Keşfet

BÖLÜM 8

ANNEME NASIL KIYDINIZ

‘Kardeşimle çok iyi geçiniyorduk. Yediğimiz içtiğimiz ayrı düşmezdi, ta ki kardeşim Fatma Hanımla evlenene kadar. Onunla evlendikten sonra aramız açıldı. Sebep az önce de söylediğim gibi, onun her şeye kanmasıydı. Yine lokman yüzünden oldu her şey’

   ‘Sizden ne istiyor bu adam?’ dedi Şamil Bey.

   ‘Aslında onun sorunu bizimle değildi. Onun sorunu Fatma Hanımım babasıylaydı’ dedi Üzeyir Bey.

   ‘Kafam, çorbaya döndü’ dedi Şamil Bey ‘Şu Lokman dediğin adam neyin nesi ki her seferinde karşınıza çıkıyor’

    ‘Zamanı gelince onu da anlatacağım, yalnız şimdi sırası değil’ dedi Üzeyir Bey ‘Senden ricam, biraz daha beklemen’

     ‘Peki, öyle olsun’ dedi Şamil Bey.

Bölüm 8

    ‘Ben sana demedim mi o kızın işini bitirmeden gelme diye’ dedi Lokman, bağırarak.

    ‘Baba, Ayşe’nin…’ dediğinde babası onu susturarak:

    ‘Bana onun adını anma, nefret ediyorum o isimden. Onun işini bitirmedikçe de nefretim devam edecek’ dedi, tükürürcesine.

    ‘Tamam, baba’ dedi Serkan, boynunu bükerek ‘O kızın işini bitirmek için odasına gidecektim ki yaşlı bir adamla karşılaştım. Oradan geçip gidecek diye bekledim ama olmadı. O beni durdurdu’

    ‘Yaşlı bir adamla mı başa çıkamadın’ dedi Lokman.

    ‘Bende senin gibi düşündüm ama benden bile çevik çıktı. Elindeki bastonuyla neredeyse kafamı gözümü yaracaktı. Ayrıca adamlarımın yanıma gelmesini de o engellemiş’

   ‘Kim ulan kim bu adam’

   ‘Bilmiyorum baba, ama o kızın yakını olduğunu düşünüyorum. Çünkü onun ismini söyleyip beni tehdit etti’

   ‘Böyle bir şey olamaz’ dedi babası ‘Çünkü o kızın hiçbir akrabası yok’

     ‘Demek ki varmış baba’

Lokman, sinirle Serkan’ın boğazına sarılarak:

    ‘Yok, onun hiçbir akrabası yok dedim sana. Olsaydı ben bilirdim’

   ‘Baba, boğuyorsun beni’ dedi Serkan, Lokman’dan kendisini kurtarmaya çalışarak.

Lokman, Serkan’ın boğazını sıkmayı bırakarak:

    ‘O kız ölmedikçe ne sen ne de ben rahat olacağız. O yüzden sana üç gün izin veriyorum. Bu üç gün içerisinde kanlımız olan o kızın işini bitirecek öyle geri döneceksin’ dedi Lokman, kararlı bir sesle ‘Hele bir işini bitirmeden geri dön, o zaman sana yapacaklarımı tahmin bile edemezsin’

Serkan, ‘Tamam, baba’ dedikten sonra ona:

   ‘Baba, bu yaşıma kadar hiç sevmedin mi beni?’ diye sordu.

    ‘O nasıl söz, elbette ki seviyorum seni. Hem nereden çıktı bu söz’ dedi Lokman.

   ‘Bu nasıl sevgi baba, bu yaşıma kadar başımı bile okşadığını görmedim, sadece dayak ve laf sokmalarını işittim’ dedi Serkan, iç geçirerek.

   ‘Sana her türlü imkânı sağladım ya bu sana yetmiyor mu?’

    ‘Yetmiyor baba yetmiyor’ dedi Serkan yumruğunu sıkarak ‘Küçük bir gülümsemeni bile esirgedin benden. Oysaki hep o gülümsemeni bekledim yıllarca’

   ‘Hadi lan yeter bu kadar’ dedi Lokman ‘Git o kızın işini bitir, ondan sonra dile benden ne dilersen’

   ‘Küçük bir gülümsemen yeter bana’ dedi Serkan, ardından saygıyla selam verdi. Daha sonra oradan ayrıldı. O çıktıktan sonra Lokman arkasından pis pis sırıttı.

