15. BÖLÜM: SÖYLENEMEYENLER
Odanın içindeki bütün sesler bir anda kesilmişti.
Efe kapının yanında durmuş, Ayşe ve Şule şaşkınlıkla birbirlerine bakarken Arya'nın gözleri hâlâ Ateş'in üzerindeydi. Birkaç saniye önce sorduğu soru, odanın içinde asılı kalmıştı.
— Beni bu kadar niye önemsiyorsunuz, Ateş Bey?
Ateş'in yüzündeki ifade değişti.
Sanki o tek cümle, günlerdir sakladığı ne varsa önüne sermişti. Gözlerini Arya'dan kaçırdı. Bir an yere baktı, sonra tekrar ona döndü. Dudakları aralandı fakat söyleyeceği kelime gelmedi.
Arya bekledi.
Ateş bir adım attı.
Sonra durdu.
Ellerini iki yanında sıkıp bıraktı. Derin bir nefes aldı. Gözlerinde ilk kez alışık olmadığı bir tereddüt vardı.
— Ben…
Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
Arya'nın kalbi hızlandı.
— Ateş Bey?
Ateş başını kaldırdı.
Bir süre daha sustu.
Sonunda kelimeler, sanki boğazından zorla çıkıyormuş gibi döküldü.
— Çünkü…
Yutkundu.
— Çünkü seni seviyorum, Arya.
Arya'nın yüzündeki ifade dondu.
Sanki odadaki herkes bir anda uzaklaşmıştı.
Ayşe'nin şaşkın bakışları, Şule'nin elini ağzına götürmesi, Efe'nin kapının yanında hareketsiz kalması… hiçbirini tam olarak göremiyordu.
Sadece Ateş vardı.
Ve o cümle.
Çünkü seni seviyorum.
Arya birkaç saniye boyunca nefes almayı bile unutmuş gibiydi. Gözleri Ateş'in gözlerinden ayrılmadı. İçinde bir yer, bu cümleyi aylardır beklemişti belki. Fakat duyduğu anda rahatlamak yerine göğsünün tam ortasında ağır bir sızı hissetti.
Çünkü bu cümlenin arkasında başka bir gerçek vardı.
Arya bunu biliyordu.
Dudaklarını araladı.
— Bir nişanlınız varken…
Sesi titredi.
— Beni seviyorsunuz, Ateş Bey?
Ateş'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
Arya gözlerini kaçırdı.
— Bu doğru değil.
Yataktan kalkmaya çalıştı.
Ayşe hemen yanına geldi.
— Arya, yavaş.
Şule de diğer tarafından koluna girdi.
— Daha yeni kendine geldin. Birden ayağa kalkma.
Arya ellerini yatağın kenarına bastırarak doğruldu.
— Eve gitmek istiyorum.
— Önce biraz oturman gerek, dedi Ayşe.
— Hayır.
Arya başını salladı.
— Eve gitmek istiyorum.
Ayaklarını yere bastığı anda başının içi yeniden dönmeye başladı.
Odanın duvarları birkaç saniyeliğine birbirine yaklaştı sanki.
Arya sendeledi.
— Arya!
Ateş düşünmeden ileri atıldı.
Bir eli Arya'nın koluna, diğeri belinin yanına geldi. Onu düşmeden tuttu.
— İyi misin?
Arya birkaç saniye gözlerini kapattı.
Sonra Ateş'in eline baktı.
Ateş'in parmakları hâlâ kolundaydı.
Arya yavaşça onun elini geri itti.
— Bana dokunmayın.
Ateş'in eli havada kaldı.
Arya başını kaldırıp ona baktı.
— Lütfen.
Bu kez sesi daha yumuşaktı.
Ama daha acıydı.
Ateş elini indirdi.
Ayşe Arya'nın diğer kolunu tuttu.
— En azından birkaç dakika otur.
Arya başını salladı.
— Evime gitmem gerekiyor.
Şule kaşlarını çattı.
— Bu hâlde tek başına gidemezsin.
— Arabam da yok.
Efe hemen öne çıktı.
— Ben bırakırım.
Ateş aynı anda konuştu.
— Ben götürürüm.
Arya başını kaldırdı.
İki adam da ona bakıyordu.
Odanın içinde yeniden sessizlik oluştu.
Efe'nin yüzünde sakin ama endişeli bir ifade vardı.
Ateş ise hiçbir şey söylemeden Arya'ya bakıyordu.
Sanki kararın çoktan verilmesini istiyor ama bunu söylemeye hakkı olmadığını da biliyordu.
Arya birkaç saniye ikisinin arasında kaldı.
İlk baktığı kişi Ateş oldu.
İçindeki ses hiç düşünmeden onun adını söylemişti.
Onunla git.
Ama hemen ardından başka bir düşünce geldi.
Nişanlısı var.
Arya'nın yüzündeki küçük umut söndü.
Başını eğdi.
— Ateş Bey…
Ateş gözlerini ondan ayırmadı.
Arya derin bir nefes aldı.
— İlk başta sizi seçmek istedim.
Ateş'in bakışları değişti.
— Ama…
Arya'nın sesi kırıldı.
— Sizin bir nişanlınız var.
Ateş cevap vermek için ağzını açtı.
Arya elini kaldırarak onu durdurdu.
— Hayır. Lütfen hiçbir şey söylemeyin.
Gözleri dolmuştu.
— Eğer sizinle gelirsem… onun canı yanacak.
Ateş'in yüzü gerildi.
Arya devam etti.
— Ben başka bir kadının benim yüzümden üzülmesini istemiyorum.
Bu kez gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
Hemen sildi.
— Ne kadar canım yansa da istemiyorum.
Ateş ona baktı.
