Keşfet

12.BÖLÜM: RÜYA & FLASHBACK

AŞK HIZ VE GÜÇ

Arya gözlerini birden açtı.

Göğsü hızlı hızlı inip kalkıyordu. Birkaç saniye boyunca tavana baktı. Az önce gördüğü görüntüler hâlâ zihninin bir köşesinde dolaşıyordu; Ateş’in yüzü, Salvator Hukuk’un koridorları, anlam veremediği birkaç cümle...

Elini alnına götürdü.

— Ne garip bir rüyaydı...

Yatakta biraz daha oturdu. Sonra saate baktı.

07.12.

Arya kaşlarını çattı.

— Sekize yetişmem lazım.

Rüyayı tekrar düşünmek yerine yataktan kalktı. Terliklerini ayağına geçirip banyoya geçti. Musluğu açtı, avuçlarına aldığı soğuk suyu yüzüne çarptı. Aynadaki yansımasına birkaç saniye baktı. Sonra yüzünü kurulayıp cilt bakım ürünlerini sırayla kullandı.

Odasına döndüğünde dolabın kapağını açtı. Kısa bir süre kıyafetlerin arasında gezindikten sonra seçimini yaptı. Üzerini değiştirdi, saçlarını düzeltti ve aynanın karşısına geçti.

Makyaj çantasını açtı.

Fondöten, kapatıcı, allık, maskara, kaş ürünü ve dudak parlatıcısını kullanıp çantasını kapattı.

Telefonunu eline aldığında saat 07.47 olmuştu.

Arya’nın gözleri büyüdü.

— Harika.

Çantasını omzuna attı, anahtarlarını kontrol etti ve kapıya yöneldi.

Tam çıkarken bir an durdu.

Az önceki rüya...

Ateş’in yüzü zihninde yeniden belirdi.

Arya başını iki yana salladı.

— Saçmalama Arya.

Kapıyı çekip çıktı.

Saat tam 08.00'de Salvator Hukuk binasının önünde durdu.

Aynı anda karşı taraftan Ateş de geldi.

İkisi birkaç saniye birbirlerine baktı.

Ateş kapıya yönelip eliyle yolu gösterdi.

— Önce sen.

Arya kaşını kaldırdı.

— Ateş Bey, önce siz geçin.

— Israr etmiyorum.

— Ben de etmiyorum.

Ateş kısa bir nefes verdi.

— O zaman?

Arya çantasını düzeltti.

— Ateş Bey, pardon. Ben de şirketin anahtarı yok.

Ateş’in yüzündeki ifade bir anda değişti. Bakışları Arya’nın çantasına kaydı.

— Evinin anahtarı?

Arya elini çantasının içine attı. Parmakları anahtarlığa değince durdu.

Ateş’in dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.

— Onu da dün çantanda unutmuştun.

Arya birkaç saniye sustu.

Sonra ikisi de aynı anda gülmeye başladı.

Kapı açıldığında yan yana içeri girdiler.

Salvator Hukuk’un kapısından girer girmez Arya’nın önündeki masaya üç dosya bırakıldı.

— Bunların ikisi bugün içinde incelenecek. Diğeri yarınki duruşmanın dosyası.

Arya dosyaların üzerine baktı.

— Hepsi bugün mü?

Ateş ceketini çıkarıp sandalyesine bıraktı.

— Bugün sakin geçecek demedim.

Arya dosyalardan birini açtı.

İlk sayfadaki başlık gözlerine takıldı.

Kadın ve çocuk haklarının ihlali.

Bakışları birkaç saniye belgede kaldı.

— Bu davaya biz mi giriyoruz?

Ateş masasının diğer tarafına geçti.

— Evet. Müvekkilimiz ve çocuğu için tedbir talebimiz var. Dosyadaki belgeleri tek tek kontrol edeceğiz. Tanık ifadeleri, hastane kayıtları, yazışmalar ve diğer deliller.

Arya dosyayı kendine doğru çekti.

— O zaman başlayalım.

Saatler birbirini kovaladı.

Fotokopi makinesinin sesi, klavyelerin tıkırtısı ve koridorda gidip gelen insanların ayak sesleri birbirine karışıyordu. Arya bir belgeyi okuyor, önemli gördüğü yerlerin altını çiziyor, ardından başka bir dosyayla karşılaştırıyordu.

Öğleye doğru Ateş masanın yanına geldi.

— Şu belgeyi bana verir misin?

Arya uzattı.

Ateş almak için eğildiğinde elleri aynı anda dosyanın üzerinde buluştu.

İkisi de durdu.

Arya önce eline, sonra Ateş’in yüzüne baktı.

Ateş elini yavaşça çekti.

— Pardon.

— Önemli değil.

Arya yeniden dosyaya döndü.

Ama birkaç saniye boyunca aynı satırı okuyup durdu.

Öğleden sonra mahkeme salonu doluydu.

Arya arka tarafta belgeleri düzenlerken Ateş müvekkilinin yanında yerini aldı. Hakim salona girdiğinde herkes ayağa kalktı.

— Dosya numarası...

Zabıt katibinin sesi salonda yankılandı.

Dava başladığında Ateş ayağa kalktı.

— Sayın Hakim, dosyada bulunan belgeler ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilimizin ve çocuğunun güvenliğinin sağlanması gerektiği açıktır. Talebimiz, ilgili koruyucu ve önleyici tedbirlerin uygulanmasıdır.

Karşı tarafın avukatı itiraz etti.

— Sayın Hakim, sunulan bazı belgelerin olayın tamamını yansıtmadığını düşünüyoruz.