Serkan, yanından ayrıldıktan sonra işlerini yürüten Numan geldi.

   ‘Numan Efendi, girdiğimiz ihale işi ne oldu?’ diye sordu.

Numan, üzgün bir şekilde:

    ‘Maalesef alamadık’ dedi, boğuk bir sesle.

    ‘Ya hu bu kaçıncı ihale kaçırışımız’ dedi Lokman. Ardından da ‘Kim almış ihaleyi’

   ‘İsmi bilinmiyor efendim, yalnız bildiğim kadarıyla aynı kişi’

   ‘Kimsin sen kim?’ dedi Lokman, sinirden köpürerek ‘Kaç seferdir işimize taş koyuyorsun’

   ‘Efendim, böyle giderse elimizdeki avucumuzdaki her şey gidecek’ dedi Numan ‘Birde kredi aldığımız bankalar bir daha kredi vermeyeceklerini söylediler’

   ‘Niyeymiş o’ dedi Lokman, gözlerini kısarak ‘Hâlbuki kredilerimizi zamanında ödüyoruz’

  ‘Bilmiyorum efendim’

Lokman, yavaş yavaş sona geldiğinin farkındaydı. Fakat kendisine toz kondurmak istemiyordu.

Bölüm 9

    ‘Baba, neden sevmedin beni?’ dedi Serkan, kendi kendine, hem söyleniyor hem de hastaneye doğru gidiyordu.

Son bir yıldır kendini sorguluyordu Serkan, hep içinde bir şüphe vardı. Bu şüphe kendini yiyip bitiriyordu. Son bir yılda da daha da çok artmıştı içindeki şüphe.

   ‘Yoksa ben onun evladı değil miyim? Bundan dolayı mı bir gün olsun içten oğlum demedi’ dedikten sonra da ‘Elbet bir gün öğreneceğim her şeyi’

O kendi kendine konuşarak hastaneye doğru gelirken Üzeyir Bey, siyah camlı arabanın içinde onu takip ediyordu.

   ‘İhaleler ne oldu?’ dedi Üzeyir Bey

   ‘Hepsini kazandık Üzeyir Bey’ dedi Fikri Bey

  ‘Ya bankalar, onlar Lokman’a daha kredi vermeyecekler değil mi?’

   ‘Evet, Üzeyir Bey bankaların hepsiyle konuşup ikna ettim. Artık Lokman’a kredi vermeyecekler’

  ‘Güzel’ dedi Üzeyir Bey ‘Bakalım Lokman Efendi bundan sonra ne yapacak’

  ‘Serkan, muhtemelen Ayşe’ye zarar vermeye gidiyor’ dedi Fikri Bey, endişeli bir şekilde.

   ‘Korkma, ona bir şey yapmaz, yapamaz’ dedi Üzeyir Bey ‘Yapsaydı ilk girişiminde yapardı’

  ‘Nasıl yapamaz?’ dedi Fikri Bey,

  ‘Çünkü onlar kuzen, ikisinin de kanları aynı. O yüzden yapamaz’

  ‘Nasıl, anlayamadım’

  ‘Fikri, Ayşe kardeşimin kızı, Serkan ise benim oğlum’

  ‘Yıllardır sakladığın sırrın bu muydu senin?’ dedi Fikri.

  ‘Evet, dostum sırrım buydu’

  ‘Ama neden, neden sakladın yıllarca?’

 ‘Öyle gerekiyordu dostum’

  ‘Ne demek öyle gerekiyordu’ dedi Fikri, eliyle Üzeyir Bey’i geri iterek ‘Hani ben senin dostundum, dost dediğin arkadaşından sırrını saklamaz’

   ‘Haklısın Fikri, ama anlatamadım işte’

   ‘O zaman şimdi anlat Serkan, senin nasıl oğlun oluyor?’

