Keşfet

BÖLÜM 9

AŞKIN GÖZYAŞLARI

Bölüm 15

  ‘Kızı elinizden nasıl kaçırırsınız’ diye bağırdı Ethem, adamlarına.

  ‘Beyim, bizde bilmiyoruz’ dedi adamları onun karşısında tir tir titreyerek ‘Elleri ve ayakları bağlıydı. Bağlarını nasıl açtı ve pencereden atladı anlayamadık’

  ‘Aptallar, düzgün bağlasaydınız kız elimizden kurtulamazdı’ dedi Ethem, elindeki silahı adamlarına doğrultarak.

  ‘Beyim, bizim bağladığımız ipleri hiç kimse çözemez. Fakat o kız nasıl ipleri nasıl çözdü anlayamadık’ dedi adamları.

  ‘Ulan yoksa içimizde bir casus mu var veyahut merhamete gelen biri mi var. Bilirsiniz ben merhamete tahammül edemem’ dedi Ethem, adamlarından birini silahıyla vurarak.

  ‘Hepimiz birbirimizi çok iyi tanırız. O yüzden içimizden casus çıkabileceğini sanmıyoruz. Zaten olsa bile biz çoktan işini bitirmiştik o kişinin işini’ dedi adamları.

   ‘Kız gidip şimdi her şeyi söyler, o yüzden elimizi çabuk tutup paramızı almalıyız’ dedi Ethem.

   ‘Tamam, beyim’

Bir Pazar yeri…

  ‘Parayı ver kızı al’ dedi Ethem, ağzı sulanarak.

  ‘Kızı almadan parayı teslim etmem’ dedi Ensar.

  ‘Önce parayı göreyim, ondan sonra kızı teslim ederim’

   ‘Yok ya parayı vereyim ondan sonra da kızı alıp kaç değil mi?’ dedi Ensar hırıltıyla.

  ‘Parayı aldıktan sonra niye vermeyeyim kızı’ dedi Ethem.

   ‘Şerefsiz, senin her şeyin para’ dedi Ensar, Ethem’e doğru iyice yaklaşarak ‘Kadınların bedenlerinden para kazanan insandan her şey beklenir. O yüzden sana güvenmiyorum’

  ‘Sanane benim yaptığım işlerden. Hem sen buraya vaaz etmeye mi geldin yoksa takas işine mi?’ dedi Ethem.

   ‘Elbette takas için geldim’ dedi Ensar, ardından da birlikte geldiği adamına:

  ‘Çantayı getir, bu adamın yüzünü gördükçe huzurum kaçıyor’ dedi.

Emir üzerine adamı giderek çantayı getirdi. Ensar, çantayı adamının elinden aldıktan sonra:

  ‘İşte istediğin para’ dedi çantayı Ethem’e doğru uzatarak.

Ethem, çantayı aldıktan sonra sinsice güldü. Daha sonra da çantayı açtı ama o da ne, çantanın içinde kocaman bir hıyar.

  ‘Bu da ne, benimle dalga mı geçiyorsun’ dedi Ethem, bozulmuş bir şekilde.

Pazar yerine gelinmeden önceki birkaç saat…

Ensar, Eslem’in telefon açmasından sonra neşe içerisinde arabasıyla ilerliyordu. Aşkla, muhabbetle çarpıyordu kalbi.

   ‘Kalbim sakin ol, az sonra onu göreceksin zaten’ dedi Ensar, kendi kendine.

Bir an ona kavuşmak için can atıyordu Ensar, bunun için daha çok hızlandırmıştı arabasını. Tarif edilen yere gelince de yavaşladı ve durdurdu arabasını. Eslem’i görmenin verdiği heyecanla öyle hızlı indi ki arabadan ayağı kayıp yüz üstü toprağa kapaklandı. Daha sonra da ayağa kalkarak üstünü başını temizledi ve evin kapısını çaldı. Kapıyı açan Eslem’i ilk gören çocuktu.

  ‘Kimi aradın abi’ dedi çocuk.

  ‘Ben Ensar, size sığınan bir kız varmış onu almaya geldim’ dedi Ensar, çocuğa karşı gülümseyerek.

   ‘Anne, abinin biri ablayı soruyor’ dedi içeriye doğru bağırarak.

Annesi içeriden çıkagelerek:

  ‘Adın ne genç’ diye sordu. Elinde de tüfek vardı ve Ensar’a doğrultmuştu.

   ‘Adım Ensar, ablacım’ dedi gülümseyerek ‘Eslem size sığınmış, onu almaya geldim’

Kadın, elindeki tüfeği yere indirmeden Eslem’e seslendi.

  ‘Eslem, kızım bir dakika gelir misin?’ dedi, Eslem geldikten sonra da ona ‘Kızım bu adam seni almak isteyen kişi mi?’ diye sordu.

Eslem, Ensar’ doğru baktı. O anda midesinde sanki kelebekler uçtu. Acaba bu aşk mıydı bu, yoksa başka bir şey mi. Elbette ki aşktı onun midesinde kelebekler uçmasına sebep olan şey. Fakat şu an buna hazır değildi.

   ‘Evet, telefon açıp beni almasını istediğim kişi o’ dedi kadına. Kadın, Eslem’in evet demesinden sonra tüfeğini yere indirdi.

   ‘Kızım, seninle yeni tanıştım ama sanki kızım gibi oldun. O yüzden gittiğin yerde bu kadını unutma’ dedi Eslem’e sarılarak.

   ‘Seni unutur muyum hiç abla, sen benim için çoluk çocuğuna bakmadan hayatını tehlikeye soktun’

   ‘Kızım, benim yerimde kim olsaydı aynısını yapardı’ dedi kadın, ardından da vedalaşarak evine girdi.

