5.BÖLÜM: BİR RİCA &BİR ŞART
Sabahın ilk ışıkları üniversitenin yüksek camlarından içeri süzülürken kampüs yavaş yavaş hareketlenmeye başlamıştı. Koridorlarda ayak sesleri birbirine karışıyor, sınıfların kapıları birer birer açılıyor, kantinden yükselen kahve kokusu sabahın serin havasına karışıyordu. Arya, çantasını omzuna geçirip merdivenlerden çıkarken bir yandan telefonundaki ders programına bakıyor, bir yandan da Defne'nin bitmek bilmeyen staj yakınmalarını dinliyordu. Defne onun yanında hızlı adımlarla yürüyordu. Elinde tuttuğu telefonun ekranında onlarca hukuk bürosunun adı vardı. "Şuna bak," dedi bir anda. "Burası öğrencileri kabul ediyormuş ama yorumlarda herkes çalışma saatlerinin çok uzun olduğunu söylemiş. Şu da stajyer alıyor ama şehir merkezinin dışında. Bu zaten bizi almıyormuş. Bir diğeri de başvuru için üç hafta önceden randevu istiyormuş." Arya hafifçe gülümsedi. "Sen bütün büroları araştırmışsın." "Tabii araştırdım. Çünkü siz ikiniz son haftaya kadar beklemeyi tercih ettiniz." Birkaç adım geriden gelen Efe konuşmaya katıldı. "Ben beklemedim. Ben geçen hafta üç yere mail attım." Defne dönüp ona baktı. "Ve üçünün de cevabı neydi?" Efe omuz silkti. "Biri doluyuz dedi, biri dönüş yapmadı, diğerinin maili otomatik cevap gönderdi." Arya istemeden güldü. "Harika. Üçümüz de aynı noktadayız." Koridorun sonundaki banklardan birine oturdular. Arya çantasından küçük bir defter çıkarıp boş bir sayfa açtı. "Tamam. Bugün derslerden sonra büro büro dolaşacağız. Bir yer bulmadan eve dönmek yok." Defne elini kaldırdı. "Anlaştık." Efe de başını salladı. "Ben de birkaç yer daha araştırırım."
Günün ilk dersine girmeden önce üçü bir süre daha staj konusunu konuştu. Arya, hukuk bürosunun yalnızca stajyer kabul etmesini değil, gerçekten bir şey öğrenebilecekleri bir yer olmasını istiyordu. Defne ise daha çok çalışma ortamına önem veriyordu. Efe'nin beklentisi ise biraz daha farklıydı; onun için önemli olan, mezun olduktan sonra işine yarayacak deneyim kazanabilmekti. Konuşmalarının arasında Arya'nın zihninde son günlerde yaşadığı başka şeyler de dolaşıyordu. Kemal'in gerçek babası olmadığını öğrenmesinin üzerinden çok zaman geçmemişti ve bu gerçekle yaşamaya çalışmak, üniversitedeki sıradan hayatını bile zorlaştırıyordu. Derslerde öğretim görevlilerini dinlerken bile aklına bazen aynı soru geliyordu: Gerçek babası kimdi? Annesi neden yıllarca susmuştu? Daha kaç şey kendisinden saklanmıştı? Telefonunun titremesiyle düşüncelerinden sıyrıldı. Ekranda kayıtlı olmayan bir numara vardı. Birkaç saniye boyunca numaraya baktı. "Kim arıyor?" diye sordu Defne. "Bilmiyorum." Arya aramayı beklerken ekran bir anda değişti ve mesaj bildirimi geldi. Mesajı açtı. Gönderen numara hâlâ kayıtlı değildi. Mesajın içinde yalnızca tek bir kelime vardı: "Merhaba."
Arya'nın kaşları hafifçe çatıldı. "Kimmiş?" Efe merakla ona doğru eğildi. Arya telefonu ikisine de göstermeden önce bir an tereddüt etti. Tam mesajı kapatacakken ikinci mesaj geldi. "Ben Ateş." Arya'nın parmakları bir anda hareketsiz kaldı. Defne onun yüzüne baktı. "Ateş mi?" Arya yavaşça başını kaldırdı. "Evet." Efe'nin yüzündeki ifade de değişti. "Ateş Salvator?" Arya cevap vermek yerine telefonu masanın üzerine bıraktı. Üçü birkaç saniye boyunca sessiz kaldı. Ardından yeni bir mesaj geldi. "Ateş Salvator. Muhtemelen beni tanıyorsun." Arya derin bir nefes aldı ve bu kez cevap yazdı. "Numaramı nereden buldun?" Mesajın altında birkaç saniye boyunca "yazıyor" ibaresi göründü. Ardından cevap geldi. "Bunu yüz yüze konuşuruz." Arya'nın kaşları daha da çatıldı. "Neden bana mesaj attın?" Ateş'in cevabı kısa sürdü. "Staj." Arya şaşkınlıkla ekrana baktı. "Staj mı?" Birkaç saniye sonra yeni mesaj geldi. "Staj yapacağınız hukuk bürosunu aradığınızı biliyorum. Salvator & Partners'a gel." Arya'nın gözleri büyüdü. Defne telefonu elinden aldı ve mesajları okudu. "Bu adam sizin staj aradığınızı nereden biliyor?" Efe'nin yüzü ciddileşti. "Bence bunu öğrenmenin en iyi yolu gidip sormak." Arya telefonunu geri aldı. "Bugün derslerden sonra gidelim." Ateş'in son mesajı tam o sırada geldi: "Saat beşte seni bekliyorum, Arya." Arya ekranı birkaç saniye boyunca izledi. Sonra telefonu kapattı. Fakat içindeki huzursuzluk kapanmamıştı.