   ‘Bu uzun bir hikâye’ dedi Üzeyir Bey ‘Lokman kasabamızın en zengin insanıydı. Edindiği zenginliği faizle elde etmişti. Kasabada borcu olanlar gider ondan para alırlardı, geri ödemesini de fazlasıyla geri vermek zorunda kalırlardı. Borcunu ödeyemeyenlerin ise malı mülkü ne varsa el koyardı. O dönemlerde babam yurt dışından yeni gelmişti. Onun tefecilik yaptığını duyunca oldukça sinirlendi. Halkı onun şerrinden korumak için evden çıktı. Bu arada beni de yanında götürmüştü. Onun kapısına dayandıktan sonra hızla kapısını çaldı. Lokman babamdan oldukça korktuğu için kapıyı açmadı. Onun kapıyı açmadığını gören babam:

    ‘Ne korkak bir adamsın, korkaklığından kapıya çıkmaya bile korkuyorsun’ dedi bağırarak. Ardından da ona ‘Lokman efendi, ya bu işlerden vazgeçersin ya da beni karşında bulursun’ dedi ve geri döndü. O dönünce bende geri döndüm. Babamın sözlerinden sonra korkudan bir hafta evden çıkamadı, bir hafta sonra ancak çıkabildi. Tabi bu da halkın diline düştü. Herkes onu görünce ‘korkak, korkak’ diye alay etmeye başladılar’

    ‘Gördüğüm kadarıyla onun korkaklığı bugünde devam ediyor. Korktuğundan bütün pis işlerini adamlarına gördürüyor. Ayrıca aldığım bilgilere göre de evinden bile çıkmıyormuş’ dedi Fikri Bey.

   ‘O sadece eşine ve Serkan’a bağırıp dursun’ dedi Üzeyir Bey

   ‘Sonra ne oldu?’ dedi Fikri Bey.

  ‘O korkaklığı kadar oldukça kindar birisiydi. Halkın ona korkak demesine yol açan babama kin duymaya başlamıştı o günlerde. Babam, onun korkaklığını biliyordu ama kin tuttuğunu bilmiyordu. O yüzden de rahatça dolanıyordu kasaba da oysaki Lokman onun peşindeydi. Bir gün babamı kimsenin olmadığı bir yerde yakalayıp arkasından vurmuş’

    ‘Nereden biliyorsun onun babanı vurduğunu?’ dedi Fikri Bey,

    ‘Babam hasta yatağında anlattı her şeyi. Ardından da ona karşı dikkatli olmamızı vasiyet etti. Birkaç gün sonra da vefat etti. O günden sonra babamın işlerini kardeşimle devraldık ve devam ettik, ta ki kardeşim Fatma Hanım’la evlenene kadar. Her şeye inandığı için zamanla kardeşimle aramız açıldı. O sırada bende yeni evlenmiştim ve eşim hamileydi, yani Serkan’a hamileydi. Öldürülen Fatma Hanım, çok iyi kalpli merhametli biriydi. Yalnız az önce dediğim gibi biraz saftı, her şeye inanıyordu. Onun bu zaafı başına iş aştı ve yıllarca ailesinden uzak yaşamasına sebep oldu. Onunla beraber Ayşe’de süründü, hem de amcasından ve kuzeninden habersiz yaşadı’

   ‘Lokman, Fatma Hanım’ı nasıl kandırmış ve Serkan onu eline nasıl geçmiş?’ dedi Fikri Bey.

   ‘Suat, o sırada iş gezisi için yurt dışını çıkmıştı. Bende o sıralar çinili pors

Yorumlar

  • Eda Zorlu: eğer birine zarar giderse kendine de gelebilir serkan korkarak yaklaşma hemen onu yapmaya
  • Aylin Gür: bu kadar dayak laf sokuşturmadı yalnızca seni düşündü baba ama farklı bir niyetin var
  • Vildan Sarıyer: Ne sinirli bir adamsın lokman kimin korktuğunu unutma
  • Duygu Aktaş: lokman bu durumu nasıl bilemez ki dışarıda kötü bir zihin var artık
  • Eylül Nadir: baba hiç sevmedin mi beni deme öyle serkan
  • Emre Meydan: Kelime söylemeyip ödeyeceksin yoksa tüm o dertlerden kurtulamazsın
  • Alper Akgün: yaşlı adamlara dikkat et başına iş açabilirler