Keşfet

🐝ARITÜRK🇹🇷: Rüya 🫯 9.Bölüm✨️

🐝ARITÜRK🇹🇷

🐝ARITÜRK🇹🇷: Rüya
🫯 9.Bölüm✨️

"Türkan!" diye kükredi Asım. Gözü dönmüş bir halde yerden ağır bir taş aldı ve Tarık’a doğru koşmaya başladı. Tarık ne olduğunu anlayamadan, Asım elindeki taşı bütün gücüyle onun kafasına indirdi. Tarık, acı bir feryat bile edemeden olduğu yere yığılıp bayıldı.

Kısa süre sonra sokak ambulans sesleriyle inliyordu. Tarık, kafası kanlar içinde sedyeye alınırken Türkan ağlayarak onun elini tutuyor, "Dayan ne olur," diye fayı feryat ediyordu. O sırada polisler de gelmişti; Asım, bir insanı kasten yaralamak suçundan kelepçelenerek götürülüyordu.

Hastaneye varıldığında durumun ciddiyeti anlaşıldı. Tarık apar topar ameliyata alınırken Türkan ameliyathane kapısında çökmüş durumdaydı. "Dayan sevdiğim, iyi olacaksın," diye hıçkırıyordu. Doktorlar, kafasına aldığı darbe nedeniyle Tarık’ın beyin kanaması geçirdiğini tespit etmişti.

Ameliyat devam ederken Tarık, bambaşka bir alemde rüya görmeye başladı...

Rüyasında, yeşil ipekten elbiseler içinde, altın ırmakların aktığı ve görkemli köşklerin olduğu huzur dolu bir yerdeydi. Yanına altın renginde, masmavi canlı gözleri olan bir at koşarak geldi. Bu at, Türkçe konuşabiliyordu! Tarık atın üstüne bindi. Atın devasa kanatları açıldı ve uçmaya başladılar; arkalarından gökkuşağı süzülüyordu.

Tarık adeta cennetteydi. Atıyla her yeri gezerken uzaktan siyah saçlı, masmavi gözlü, güzelliğiyle büyüleyen bir kız gördü. Hemen atını o yöne sürdü. Uzun bir sessizliğin ardından kıza seslendi:

"Güzel kız, sen de kimsin?"

Kız yavaşça önüne döndüğünde Tarık şaşkınlıktan donup kaldı. Bu Türkan’dı! O an kalbi heyecanla, hızla çarpmaya başladı.

Tam o sırada hastane odasında doktorlar elektroşok cihazıyla Tarık’ı hayata döndürmeye çalışıyordu. Vücudu sarsıldı ve Tarık nihayet hayata tutunup gözlerini açtı. Durumu iyiye gidiyordu.

Gözlerini açar açmaz ilk işi Türkan’ı aramak oldu. Türkan, yoğun bakım ünitesinin camı arkasında çaresizce bekliyordu. Tarık'ın uyandığını görünce doktorlardan içeri girmek için izin istedi. Gerekli kıyafetleri ve galoşları giyip odaya girdiğinde gözyaşlarını tutamadı.

"Tarık, durumun nasıl? Beni çok korkuttun," dedi Türkan hıçkırarak.

"İyiyim," dedi Tarık, bitkin ve yorgun bir ses tonuyla. Hemen ardından sordu: "Baban nerede?"

Türkan başını öne eğdi: "Babamı tutukladılar Tarık..."

Tarık bunu duyunca yerinden doğrulmaya çalıştı, Asım’ı kurtarmak istiyordu ama aldığı ağır darbe yüzünden kalkamadı. "Babanı oradan çıkarmamız gerek Türkan."

"Bence cezasını çekmeli Tarık! Sana bunu yapmaya hakkı yoktu," dedi Türkan öfkeyle.

Tarık, tok ve kararlı bir ses tonuyla cevap verdi: "Senin babasız kalmana göz yumamam. İyi olunca ilk işim şikayetçi olmadığımı söylemek olacak. Onu serbest bıraktıracağız."

Kısa bir sessizlikten sonra sordu: "Bizim çocuklar nerede? Tamer ile Mehmet?"

"Yoldalar, geliyorlar," dedi Türkan.

Tam o sırada kapı açıldı ve içeri Tamer ile Mehmet daldı. Tamer, her zamanki şakacı tavrıyla ortamı yumuşatmaya çalıştı: "Oo Tarık, maşallah iyisin! Duyunca çok üzüldük ama bakıyorum da kafandaki o sargı beziyle yakıyorsun hani!"

Odanın içindeki ağır hava bir anlığına dağıldı, hep beraber gülüştüler. Tarık, yorgun düşmüştü. "Benim biraz dinlenmem lazım arkadaşlar," dedi.

Türkan ve arkadaşları, Tarık’ı dinlenmesi için yalnız bırakarak sessizce odadan çıktılar.