Dersler sona erdiğinde Arya diğer ikisine dönüp, "Siz büroya geçin," dedi. Defne şaşkınlıkla baktı. "Sen gelmeyecek misin?" Arya başını iki yana salladı. "Önce eve uğramam gerekiyor. Annemle konuşmam gereken bir şey var." Efe soru sormak üzereydi ama Arya'nın yüzündeki ifadeyi görünce vazgeçti. Defne yalnızca, "Tamam. Sonra bize gelirsin," dedi. Arya kampüsten ayrılıp eve doğru yürürken her adımında içindeki düğüm biraz daha sıkılaşıyordu. Annesiyle konuşmayı kaç kez kafasında kurduğunu bilmiyordu. Her seferinde başka bir cümleyle başlamış, sonunda aynı sorulara dönmüştü. Neden? Neden Kemal'in gerçek babası olmadığını ondan saklamıştı? Neden yıllarca ona hiçbir şey söylememişti? Neden kendi hayatının en önemli gerçeğini başkasının kararıyla öğrenmek zorunda kalmıştı? Eve geldiğinde kapıyı açtı. İçeri girdiği anda çocukluğundan beri bildiği o tanıdık koku yüzüne çarptı. Bir an durdu. Bu evde geçirdiği yıllar gözlerinin önünden geçti. Fakat artık her anının altında başka bir soru yatıyordu. Salondan annesinin sesi geldi. "Arya, sen misin?" "Benim." Annesi salona çıktığında kızının yüzündeki ifadeyi görünce durdu. "Bir şey olmuş." Arya çantasını yere bıraktı. "Evet. Oldu." Annesi endişeyle ona yaklaştı. "Ne oldu?" Arya birkaç saniye boyunca konuşmadı. Sonra gözlerini annesinin gözlerine dikti. "Aile bağlarımızı koparmak istiyorum."
Annesinin yüzündeki ifade bir anda değişti. "Ne diyorsun sen?" "Gayet açık konuşuyorum." "Arya, otur. Önce sakinleş." "Sakinleşemiyorum anne." Arya'nın sesi titremeye başlamıştı ama bu kez geri çekilmeye niyeti yoktu. "Çünkü hayatım boyunca bana anlatılan şeylerin doğru olmadığını öğrendim." Annesi başını eğdi. "Biliyorum." "Biliyor musun?" Arya acı bir gülümsemeyle güldü. "Sen biliyordun. Ben bilmiyordum. Aradaki fark bu." Annesi ona yaklaşmak istedi. "Seni korumaya çalıştım." Arya bir adım geriledi. "Herkes aynı şeyi söylüyor. 'Seni korumaya çalıştım.' Peki beni kim koruyacak? Ben yıllarca kim olduğumu bilmeden yaşarken beni kim korudu?" Annesinin gözleri doldu. "Sen benim kızımsın." Arya'nın gözleri de dolmuştu. "Ama Kemal benim babam değil." "Bunun seni ne kadar üzdüğünü biliyorum." "Hayır, bilmiyorsun." Arya'nın sesi yükseldi. "Çünkü sen bunu yıllardır biliyordun. Ben ise bunu öğrendiğim gün bütün çocukluğumu yeniden düşündüm. Bana 'baban' dediğin adamın aslında babam olmadığını öğrendim. Sonra kendime baktım ve düşündüm: Ben kimim? Nereden geldim? Gerçek babam kim? Sen neden sustun?" Annesi ağlamaya başladı. "Çünkü seni kaybetmekten korktum." Arya'nın yüzündeki öfke bir anlığına kırıldı ama hemen yeniden sertleşti. "Peki beni bunca yıl sevmedin mi?" "Arya..." "Neden beni sevmedin anne?" "Seni sevdim." "O zaman neden bana gerçeği söylemedin?" Annesi cevap veremedi. Arya'nın gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. "Ben senin öz kızın bile değilim. Bunu öğrendiğimde neden ilk düşündüğüm şey 'Demek ki annem beni hiç istemedi' oldu biliyor musun? Çünkü bana hiçbir zaman gerçeği anlatmadın. İnsan kendi annesine bile güvenemeyince kime güvenecek?"
Annesi ellerini yüzüne kapattı. "Sen benim öz kızım olup olmadığınla ölçülecek biri değilsin. Sen benim kızımsın." Arya başını iki yana salladı. "Ben artık sadece bunu duymak istemiyorum. Kan bağı var mı yok mu bilmek istiyorum. Gerçeği bilmek istiyorum." Annesi hemen başını kaldırdı. "DNA testi yaptırmana izin vermiyorum." Arya şaşkınlıkla baktı. "İzin mi?" "Evet." "Ben senden izin istemiyorum." "Arya, bunu yapma." "Yapacağım." "Sonra ne olacak? Beni tamamen hayatından mı çıkaracaksın?" Arya uzun süre sessiz kaldı. "Bilmiyorum." Annesinin gözleri yeniden doldu. "Ben seni kaybetmek istemiyorum." Arya kapıya doğru yöneldi. "Ben de bütün hayatımı kaybetmek istemiyorum." "Nereye gidiyorsun?" "Gerçeği öğrenmeye." "Arya!" Arya kapıda durdu. Arkasını dönmeden konuştu. "DNA test
Yorumlar
- Sevda: 😭
- Sevgi Bulut: Efe için değer mi Arya
- Sevgi Bulut: 😮
- Sevgi Bulut: 🔥👏