Keşfet

7. BÖLÜM: KİMİN TARAFINDASIN

AŞK HIZ VE GÜÇ

Ateş'in arabası evin önünde durduğunda motorun sesi kesildi, fakat gecenin içindeki gerilim sanki hâlâ arabanın içinde asılı kalmıştı. Arya kapının açılmasını bile beklemeden kemerini çözdü ve arabadan indi. Hızlı adımlarla kapıya yönelirken Ateş arkasından geldi. Anahtar kilide girdiği anda Arya döndü. "Bana bir daha bunu yapma." Ateş kaşlarını çattı. "Neyi?" Arya'nın eli havaya kalktı. "Oraya götürüp sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmayı." Ateş kapıyı açtı. "İçeri gir." "Bana emir verme." Arya içeri girdi ama durmadı. Çantasını koltuğun üzerine bıraktı, sonra tekrar ona döndü. "Senin için o yarış normal olabilir ama benim için değildi." Ateş kapıyı kapattı. "Normal olduğunu söylemedim." "Söylemene gerek yok. Yüzünden belli." Ateş ceketini çıkardı. "Yarışın nasıl olduğunu biliyordun." Arya kısa bir kahkaha attı. "Hayır, bilmiyordum. İnsanların birbirlerine saldıracağını bilmiyordum. Senin de ortasına dalacağını bilmiyordum." Ateş'in çenesi gerildi. "Sana dokunan oldu mu?" Arya sustu. Sorusunun beklenmedik şekilde doğrudan gelmesi öfkesini bir anlığına böldü. "Konu bu değil." "Benim için konu bu." "İşte yine aynı şeyi yapıyorsun." "Neyi?" "Soruyu değiştiriyorsun." Ateş ona doğru birkaç adım attı. "Çünkü sen benim sorduğum hiçbir soruya cevap vermiyorsun." Arya geri çekilmedi. "Çünkü sen bana hiçbir şeyi açıklamıyorsun." İkisinin sesi yükseldikçe evin sessizliği küçülüyor, aralarındaki birkaç metre sanki gittikçe daralıyordu. Ateş başını hafifçe yana eğdi. "Bazen bazı şeyleri bilmemek senin için daha güvenli." Arya'nın gözleri sertleşti. "Benim adıma karar vermeyi bırak." "Senin adına karar vermiyorum." "Veriyorsun!" Arya'nın sesi salonda yankılandı. "Beni yarışa götürdün, ne olduğunu anlatmadın, sonra kavga çıkınca yine hiçbir açıklama yapmadın. Şimdi de bana güvenliğin için yaptığını söyleyeceksin." Ateş sustu. Arya onun sessizliğini görünce bir adım daha attı. "Haksız mıyım?" Ateş'in cevabı gecikmedi. "Hayır." Arya'nın yüzündeki öfke bir anlığına durdu. "O zaman neden hâlâ aynı şeyi yapıyorsun?" Ateş gözlerini ondan ayırmadı. "Çünkü seni korumakla sana her şeyi anlatmak arasında seçim yapmak zorunda kaldığımda..." Birkaç saniye sustu. "Her zaman ilkini seçerim." Arya'nın parmakları istemsizce sıkıldı. "Ben korunmak istemiyorum." "Biliyorum." "O zaman beni dinle." "Dinliyorum." "Hayır, Ateş. Duymuyorsun." Bu kez sessizlik ikisinin arasına ağır bir perde gibi indi. Ateş cevap vermedi. Arya da birkaç saniye ona baktıktan sonra başını çevirdi. "Sana güvenmek gerçekten zor."

Gece boyunca odaların ışıkları tek tek söndü. Fakat sabah olduğunda şehir çoktan hareketlenmişti. Efe'nin telefon ekranında aynı görüntü defalarca oynuyordu. Araba farları, kalabalık, yarışın başlangıcı ve ardından kameranın sarsıldığı birkaç saniye... Görüntünün sonunda Ateş açıkça görünüyordu. Efe videoyu durdurdu. Parmağı ekranın üzerinde birkaç saniye bekledi. Sonra yeniden oynattı. Bu kez görüntünün altına dosyaları ekledi ve şikâyetini gönderdi. Öğle saatlerine doğru polis ekipleri olayla ilgili inceleme yapmak üzere harekete geçti. Trafik Şube ekipleri yarışın kendisiyle, Organize Suçlarla Mücadele ekipleri ise yarışın arkasında daha büyük bir bağlantı olup olmadığıyla ilgileniyordu. Efe'nin beklediği şey basitti: Ateş'in kapısına dayanacaklar, onu götürecekler ve her şey bitecekti. Fakat saatler sonra ekipler geldikleri gibi ayrıldığında Efe'nin yüzündeki ifade değişti. Pencereden polis araçlarının uzaklaşmasını izledi. "Bu kadar mı?" dedi kendi kendine. Telefonunu çıkardı. Gönderdiği videoyu açtı. Sonra ekrandaki Ateş görüntüsüne baktı. "Bu kadar açıkken nasıl hiçbir şey yapmadınız?" Ertesi gün yeniden karakola gitti. Şikâyetini tekrarladı. Bir sonraki gün yine geldi. Her seferinde aynı dosyanın peşinden gitti. Görevliler artık onu tanıyordu. Efe'nin masasının önünde duran dosya kalınlaştıkça öfkesi de büyüyordu. "Ben size görüntü verdim," dedi bir gün. "Daha ne gerekiyor?" Karşısındaki görevli sakin bir sesle, "İnceleme devam ediyor," dedi. Efe dişlerini sıktı. "Ben inceleme istemiyorum. İşlem yapılmasını istiyorum." Cevap gelmedi. Efe kapıyı sertçe kapatıp çıktı. Fakat birkaç saat sonra telefonu çaldı. Ekranda bilinmeyen bir numara vardı. "Efe Bey?" "Evet." "Karakola gelmeniz gerekiyor." Efe'nin yüzünde küçük bir gülümseme oluştu. "Ateş için mi?" Karşıdaki ses birkaç saniye sustu. "Sadece gelmeniz gerekiyor."