   ‘Eslem, iyi misin?’ dedi Ensar arabanın içinde ‘Sana zarar verdiler mi?’ diye sordu kalbi pır pır atarak.

   ‘Hayır, Ensar Bey’ dedi Eslem, naif sesiyle ‘Yalnız onlardan kurtulmak için atladığım yere iki katlıydı. Bundan dolayı da ayağımı incittim’

   ‘Hele bir bakayım ayağın neresi incindi’ dedi Ensar, Eslem’in ayağına bakarak.

Eslem, içgüdüsel olarak incinmiş ayağını uzattı Ensar’a doğru. Ensar’da aynı şekilde davranarak Eslem’in incinmiş ayağını ovaladı. Burası mı, burası mı derken bayağı rahatlamıştı Eslem.

Bu onun ilk dokunuşu değildi Eslem’e. Fakat her seferinde ilk dokunuyormuş gibi bütün vücudu yanıyordu.

   ‘Eslem, her ihtimale karşı seni hastaneye götüreyim. Lakin ilk önce polise gidip şikâyette bulunmalıyız’ dedi Ensar. Bu söz üzerine Eslem başını evet der gibi salladı.

İki sevgili polis karakoluna gelip komiseri buldular. Orada başlarından geçenleri anlatıp şikâyette bulundular. Onları dinleyen komiser:

   ‘Ethem Sarı ha!’ dedi düşünceli bir şekilde ‘Biz uzun zamandır onun peşindeyiz. Kaç sefer mekânına baskınlar düzenledik, fakat onu hapse tıkacak her hangi bir delil bulamadığımız için serbest bırakmak zorunda kaldık. Şimdi sizin anlatmanıza bakılırsa onu içeri tıkacak delil elimizde demektir’ dedi heyecanlı bir şekilde.

  ‘Komiserim, bugün Pazar yerinde buluşacağız. Eğer orada bulunursanız hem suçüstü yapmış olursunuz hem de yakalamış olursunuz’ dedi Ensar.

Onlar şikâyette bulunup karakoldan çıkarken polislerde hazırlığa başlamışlardı.

Pazar yerindeki buluşma zamanı…

  ‘Hayır, dalga geçmiyorum’ dedi Ensar, kahkaha atarak ‘Sen tam bir hıyarsın’

Ethem, Ensar’ın argo sözünden dolayı sinirlenerek adamlarına emir verdi. Bu emir üzerine adamları sağdan soldan gelerek Ensar’ın etrafını sardılar.

   ‘Şimdi de söyle ben kimim’ dedi Ethem.

Ensar’da ne bir korku vardı ne de başka bir şey. Sadece Ethem’in yapacağı şeyleri gözlemliyordu.

  ‘Sen hıyarın tekisin’ dedi Ensar, sırıtarak.

  ‘Ben hıyarım öyle mi’ dedi Ethem, iyice sinirlenerek. Daha sonra da belindeki silahı çıkararak Ensar’ın kafasına dayadı. Ardından da ‘Şimdi de söyle hıyar olduğumu, söyle de sana kimin hıyar olduğunu göstereyim’

  ‘Hıyar olmasan etrafını çeviren yüzlerce polisi görebilirdin’ dedi Ensar, ciddileşerek.

   ‘Ne diyorsun lan, ne polisi’ dedi Ethem, korkuyla.

  ‘Etrafına iyice bak, anlarsın ne demek istediğimi’

Ethem ve adamları Ensar’ın sözlerinden sonra birde baktılar ki etrafları polis ordusuyla çevrilmiş.

  ‘Hani tek gelecektin’ dedi Ethem, yenilmiş bir şekilde silahını beline sokarak.

  ‘Hastaneden zorla kaçırdığın kız kurtulmayı başarıp bana sığınmasaydı tek başıma gelecektim’ dedi Ensar, Ethem’in yakasına yapışarak.

Polis ordusu çok geçmeden Ethem ve adamlarını yakalayarak götürdüler. Böylece iki sevgili de rahatlamış oldu.

Bölüm 16

   ‘Anneciğim, seni çok seviyorum’ dedi Erdem, annesine sarılarak.

  ‘Oğlum bende seni çok seviyorum, iyi ki varsın’ dedi annesi.

Erdem on sekiz yaşında bir gençti. Geçen yıl üniversite sınavlarına girmiş ve tıp fakültesini kazanmıştı. Ne var ki yoksulluk bellerini büküyordu. Annesi evlere temizliğe gidip evlerinin geçimini temin ediyordu ama hem okul masrafı hem de evin ihtiyaçları derken zar zor yetişiyordu her ikisine de.

Annesi yılların verdiği yorgunlukla belini doğrulttu. Son zamanlarda bel fıtığı azmış yerinden kalkamaza olmuştu.

  ‘Anne, biliyorum çalışmama izin vermiyorsun ama çalışmak zorundayım’ dedi Erdem.

  ‘Hayır, oğlum izin vermiyorum. Sen okuyacak ve doktor olacaksın’

  ‘İyi de anne senin halin belli. Evde yiyeceğimiz de azaldı. Ben çalışmazsam ne ile geçineceğiz’ dedi Erdem.

   ‘Oğlum, okulun okulun ne olacak’

  ‘Bu sene okulumu dondururum. Sen iyileşince de okuluma devam ederim’ dedi Erdem, annesinin yüzünü şefkatle okşayarak ‘Birkaç gün önce iş başvurusunda bulunmuştum. Bugün telefon açtılar ve yarın gel görüşelim dediler’

Annesi üzülse de izin vermekten başka çaresi de yoktu. Zira ayağa kalkacak hali yoktu. Bu haliyle değil temizlik hiçbir şey yapamazdı.

Ertesi gün üstüne düzgün bir şeyler giyinerek çağrılan yere gitti Erde