iki adım geri gitti.

Ayşe'nin korktuğunu ve bu yüzden geri gittiğini gören adam:

  ‘Kızım sakın benden korkma. Ben sadece oğluna çare arayan bir babayım’ dedikten sonra ‘Oğlum, şu ilerde bulunan kafeteryada bizi bekliyor. Eğer istersen seni oraya götürebilirim. İçin rahat olması içinde oğlumla konuşmanız bitene kadar yanınızda bekleyeceğim’ dedi.

  ‘Size nasıl inanmamı bekliyorsunuz’ dedi Ayşe ‘Oğlunuz olduğunu iddia ettiğiniz kişi yüzünden az daha arabanın altında kalacaktım’ dediğinde o gün aklına gelmiş ve hüzünlenmişti.

Ayşe, gencin babası ile konuşurken o sırada, gençte daha fazla tahammül edememiş yerinden kalkmış söylenmeye başlamıştı.

  ‘Baba ben sana dedim, sana inanmaz diye’ dedi kendi kendine bunu derken dudaklarını yiyor saçı ile oynuyordu.

Onun kalktığını gören kâffe çalışanlarından biri onu durdurarak:

  ‘Mustafa Bey, babanızın kesin emri var. O gelmeden kalkamazsınız’ dedi, emir verircesine.

Kâffe çalışanının sözü ile tekrar yerine oturmak zorunda kalmıştı genç adam. Otururken de içi içini yiyor, acaba gelecek mi gelmeyecek mi diye kafasında bir sürü soru dolandırıyordu.

O sırada Ayşe, gencin babasına inanmış gibi görünüyor gidip gitmeme konusunda kararsız kalıyordu.

  ‘Kızım’ dedi, gencin babası, onun karşısında eğilerek ‘Yalvarıyorum sana bir kez konuşsan onunla. Belki fikrin değişir’ dedi, bunu derken Ayşe’nin ellerini sıkı sıkıya tutmuş bırakmıyordu.

Adamın yalvarırcasına konuşması, Ayşe'nin tedirginliğinin tamamen yok olmasına vesile oldu. Bu yüzden ona:

  ‘Tamam, gidelim’ dedi, adamı yerden kaldırarak.

Adam yerden kalkar kalkmaz Ayşe'nin ellerini bırakarak.

  ‘Kızım, ricamı kabul etmekle, bu babayı ne kadar mutlu ettiğini bir bilsen’ dedi ve gözyaşlarını tutamayıp ağladı. Ancak ağlaması durunca Ayşe'ye yol gösterebildi. Adam önde Ayşe arkada bir müddet yürüdüler ve bir kâffenin önünde durdular.

Orada, gerçekten de tedirgin bir şekilde oturan yirmi-yirmi beş yaşlarında bir genç vardı. O genç, babasını ve arkasından da Ayşe'nin geldiğini görünce hızlıca ayağa kalktı. Bu arada az kalsın sandalye ile beraber yere düşüyordu.

Onun düşecek olma hali Ayşe’nin gülümsemesine sebep olmuştu. Fakat yanlış anlaşılmasın diye gülümsemesini gizlemişti. Birkaç adım attıktan sonra da durdu ve gözlerine inanamamış bir şekilde:

  ‘Sen’ dedi şaşkınlıkla. Ardından ona ‘Aman Allah'ım! Mustafa, seni yerde ararken gökte buldum’ dedi, sevgi ile ona bakarak:

  ‘Ayşe bu sen misin?’ dedi Mustafa, ‘Ne kadar da büyümüş güzelleşmişsin’ derken yüzü kızarmıştı.

Mustafa'nın babası, bir oğluna bakıyor bir Ayşe’ye bakıyordu ‘nereden tanışıyorsunuz’ dercesine.

Mustafa, babasının tuhaf şekilde kendilerine baktığını görünce gülümseyerek:

  ‘Baba, hatırlarsan eğer 12 sene önce bir kız çocuğunu boğulmaktan son anda kurtarmış, günün kahramanı olmuştum’

  ‘Evet, hatırladım’ dedi babası ‘Yoksa bu o mu?’ diye sordu, heyecan içerisinde,

  ‘Evet, baba bu o’ dedi Mustafa, gözleri ışıldayarak;

  ‘Mustafa’ dedi babası ‘Aradan onca zaman geçmesine rağmen nasıl tanıdın’ diye sorunca Mustafa:

  ‘Onun her iki yanaklarında da kalbe benzer bir ben vardı, oradan tanıdım’ dedi oğlu.

Oğluna sorup kafasındaki düşünceyi giderdikten sonra bu seferde Ayşe’ye dönerek:

  ‘Kızım, sen nasıl tanıdın?’ diye sordu. Bu soru üzerine Ayşe:

   ‘Bende onu kafasındaki birçok kırıktan ve gözlerinin renginden tanıdım’ dedi, onun merakını gidermek için.

Mustafa’nın babası, nasıl tanıştıklarını öğrendikten sonra:

   ‘Kızım, mademki birbirilerinizi tanıyorsunuz o zaman…’ dediği anda Ayşe, onun sözünü keserek:

    ‘Amca, istediğinizi yapmasını yaparım ama…’ dedi, sıkılgan bir iadeyle. O, bu sözle sanki bir şeyler demek istiyor, fakat diyemiyordu.

    ‘Âmâsı ne kızım, ağzındaki baklayı çıkarda bizde ne olduğunu öğrenelim’

   ‘Şey, annem! Annem, bakıma muhtaç, benden başka bakacak kimsesi olmadığı için onu bırakamıyorum. O yüzden istemeyerek de olsa teklifinizi geri çeviriyorum’

Onun son sözleri başta Mustafa ve babasını hem şaşırtmış hem de üzmüştü.

Ayşe konuşmasını bitirip kalkacakken Mustafa onu durdurarak:

  ‘Ayşe, beni böyle bırakıp gidersen beni hayata tamamen küstürmüş olursun' dedi kendini acındırarak.

  ‘Mustafa, hayat küsmeye değmez, kaldı ki benim gibi birine. Belki bir başkası karşına çıkacak onu seveceksin. Belki o seni hayata tutunmana daha çok vesile olacak’

Mustafa, ona sus dercesine işaret yaparak:

  ‘Ayşe, seni ilk gördüğümden beri aklımda hep sen vardın ama yanımda değildin. Senin boşluğunu bir başkasıyla denedim ama olmadı. Onlar da zaten hep alay edip durdular. Bu yüzden de hayata küstüm, ta ki sen tekrar karşıma çıkana kadar’ dedi sulu gözlerle ‘Ayşe, tekrar karşıma çıkmışken ne olur beni tekrar o acılara gark etme’

Yorumlar

  • Eda Vural: Onun söyledikleri bir nebze de olsa içimi alevlendirdi
  • Erdem Çiçek: baba o kadar çaresiz ki belki de hiç böyle konuşmak zorunda kalmamalıydı
  • Funda Vuralcan: ayşe kesinlikle daha sağlam bir duruş sergilemeliydi bu durumda
  • Kadir karasu: Keşke gencin neler yaşadığını daha önce anlayabilseydi
  • Ahu Kuzu: babalar çocuklarının acısını derin hisseder ama bunu açığa nasıl çıkaracak acaba?
  • Aslı Okur: ayşe dikkatli olmalı adamın niyetine güvenememeli
  • Elisa: ayşe o an takındığı tavırla duyguları tetikledi
  • Ceren Deniz: mustafanın üzüntüsü çok derin ve belli ki çaresiz durumda