Karakolun koridorunda beklerken Efe'nin ayağı yere sabırsızca vuruyordu. Kapı açıldı. İçeriden çıkan adamın yüzünü görünce Efe'nin kaşları çatıldı. Ali Soykan. Üniformasının üzerindeki isimlik ışığın altında net bir şekilde görünüyordu. Ali dosyayı eline aldı. "Efe?" "Benim." "Gel." Odaya girdiklerinde Ali kapıyı kapattı. Dosyayı masaya bıraktı. Efe hemen konuşmaya başladı. "Ben kaç gündür bunu anlatıyorum. Yarış var, görüntü var, Ateş var. Ama adam hâlâ dışarıda." Ali sandalyesine oturdu. "Görüntüleri izledik." "O zaman?" "O zaman ne?" Efe ellerini masaya koydu. "Neden hiçbir şey yapmıyorsunuz?" Ali'nin bakışları dosyadan Efe'ye kaydı. "Sen Ateş'in tutuklanmasını istiyorsun." "Evet." "Neden?" "Çünkü yaptığı şey ortada." Ali birkaç saniye onu izledi. "Bazen bir görüntü, gördüğünü sandığın şeyin tamamını göstermez." Efe öfkeyle güldü. "Yani şimdi de onu savunuyorsunuz." "Ben kimseyi savunmuyorum." "Ama hiçbir şey yapmıyorsunuz." Ali dosyayı kapattı. "Şikâyetin alındı." "Ben tekrar tekrar geldim." "Biliyorum." "O zaman neden beni çağırdınız?" Ali'nin yüzündeki ifade değişmedi. "Çünkü artık senin şikâyetinden başka bir konu var." Efe'nin kaşları çatıldı. "Ne konusu?" Ali ayağa kalktı. "Bunu birazdan öğreneceksin." Efe'nin içindeki huzursuzluk ilk kez öfkesinin önüne geçti.

Kapı kapandığında Ali birkaç saniye yerinden kıpırdamadı. Sonra masanın üzerindeki dosyayı tekrar açtı. Ateş'in fotoğrafı sayfanın üzerinde duruyordu. Ali'nin parmakları fotoğrafın kenarında gezindi. Ardından çekmeceden başka bir dosya çıkardı. Bu dosyada polis kayıtları yoktu. Yarışların gece çekilmiş görüntüleri, araç fotoğrafları ve farklı tarihler bulunuyordu. Ali sayfaları çevirdi. Bir fotoğrafta Ateş'in arabası vardı. Hemen yanında ise başka bir araç. Direksiyonun başındaki kişi Ali'ydi. Bir başka görüntüde iki araç aynı virajda yan yana ilerliyordu. Altındaki tarihler yıllar öncesine aitti. Ali fotoğrafa bakarken yüzündeki polis memuru ifadesi kayboldu. "Hâlâ aynı," diye fısıldadı. Çünkü Ateş'in bilmediği, Efe'nin ise henüz öğrenemediği gerçek buydu: Ali Soykan yalnızca bu dosyayı inceleyen bir polis değildi. Geceleri pistlerin ışıkları altında direksiyon başına geçen isimlerden biriydi. Ateş'in yıllardır karşısına çıkan, onu geçmek için yarışan ve onun da kendisini geçmeye çalıştığı rakibi Ali Soykan'dı. Bu yüzden Ateş'e karşı dosyayı büyütmek yerine kapatıyordu. Fakat Efe'nin ısrarı başka bir probleme dönüşmüştü. Ali dosyayı kapatamayacağı bir noktaya geldiğini fark edince Efe'nin üzerine yönelmişti. Birkaç dakika sonra koridordan bir kapı sesi geldi. Efe'nin sesi duyuldu. "Ne demek beni burada tutacaksınız?" Ali gözlerini kapattı. Sonra dosyayı kapattı. Ateş'in fotoğrafı çekmecenin içinde kayboldu.

Akşam olduğunda Arya, Ateş'in karşısına dikildi. Elindeki telefon ekranını ona uzattı. "Efe'yi almışlar." Ateş ekrana baktı, sonra gözlerini kaldırdı. "Biliyorum." "O zaman çıkar." "Hayır." Arya'nın kaşları çatıldı. "Senden rica ediyorum." "Cevabım değişmeyecek." "Ateş..." "Arya." "Bir insanın içeride kalmasına göz yumamazsın." Ateş'in sesi sertleşti. "Beni şikâyet eden kişinin sonucuna karışmam." Arya telefonu masaya bıraktı. "Ben Efe'nin yaptığını savunmuyorum." "Ama onun için benden yardım istiyorsun." "Evet." "Olmaz." Arya birkaç saniye sustu. "Neden?" "Çünkü herkes kendi seçiminin sonucunu yaşar." "Sen hiç hata yapmadın mı?" Ateş cevap vermedi. Arya'nın sesi bu kez daha düşüktü. "Senden yardım istediğimde bana 'hayır' demen kolay." Ateş gözlerini kıstı. "Bu konuyu benim üzerimden çözmeye çalışma." "Senin üzerinden çözmüyorum. Efe için senden yardım istiyorum." "Ve ben etmiyorum." Ary

Yorumlar

  • Sevda: 😍😮😂
  • Sevgi Bulut: iddialı
  • Sevgi Bulut: yuhhhhh😮