Uzun uzun.
Arya'nın gözlerinde söyleyemediği bir şey vardı.
Ateş bunu gördü mü, Arya bilmiyordu.
Ama kendisi biliyordu.
Ateş'e karşı hissettiği şey artık inkâr edebileceği kadar küçük değildi.
Arya âşıktı.
Belki de uzun zamandır.
Sadece bunu kendisine bile itiraf etmeye cesaret edemiyordu.
Efe sessizce kapıya doğru çekildi.
— Hazırsan gidelim.
Arya başını salladı.
Ayşe ve Şule'nin yardımıyla birkaç adım attı.
Kapıya yaklaşırken bir kez daha arkasına baktı.
Ateş hâlâ aynı yerde duruyordu.
Arya'nın gözleri onun gözlerine değdi.
O bakışta bir sürü cümle vardı.
Gitme.
Benimle gel.
Beni bırakma.
Ama Ateş hiçbirini söylemedi.
Arya da hiçbirini duymamış gibi yaptı.
Kapıdan çıktı.
Koridorda birkaç adım ilerledi.
Sonra arkasından gelen ayak seslerini duydu.
Ateş değildi.
Efe'ydi.
Arya'nın içindeki küçük umut da böylece sessizce söndü.
Dışarı çıktıklarında serin hava yüzüne çarptı.
Efe aracın kapısını açtı.
Arya binmeden önce bir an durdu.
Başını kaldırıp binanın girişine baktı.
Ateş kapının önünde duruyordu.
İkisinin arasında birkaç metre vardı.
Ama Arya'ya göre aralarındaki mesafe bundan çok daha fazlaydı.
Ateş'in gözleri Arya'nın gözlerine kilitlendi.
Arya bir an gerçekten onun yanına dönecekmiş gibi oldu.
Fakat sonra bakışlarını indirdi.
Araca bindi.
Kapı kapandı.
Efe sürücü koltuğuna geçti.
Motor çalıştı.
Araç yavaşça hareket ederken Arya camdan dışarı baktı.
Ateş olduğu yerde kalmıştı.
Araç uzaklaştıkça görüntüsü küçüldü.
Arya gözlerini kapattı.
Bir elini göğsünün üzerine koydu.
Kalbi hâlâ aynı şeyi söylüyordu.
Ama aklı başka bir şey söylüyordu.
Ve bu kez aklını dinlemişti.
Araç birkaç dakika boyunca sessizce ilerledi.
Efe radyoyu açmadı.
Arya da konuşmadı.
Şehrin ışıkları camın üzerinden kayıp gidiyordu.
Arya başını cama yasladı.
Gözlerini kapattığında Ateş'in sesi yeniden kulaklarında yankılandı.
Çünkü seni seviyorum, Arya.
Arya gözlerini açtı.
Dudaklarından belli belirsiz bir cümle döküldü.
— Keşke bunu söylemeseydiniz…
Efe onu duydu ama cevap vermedi.
Çünkü Arya'nın yüzüne baktığında, onun aslında Ateş'e kızmadığını anlamıştı.
Arya kendisine kızıyordu.
Onu sevdiği için.
Araç şehirden uzaklaştıkça sokakların ışıkları azalmaya başladı.
Efe direksiyona iki eliyle tutunmuş, gözlerini yoldan ayırmıyordu. Arya ise başını cama yaslamıştı. Dışarıdaki ışıklar yüzünün üzerinden birer birer geçiyor, ardından karanlıkta kayboluyordu.
İkisinin arasında garip bir sessizlik vardı.
Efe birkaç kez konuşacak gibi oldu ama vazgeçti.
Sonunda Arya sessizliği bozdu.
— Radyoyu açabilir miyiz?
Efe ona kısa bir bakış attı.
— Tabii.
Elini radyoya uzattı.
Bir tık.
Önce cızırtı duyuldu.
Sonra başka bir frekansa geçti.
Ve bir anda araçta bir şarkı yükseldi.
Arya'nın parmakları koltuğun üzerinde hareketsiz kaldı.
Şarkının melodisi…
Bir şeyleri tetiklemişti.
Henüz sözler başlamamıştı.
Ama Arya'nın yüzündeki ifade değişmişti.
Kaşları hafifçe çatıldı.
Nefesi yavaşladı.
Efe bunu fark etti.
— Arya?
Arya cevap vermedi.
Şarkının ilk sözleri duyuldu.
“Senden çocuğum olsun istiyorum…”
Arya'nın gözleri bir anda büyüdü.
Kalbi sertçe çarptı.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra araçta oturan Arya'nın görüntüsü sanki yavaş yavaş silinmeye başladı.
Yerine başka bir görüntü geldi.
Güneşli bir gündü.
Arya kendisini nerede olduğunu anlayamadığı bir odada buldu.
Duvarın yanında bir sandalye vardı.
Pencereden içeri sıcak bir ışık süzülüyordu.
Ve karşısında…
Ateş vardı.
Elinde gitar tutuyordu.
Arya birkaç saniye boyunca ona baktı.
Ateş'in yüzünde o alışılmış ciddi ifade yoktu.
Gülümsüyordu.
Gerçekten gülümsüyordu.
Gitarın tellerine parmaklarını dokundurdu.
İlk nota odanın içinde yankılandı.
Arya'nın kalbi hızlandı.
— Ne yapıyorsun?
Ateş başını kaldırdı.
— Sana bir şey söylemeye çalışıyorum.
— Şarkıyla mı?
— Başka türlü söyleyemiyorum.
Arya istemsizce gülümsedi.
— Sen mi söyleyemiyorsun?
Ateş gitarın tellerine yeniden dokundu.
— Evet.
Sonra şarkıyı söylem