Keşfet

dört; dalmışım yine sana, duyulan her notada.

Aşkın Ritmi

"İlk kişi, -Serpil Handan Atabey.- Partneri, ikinci kişi, -Alp Sezer.- Üçüncü kişi, -Selim Güven.- Partneri, dördüncü kişi, -Irmak Hascan.- Beşinci kişi, -Gülçin Adanmış.- Partneri, altıncı kişi, -Halil Gökçe.- Sergide kursu muzu temsil edecek altı kişi siz seçildiniz. Bir hafta sonra, tahminimce salı günü, kurs hocalarına danslar sergileyeceksiniz. Serpil hanım ve Alp bey, ilk olarak siz, tango dansını sergileyeceksiniz.

Selim bey ve Irmak hanım, siz bachata sergileyeceksiniz. Gülçin hanım ve Halil bey, siz salsa sergileyeceksiniz. Bu günden itibaren, partnerleriniz ile serbest çalışabilirsiniz. Pratiklerinizi birlikte yapacaksınız."

Ahu güzel, uzunca konuşmasının ardından, herkesin onaylayıcı ve sevinç dolu mırıltıları ile gezdirdi gözlerini, heyecanlı bedenlerde. Aynı zamanda da samimi bir gülümseme vardı güzel yüzünde. Ha bir de gamzeleri.

En sonunda, o güzel, mercan gözler buldu kahve saçlı genç adamı. O konuşurken, bir an olsun ayırmadı gözlerini, Ahu güzelden. Bir süre sonra, bu anlamsız ve garip bakışmayı, kafasını hafifçe sağa, sola sallayarak bozdu genç adam. Bunun üzerine, Ahu güzel de yüzündeki tebessümü genişleterek eğdi kafasını ve sakladı gülüşünü. Alp iyiki görmemişti bu halini, Ahu güzelin. Yoksa olduğu yere yığılırdı heyecandan her halde.

Bir süre sonra, Ahu güzel son kez "Sıkı ve dikkatlice çalışın lütfen." deyip, gülümseyerek çıktı sınıftan.

Sergide kursu temsil edecek altı kişi hariç, diğer herkes de toplanıp gittiğinde, diğerleri rahatça çalışabilecekleri için, derin bir nefes çektiler ciğerlerine.

"Hey, Alp, Gülçin, Handan. Hadi gelin biraz dinlenelim, sohbet edelim azıcık. Daha pratikten yeni çıktık zaten, hadi."

"Hemmmenn geldik patron." dedi, Selim'in lafının üstüne hafif bir alay ile Handan. Alp de hafifçe gülümseyerek kalktı yerinden ve dinlenmeye çalışırken gülüşmeye başlayan guruba doğru ilerledi.

Bu gençler arasında, sadece Irmak ile pek bir tanışıklığı yoktu. Ama diğerleri ile normalde muhabbet etmişliği vardı.

Gençler, bir yirmi dakika boyunca, güzelce dinlenmiş ve hoş bir konuşma içerisinde gülüşüp, daha çok kaynaşmışlardı.

En sonunda Selim'in aniden ayağa kalkması ve hafiften yüksek bir sesle, heyecan içerisinde, "Hadi bakalım gençler ve genç hissedenler. Başlayalım artık çalışmaya." demesi ile, gurup ikişerli olarak ayrılmış ve büyük sınıfın/salonun ayrı yerlerinde çalışmaya başlamışlardı.

Bir kaç saatin ardından, aralıksızca çalışmanın verdiği yorgunluk ile herkes kendini yere bırakırken, çoktan hava kararmıştı. Ve artık bu günlük, bu kadar pratiğin yeterli olacağını düşünüp, toparlanmaya başlamıştı beş genç. Alp ise, hâlâ yerde oturmuş dalgınca parlak zemine bakıyordu.

"Alp! Hey Alp, dostum baksana! Alp!"

"A-ah, efendim?"

"Dalmışsın, seslendim seslendim duymadın."

"Evet, dalmışım. Bir şey mi oldu?"

"Gelmiyor musun? Biz çıkıyoruz da."

"Ben bir süre daha çalışacağım. Eve gitmeyi istemiyorum pek."

"İyi misin kardeşim? Bir şey olmadı değil mi¿ Anlatabilirsin, biliyorsun."

"Hayır bir şey yok. İyiyim. Sadece biraz daha pratik yapmak istiyorum. Hâlâ, yeteri kadar çalışabildiğimi sanmıyorum."

"Kardeşim, bence gayet iyi çalıştın. Ama sen bilirsin. Kendini çok yorma."

"Tamamdır. Teşekkür ederim."

"Rica ederim dostum." dedi Selim, kapıdan çıkarken.

Alp bir süre sessizce durduktan sonra ayağa kalktı ve telefonunu alıp DeLange'in kanalından, en sevdiği olan "San Vincenzo" açtı. Bu melodiler her zaman ona ilham vermiş ve rahatlatmıştı.

Arkada kısık sesle çalan piyano ve kapalı gözleri ile süzülürken, sadece düşünceleri ile olan savaşını yenip, rahatlamaya çalılıyordu.

Oysa, gözlerini kısacık bir an bile açsa, aynada göreceği hayran yüz ifadesine ve o parlak, mercan gözlere takılacak, her şeyi unutacaktı.

Kevser

Yorumlar

  • Krvbecr: çok fazla şey
  • Eda Korkmaz: Alpin sürekli dalıp gitmesi dikkatimi çekiyor acaba içinde ne yaşıyor?