Keşfet

ÖZEL BÖLÜM

AŞK HIZ VE GÜÇ

“Karım… Kocam… İnanabiliyor musun? Evlendik. Bunca zorluğa rağmen evlendik.”

Ateş’in sesi arabanın sessizliğinde yankılanırken Arya birkaç saniye boyunca sadece ona baktı. Dudaklarının kenarında, bütün gece saklayamadığı o küçük gülümseme vardı.

“Evet,” dedi Arya fısıltıyla. “Gerçekten evlendik.”

Ateş ona doğru bir adım attı.

Arya da geri çekilmedi.

Aralarındaki mesafe her adımda biraz daha azalırken, düğünün bütün gürültüsü, insanların sesleri, müzik ve ışıklar geride kalmıştı. Artık yalnızca ikisi vardı.

Ateş elini yavaşça Arya’nın beline koydu. Arya’nın nefesi hafifçe titredi. Başını kaldırdığında göz göze geldiler.

“Bunca zaman seni bekledim,” diye fısıldadı Ateş.

Arya’nın elleri Ateş’in ceketinin yakalarına uzandı.

“Artık beklemene gerek yok.”

Ateş gülümsedi. Parmakları Arya’nın gelinliğinin üzerinde ağır ağır ilerledi. Arya gözlerini kapattığında, Ateş onun alnına uzun bir öpücük bıraktı. Sonra yanağına… ardından dudaklarına.

Öpüşleri önce yavaş ve temkinliydi. Sanki ikisi de yaşadıkları onca şeyin gerçekten sona erdiğine inanmak istiyordu. Sonra aralarındaki özlem ağır bastı.

Ateş, Arya’nın gelinliğinin düğmelerine uzanırken gözlerini ondan ayırmadı.

“Hazır mısın, karım?”

Arya’nın cevabı bir fısıltıdan ibaretti.

“Seninle her şeye.”

Arya da Ateş’in damatlığının yakasını gevşetirken ikisi yeniden birbirlerine yaklaştı.

O gece, yıllardır içlerinde biriktirdikleri bütün özlem, bütün korkular ve bütün bekleyiş yalnızca ikisine ait bir sessizliğe dönüştü.

Ve arabanın dışında kalan dünyayı tamamen unuttular.

