Keşfet

altı; boğulmuşum, gömülmüşüm yüreğine.

Aşkın Ritmi

Alp, yorgunca kendini yere bıraktı. Bu gün serbest pratiklerin son günüydü. Yarın kurs hocalarına danslarını sergileyecek, ve diğer günlerde, hocalar eşliğinde çalışmaya devam edeceklerdi.

Geçen gecelerde, Ahu güzel ile yaşadıkları ve ona söylediği kelimeleri unutamıyordu Alp. Ki; Ahu güzel de aynı durumdaydı. Söylenen kelimelerden sonra utanmış ve yanakları kızarmıştı. Mercan gözlü, söylenen sözlere erirken, kumral saçlı da, o tatlı görüntüye eriyip bitmişti.

Sonrasında ise, Alp kendini, zor da olsa toparlayıp, Ahu güzeli evine bırakmıştı. Sabah olduğunda iki gence de sorulan şey şuydu; "Ne oldu sana? Hiç uyumadın mı? Gözlerinin altı neden mor? Yorgun görünüyorsun, bir şeyin mi var? v.b" Verilen cevaplar ise şöyle; "İyiyim. Bir şey yok. Sadece, biraz uyku tutmadı, o yüzden böyleyim." Oldu.

Derse giren Ahu güzel ile birlikte, herkes susmuş ve Ahu güzele odaklanmıştı. Alp, onu ilk derste gördüğü gibi, yine şaşkındı. O kadar çalışmasına, ve yüzünün bitkin durmasına rağmen, yorgun gözükmüyor, aksine dinç bir şekilde dans ediyordu. Herkes gibi, Alp bir kere daha hayran kaldı mercan gözlüye.

Bu sefer gün daha erken bitmiş, ve kurstaki herkes dağılmıştı. Bu aralar hep yorgun olduğu için, Selim de hızla evine gitmiş ve Alp'i yalnız bırakmıştı.

Son gün diye, çok fazla pratik yapmasına rağmen, kumral saçlı eve gidip dinlenmek istemiyor, sadece bir sahil kenarına gidip soğuk havanın tadını çıkarmak istiyordu.

Öyle de yaptı. Sahile gidip bir banka oturdu ve izlemeye başladı, en uzak yerde, mavi gökyüzü ile birleşen denizi. Ah şu deniz bile ona Ahu güzeli hatırlatıyordu.

Masmavi mercan gözler. Boğulası vardı o gözlerin içinde, gömülesi vardı, şu deniz kenarındaki kumlara benzeyen tende, gülünce var olan gamzeye.

Ahu güzeli düşünmek, kalbine ağrılar girmesine sebep oluyordu, kumral saçlının.

Alp, bu ağrılara bile vurgundu. Bu ağrılar ile ölesi, kalbine ağrı verene aşık olası geliyordu...

Kevser