Ateş dosyadaki bir belgeyi kaldırdı.

— Buna ilişkin açıklamamız var.

Arya hemen ilgili belgeyi bulup Ateş’e uzattı.

Ateş belgeyi aldı.

Kısa bir an göz göze geldiler.

— Teşekkür ederim.

Arya sadece başını salladı.

Duruşma devam ederken Arya not almaya devam etti. Çocukla ilgili bölüm geldiğinde kalemi birkaç saniyeliğine durdu. Sonra yeniden yazmaya başladı.

Duruşma sona erdiğinde herkes yavaş yavaş salondan çıkarken Ateş Arya’nın yanına geldi.

— İyi iş çıkardın.

Arya başını kaldırdı.

— Ben mi?

— Evet, sen.

Arya dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümsemeyle dosyaları topladı.

— İlk davam sayılır. Batırmamışım demek.

Ateş ona baktı.

— Batırmadın.

Arya çantasını omzuna aldı.

— Bu kadar ciddi bir adamdan iltifat almak da başarı sayılır herhalde.

Ateş ilk kez açıkça gülümsedi.

— Fazla alışma.

Arya yanından geçerken başını çevirip ona baktı.

— Merak etmeyin Ateş Bey. Siz de fazla alışmayın.

Salvator Hukuk’ta günün son ışıkları camlardan içeri süzülürken Arya masasındaki son belgeyi de dosyanın arasına yerleştirdi.

Telefonu çaldı.

Ekranda Efe yazıyordu.

Arya birkaç saniye ekrana baktıktan sonra telefonu açtı.

— Alo?

Karşı taraftan Efe’nin sesi geldi.

— Nasıl oldun? İyi misin?

Arya sandalyesine yaslandı.

— Şimdi mi soruyorsun?

— Arya...

— Hastayken bir kere bile gelmedin. Şimdi bana nasıl olduğumu mu soruyorsun?

Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu.

— Nasıl gelmedim ben?

Arya’nın kaşları çatıldı.

— Gelmedin işte.

— Yanına gelmeye çalıştım.

Arya’nın yüzündeki ifade değişti.

— Ne?

— Kaç kere seni görmek istedim, biliyor musun? Her seferinde Ateş engelledi.

Arya ayağa kalktı.

— Ateş mi?

— Evet. İzin vermedi. Seni dinlenmen gerektiğini söyleyip beni geri çevirdi.

Arya telefonu kulağından biraz uzaklaştırdı.

Bakışları koridorun sonundaki Ateş’in kapısına kaydı.

— Emin misin?

— Eminim Arya. Sana ulaşmaya çalıştım.

— Neden bana söylemedin?

— Sana ulaşamıyordum ki.

Arya’nın parmakları telefonun kenarında sıkılaştı.

— Tamam.

— Arya, gerçekten—

— Sonra konuşuruz Efe.

Telefonu kapattı.

Bir süre olduğu yerde kaldı.

Sonra bakışları yeniden Ateş’in odasına çevrildi.

Dosyayı eline aldı ve koridorda yürümeye başladı.

Kapının önünde durdu.

İçeriden çocuk sesleri geliyordu.

Arya’nın eli kapı kolunda kaldı.

Bir an tereddüt etti.

Sonra kapıyı açtı.

— Ateş Bey, lütfen iki dakika dışarı gelir misiniz?

Sesindeki öfkeyi çocuklara belli etmemek için kelimelerini özellikle sakin seçmişti.

Ateş başını kaldırdı.

Karşısında oturan iki çocuğun arasında, masanın üzerinde açık duran birkaç kitabı gördü.

— Şu anda gelemem. Çocuklarımla ilgileniyorum.

Arya’nın yüzündeki ifade bir anda dondu.

— Çocuklarınızla mı?

Ateş cevap vermeden ona baktı.

Arya’nın gözleri önce çocuklara, sonra Ateş’e çevrildi.

— Nasıl yani?

Bir adım geriye çekildi.

— Sizin... çocuğunuz mu var?

Ateş’in bakışları değişti.

Odadaki sessizlik birkaç saniye sürdü.

Arya hiçbir şey söylemeden kapının yanında bekledi.

Az önceki öfkesi, yerini bambaşka bir şaşkınlığa bırakmıştı.

Arya birkaç saniye boyunca kapının eşiğinde öylece kaldı.

— Sizin... çocuklarınız mı var?

Ateş cevap vermeden önce kız çocuğunun saçını düzeltti.

— Sevgi, kitabını kapat. Artık eve gitme vakti.

Kız başını salladı.

Yanındaki erkek çocuk sandalyesinden kalktı.

— Ayaz, çantanı al.

Arya çocukların isimlerini zihnine kazır gibi tekrar etti.

Sevgi. Ayaz.

Ateş kapıya yöneldiğinde Arya kenara çekildi.

— Özür dilerim.

Ateş durdu.

— Neden?

Arya cevap vermedi.

Çünkü birkaç dakika önce öfkeyle geldiği odadan şimdi kafasında onlarca soruyla çıkıyordu.

Yurda döner dönmez Defne’yi aradı.

— Nerdesin?

— Odadayım. Ne oldu?

Arya kapıyı açtı.

— Her şeyi anlatacağım ama önce otur.

Defne yatağın kenarına geçti.

Arya günün başından itibaren yaşananları anlattı. Sabah Ateş’le karşılaşmalarını, davayı, mahkeme salonunu, Efe’nin telefonunu...

Sonra durdu.

— Bir de Ateş’in odasına girdim.

Defne kaşlarını kaldırdı.

— Eve