Arabanın önüne geldiğimiz saniye durdu yutkundum elimi bırakırken bakışları bana döndü anahtar dedi yine en net şekilde libidosuna cidden oynamamalıydım en yoğun sinir anlarında alnı'nın ortasında beliren damar ben buradayım derecesine el sallıyordu çantamda dedim ver o zaman dedi masum masum göz kırpıştırdım çantam sende Ateş kaşları çatık bir halde koluna baktı evet dakikalarda çantam konumunda ilerliyordu kombine yakışmıştı çantada beyaz renkliydi lakin o yakıştırmamış olmaya dikkatlerini daha çok çatarak bakıp çantaya akıl mı bıraktın diye söylene söylene çantamı kolundan koparmak istercesine ayırdı ve dişlerini sıkarak açtı anahtarı bulup arabayı açtı çantayı bana uzattığında bir kere daha hıçkırdım yanından geçip uslu uslu ön yolcu koltuğuna ilerliyordum ki kolumdan kavradı nereye derken siyah gözleri gecenin içinde Alev Alev parıldıyordu arka kapıyı açıp geç şuraya dedi yine yutkundum arabada mı bir yanım yok artık dedi ama diğer yanım sorgulamadı bakışlarım etrafa gezindi başka bir araç yoktu ön taraf çok dolu olduğu için buraya yönlendirilmişti zaten ürktüm ama geri durmadım güldüm usulca meydan okurcasına çevrimi yukarı dikip açılan kapıya doğru ilerledim aramızda yükselen Ateş maserati'nin kapısına eritebilirdi usulca içeri geçtim en uca kaydım çantamı ön koltuğa savururken çok rahat bir şekilde saçlarımı düzelttim derken o da bindi ve kapıyı kapattı aradan ileri uzanıp aracın içi ışıklarını açtı kapıları kilitlediğinde tekrar çıkardım sakınca önüme dönüp bineğimi saran tek bantlı ayakkabımı bağcıklarını çözdüm şu saatten sonra olacakları anlamamak ağır salaklık olurdu kendimi tekrar yanıma bıraktığında derin bir nefes verdi harlanan ateşin patlama anı gelmişti sağ çıkmayı umuyordum bir ayakkabının bağcığını çözmüş diğerine gelmiştim ki bakıştık oyun oldukça tezken ben masum masum gözüktü pişirdim yemedi bu masumluğu daha fazla beklemedi elini aramıza uzatıp ceketini önünden görünen gelinliği ortasından kavradı bir ışınla kendisine çektiğinde inledim bana doğru eğdi bedenini sonra ise dudaklarını en asi şekilde dudaklarımın üzerinde buldum geriye doğru devrildim istemsizce kapıya dayanan başımla gerileşim durdu ama öpüşmemiz sakinleşmedi sabırsızlığını dudaklarımdan çıkarmak ister gibiydi dili ağzımın içinde sonsuz Bir Ateş yaktı ona karşı asla sönmeyen bir ateşti bu ellerim yüzünü kavrarken onun elleri belimin sıkıca sardı öpüşmemiz derinleşti bence biz öpüşmüyorduk dudaklarımız birbirine her değdiğinde ruhlarımız birbirine karışıyordu dudaklarını dudaklarımdan ayrıldı sızladığını hissettiğim dudaklarımın varlığının falan edişinden de olabilir yokluğunun anlık özleminden de hafifçe doğruldum devrildiğim yerden ceketimi kollarımdan çalıştığında yardımcı oldum bunu yaparken ise gözlerim gözlerinden Bir saniye daha iyi ayırmadım karşısında gelinlikle kalmıştım artık koyu siyahı dönen bakışlarını yine benden çekmeden çenemi kavradı yüzünü bir ışınla yüzüme yaklaştırdı göğüs kafesim anlayacağını ile bir körük gibi kalkıp inerken kalbime zarar bir bakış attı baş parmağı zonklayan dudaklarımda tahrik edici bir yavaşlıkla genzinde şimdi Ateş sana ne yapsın diye emraldan da dudaklarıma doğru sen söyle zerre çekinmeden ne isterse onu yapsın derken buldum kendimi memnun olmuştu bu cevap karşısında keyifle gülümserken dudaklarımız tekrar buluştu dişlerimiz birbirine vurdu bizi bu işte naiflik asla kesmiyordu arkadaki sevgi devasaydı başka türlü atamıyorduk dudakları dudaklarımı falan ederken elini gelinliğin fermuarında hissettim aynı saniyelerde ben de onun üzerindeki pantolonun fermuarını açmak için çabalıyordum ama yoğun heyecan istek ve arzudan ellerim titriyordu zorlandığımı anlayınca dudaklarımızı ayırdı üzerinden hafifçe doğrulup sadece düğmesini açmayı başarabildim pantolonu çıkarmaya koyuldu ben de boş durmadım fermuarını açtığı gelinliğimin üzerinden tamamen çıkarttım gelinlikten kurtuldum da ama üstümde kırmızı renkli iç çamaşırı vardı kenardaki ince ipler zorla tutuyordu kendini o ise takım elbisesini çıkarmış öne savururken karşımda siyah boxerla kaldı tam o anlarda alt iç çamaşırımı görünce gözü de dudağı da seğirdi çok şükür ki arabanın içi dışarıdan görünmüyordu cidden ileri görüşlü bir adamdı benim ateşim o Hüseyin kumdu deliği soracak dudaklarında gezindi asıl bana hık dedi dişlerini sıka sıka asıl benim yüreğime hık tek elini çamaşırımın kenarına attı çekse kopardı öyle de yaptı Ateş diye inledim ama çok geçti İlker bir vahşilikle çektiğinde cevabı sinirliydi bu kırmızı jartiyer takımına belli oluyordu çektiği kısmı koptu soluğumu tuttum o ise çamaşırı bir hışımla üzerimden çekip öne savurdu geriledim hafifçe sırtımı kapıya yaslamaya çalışsamda izin vermedi nefes almak zordu kadınlığıma dikti bakışlarına Bir bacağımı kavrayıp koltuğa doğru gitti her şey tamamen önündeydi artık hıçkırığım arttı kasıklarım sızım sızım sızlarken eli usulca kadınlığıma deyince benim için kopma noktası oldu başım geriye düşerken gözlerim yavaşça kapandı sabırsız ve heyecanlı bir soluk karşıladı dudaklarından okşa da ağır ağır kesik mırıltılarla inledim zonkluyordu şu durumda bile onun için sızım sızım sızlıyordu kullandı bu durumu okşamaya devam etti kasıldım nefes alıp veriş mızlandı ohse zaten zonklayan beklentiyle sızladığını hissettiğim kadınların üzerine hafifçe vurdu acıtmayan bir darbeydi lakin zaten size hem bölgem için öldürücü olmuştu bu her şeyi daha da harladı Ateş diyenlerin başım geri düşerken dişlerimi dudağına geçirerek gözlerimi kapattım bir kere daha hafifçe vurdu yine acıdı ama hassasiyeti seviyem en son noktadaydı çok hoşuma gidiyordu zevkten dönen bakışlarımı gözlerine çevirdim onun da benden aşağı kalır yani yoktu saray ışığın altında kolyesi ile ve kasları ile gözüme Yunan mitolojisinden fırlamış gibi görünüyordu daha da döndürüyordu başıma bu durum kesik kesik inleme neden oldu şu noktada bile sırtımdan ve şakaklarımdan ter aktığını hissedebiliyordum Ateş diye daha çok inerken bir ölüm tutunmak adına koltuk yüzüne uzanmaya çalıştım başaramadım tabii tırnaklarım sıyrıldı parlak koltuk yüzünden düşecek gibi oldum Can havlu ile tekrar inledim Ateş ne istersen yap demedin mi derken parmakları hala hareket halindeydi durayım mı hızlı başımı yıkayamaz salladım intikam alıyordu şu noktada durmak kendi topuğuma sıkmak demekti kasıklarım daha fazlası için sızlıyordu bir kere daha hıçkırdım o ise geri yaslanmış bedenimi kendine çekti dudaklarımız yine birbirini buldu koltuğun ucunda oturuyordu zaten daha oca kayıp y

Yorumlar

  • Tc. Halil: Bu kadar zaman bekleyip şimdi böyle hissetmek çok güzel