beş; sırılsıklam aşığız. yağmur yağmış, ıslanmışız.
"Görüşürüz dostum."
"Görüşürüz." Dedi Alp, Selim'in lafı üstüne. Bu günlük pratikleri bitmişti, ve hava, saatin yeterince geç olduğunu belirtir şekilde, siyahlara bürünmüştü.
Sonbahar aylarında olsalar da, hava bu akşamlık gayet güzeldi. Evine yavaşça yürümeyi tercih etti Alp, bu yüzden.
Yolda giderken, biraz uzağındaki parktan ses geliyordu. İstemsizce bakmak istedi. Bu saatte, kimsenin olmadığı bir yerde, kimin, ne aradığını merak etti.
Parkın içerisine girdiğinde, salıncakta sallanan birini gördü ve yaklaştı. Elleri paltosunun cebindeyken, kısıkça seslendi. "Hey, merhaba."
Salıncaktaki beden ona döndüğünde, şaşkınca hafif gözlerini büyüttü. "Ahu hanım. Burada ne işiniz var. Burası sizin evinize oldukça uzak."
"Ah şey, evet. Yani, sadece canım sıkılmıştı ve geziyordum. Ayaklarım nereye götürürse oraya gittim." Dedi, hafif bir gülümseme ile.
"Anladım. Fakat, hava gayet soğuk ve üstünüzdeki hiç kalın gözükmüyor, lütfen bunu da alıp giyin üstünüze.'
"Hayır, hayır gerek yok. Lütfen giyin paltonuzu geri." Alp, Ahu güzeli dinlemedi ve ona yaklaşarak, paltosunu nazikçe omuzlarına bıraktı.
"Evet, şimdi oldu."
"Ah, teşekkür ederim. Ama siz üşüyeceksiniz."
"Hayır, sıkıntı yok. Ben soğuğu severim." Dedi, ve güven verircesine gülümsedi, kumral genç.
"Peki o zaman. Alp bey. Lütfen beni sallarmısınız." Dedi, kalktığı salıncağa geri otururken.
"Tabiki"
Alp, salıncağın arkasına geçip yavaşça itmeye başladı salıncağı. Yavaşça geçen iki dakikanın ardından, Ahu güzel, heyecan ve mutlulukla, "Daha hızlı sallayın, lütfen." Diyiverdi. Alp salıncağı hızlandırıp, etrafını dolaşarak, bu sevimli kıkırtıların sahibini görmek için öne geçti.
Sallanan salıncak yavaşladığında Alp yaklaştı ve Ahu güzelin önünde dizlerinin üzerine çöktü. Elleri, iki eli zincirlere tutunan ellerin hemen altında dururken, gözleri karşısındaki yüzü izliyordu. Her bir noktasını ayrı ayrı izlerken dışarıdan ne kadar hayran göründüğünden haberi yoktu.
Fark eden yalnız mercan gözlüydü. Yüzünde dolanan parlak bakışlar her saniye onu daha da yakarken diğerinin de kendinden bir farkı olduğunu sanmıyordu. Yanıyorlardı. Birbirleri için yanıp bitiyorlardı. Ancak dile getirmek her ikisi için de zordu. Nedenini bilmiyorlardı ama zordu. Cümleleri kurabilmek ve konuşabilmek... Şu an için imkansız görünüyor gibiydi.
Yoğun bakışmaları aniden bastıran sağanak yağmur yüzünden bozulmuştu. Bu ikisinin de beklemediği bir şey olduğu için ne yapacaklarını bilememişlerdi. Alp aceleyle ayaklandı. "Tam yağacak zamandı gerçekten. Gelin hemen eve gidelim, hasta olacaksınız." Dedi elini Ahu'ya uzatırken.
Ahu çoktan sırılsıklam olmuş üstlerine baktı. Şimdi eve gitseler bile bir şey değişmeyecekti, o yüzden daha fazla ıslanmaktan zarar gelmez diye düşündü. Alp'in elini tuttu ve salıncaktan kalktı. Alp koşmaya hazırlanırken onu durdurdu ve sokağın ortasına sürükledi.
Bir elleri hala birbirine kenetliyken, Ahu boştaki elini Alp'in omzuna attı. Vücutları arasındaki mesafe azalmışken yüzleri hala biraz uzaktı. "Dans et benimle." Diye fısıldadı mercan gözlü, sesi yağmurun sesine karışırken.
Alp şaşkınca bakındı biraz ancak hemen sonra dudakları kıvrıldı ve elini Ahu güzelin beline attı. Şimdi daha yakınlarken, mercan gözlü bir şarkı mırıldanmaya başladı.
When marimba rhythms start to play
(Marimba ritimleri çalmaya başlayınca)
Dance with me, make me sway
(Benimle dans et, beni salla)
Like a lazy ocean hugs the shore
(Tembel bir okyanusun kıyıyı kucaklaması gibi)
Hold me close, sway me more
(Sıkı tut beni, daha çok salla)
İkilinin dansa alışkın bedenleri, bir anda çok profesyonel ve uyumla hareket etmeye başlamıştı. Ufak adımlarını atmaya ve arada birbirlerinden uzaklaşıp tekrar yaklaşmaya devam ettiler.
Like a flower bending in the breeze
(Bir çiçeğin meltemle eğilmesi gibi)
Kumral saçlı, nazikçe Ahu güzeli belinden kavramış ve geriye doğru yatırmıştı. Ahu şarkıyı söylemeye devam ederken gülümsemiş ve tekrar doğrulup Alp'in omzunda duran elini ayırıp yana doğru yürümüştü. Birleşik elleri ayrılmazken bedenleri uzaklaşmıştı.
Bend with me, sway with ease
(Benimle eğil, hafifçe salla beni)
Ahu dönerek kendini Alp'in kollarına sardığında gözleri bir saniyeliğine birbirini bulmuştu.
When we dance you have a way with me
(Dans ederken beni kolayca etkileyebilirsin)
Alp yüzünün hemen önünde duran surata baktığında boğazının kuruduğunu hissetti. Ahu kesinlikle çok güzeldi. Çok fazla.
Stay with me, sway with me
(Benimle kal, benimle sallan)
Mercan gözlü, kendini kollardan ayırıp tekrar baştaki pozisyona geçip elini geniş omza yerleştirdiğindeyse, bu sefer vücutları gibi yüzleri de birbirine çok yakındı. Şarkıyı söylemeyi bitirdiğinde alnını kumral'ın alnına dayadı. Yağmur onları ıslatmaya devam ederken, ıslanan kirpikleri arasından baktılar.
Alp, elinin içindeki eli daha sıkı kavradı. Ahu güzelin ince belinde duran eliyle de onu kendine daha çok yaklaştırdı. Gözleri hedeflerinden asla ayrılmazken konuştu.
"Dans ederken beni etkileyebilirsin. Konuşurken etkileyebilirsin. Gülerken, ağlarken, yürürken, otururken, bana bakarken... Her an beni etkileyebilirsin Ahu. Her şekilde beni etkiliyorsun."
Kevser
Yorumlar
- Krvbecr: dimi dimi
- Krvbecr: teşekkür ederim 🥰
- ..: ayrıca sonunda söyledin Alp
- ..: öncelikle MUHTEŞEMMMMM ikincisi ise şarkının dansla uyumuna bayıldımm🔥