1.bölüm
Ben jennie, babasız yetişmiş birisiyim ben, beni bu yaşıma kadar annem büyüttü çok zorluklar yaşadık ama benim başaralı bir kız olmam için elinden geleni yaptı kendisi ve onunla gurur duyuyorum çünkü bana iyiliği de kendisi öğretti insanlara her zaman yardım etmemi söyleyende kendisi oldu. Şimdi annemden uzakta yaşıyorum ve yanımda üç tane dostum var onlarla birlikte yaşıyorum.
Ve şimdi doğum günü partisi için hazırlıklar yapıyorduk büyük bir evimiz vardı ve oturma odasını boşaltıp oraya parti süslerini kurmaya başlamıştık sabahtan başlayıp akşama kadar uğraşıyorduk. Ben balonları şişirip bağlıyordum, Lisa camlara bişeyler yapıştırıp süslüyordu, rosé ortada bile yoktu çünkü bugün onun doğum günüydü ve jisooo onu oyalamak adına peşinden kesinlikle ayrılmayacaktı.
"Jennie abla, sence pasta nasıl olacak"
Ona bakıp gülümsedim ve elimdeki şişmiş balona bakıp ağzını sıkıca bağladım. "Bilmem, ama kesinlikle meyveli büyük bir pasta olur herkesin sevdiği gibi" dedim oda beni onaylayacak şekilde mırıldanmalar yaptı. "Neyse hadi bir an önce elimizi çabuk tutalım lisa, yoksa yetişmeyecek bunlar" dedim. Oda göz devirip "yetişir, yetişir merak etme sen"
***
"Jennie abla!? Hazır mısın?" Son kez kendimi kontrol ettikten sonra kapıya döndüm ve dışarı çıktım lisaya bir baktım çok güzel olmuştu "Lisa? Bugün çok şıksın" dedim oda gülümsedi. "Mersi ablacım, partiye erkek arkadaşımda geliyor sonuçta elbette süslü püslü olucam ve bugün en yakın dostumun doğum günü" ve birlikte merdivenlerden aşağıya inmeye başladık.
Ardından zaten parti başlamıştı ve herkes eğleniyordu lisa etrafa bakınıyordu onun bu halleri hep güldürmüştür beni çünkü sevdiği çocuğu görmek için herşeyi yapacak kafada kendisi, her neyse düşünceleri bir kenara atıp Parti'nin tadını çıkarmaya koyuldum.
***
Rosé aramıza katıldığında Parti'nin havası daha çok enerjik bir hava almıştı bu partiye katılan herkes onu çok seviyordu, rosé bir dansçıydı ve popüler birisiydi partiye bir kaç hayranı bile gelmişti ama onlar sanırım gizlice eve sızmış olmalı, herkes eğlenirken jisoo'nun yüzüne baktım kendisi bir haftadır mutsuzluk içindeydi, hiç kimseyle konuşmak istemiyordu ama sürekli telefondan biriyle konuşuyordu ve gittikçe daha çok kötüleşiyordu, ama ben bu duruma artık bir el atacaktım elinde sonunda gerçek her neyse öğrenecektik.
Elimde iki bardak ve içlerinde meyve suyu vardı, jisoo'nun yanına gidip ona uzattım birisini hemen dikkatini bana verdi, elimdeki meyve suyu olan bardağa baktı ardından bana, elimdekini aldı ve iç çekip ortamda eğlenen insanlara baktı bende yanına oturdum ve meyve suyundan bir yudum içtim.
"Eee? Derdini birilerine anlatman gerekli"
"Anlatamam, kimse anlamaz çünkü"
"Jisoo abla, bak senin derdini hep anlayan ben oldum kızlarda anladı çoğu kez ve hep birlikte sana destek olduk, bu kez de ne derdin varsa halledebiliriz"
Jisoo durdaksadı boğazını temizleyip bir yudum aldı meyve suyundan sonra ayağa kalktı ve merdivenlere doğru ilerledi sonra durup bana baktı.
"Jennie, fazla ısrar insana zarar veren en büyük silahlardan birisidir" ve gitti.
Onun arkasından baktım, o odasına gidene kadar onu izledim sonra önüme döndüm ve düşündüm, ne sorun olabilir diye ama aklıma hiç birşey gelmiyordu. Ama tek birşey geliyordu oda ailesiyle olan olaylar ama yıllar önce ailesi onu terk etmişti. Jisoo benimle birlikte büyümüştü onun herşeyini bilirdim ama bu kez bana bile sırt dönmüş gibiydi, belki bu kez ailesi değilde başka birşeydi onu mutsuz eden her neyse artık.
Ben derin düşüncelere dalmışken rosé geldi yanıma ve oturdu yanıma, bir elini omzuma koydu ona baktım düşüncelerimden sıyrılıp. "Jennie abla? Noldu? Bu kadar düşünceli olma artık bugün eğlenmene bak" ona gülümsedim sonra omzumdaki elini tuttum ve aşağıya indirdim. "Rosé, jisoo abla bu haldeyken ben pekte kendi keyfime bakamam gibi. Lisayla sen eğlenmenize bakın" dedim ve onun omzuna pat pat vurup ayağa kalktım, elimdeki bardağı masaya koyup kendi odama çıktım ve odama girip kapıyı kapatıp sırtımı kapıya yasladım.
*****
Gece olmuştu ve parti sonunda bitmişti mumlar üflenip pastalar kesilip yenilmişti bile ve herkes evlerine gittiğinde lisa, rosé ve ben ortalığı toparlayıp oturma odasına ait eşyaları geri eskisi gibi düzenli bir şekilde yerlerine geri koymuştuk. Üçümüzde yorulduktan sonra odalarımıza yatmaya gitmiştik ben kendi odama, Lisa ve rosede kendi odalarına.
*****
Sabah olduğunda Spor yapmak adına spor giysilerimi giydim ve saçımı at kuyruğu giyip rutin işlerimi hallettim ve yatağa düzeltip camları açtım sonra odamdan çıkıp mutfağı girdim ve dolaptan bir su şişesi alıp koşuya çıkmak için sipor ayakabıları da giydikten sonra evden çıktım ve koşmaya başladım.
Bir süre koştum ardından bir yerde durup mola verdim sahile kadar gelmiştim, şişeden bir iki yudum içtim. Telefon çalmaya başladığında cebimden çıkarıp ekrana baktım arayan her kimse özel numaradan arıyordu beni ve bende açıp açmamak konusunda kalmıştım, en sonunda telefona cevap verdim.
"Alo?"
"Siz kimsiniz?"
Karşı taraftan yanıt gelmedi ama kimsiniz dediğimden sonra telefonu hemen kapatmıştı ve tekrar aramamıştı, sadece yazmıştı ve bana bir fotoğraf atmıştı.
Lisanın hastanede yattığına dair bir fotoğraftı bu ve anlamsızca kaşlarımı çattım telefonu sıkı sıkıya tuttum elimde.
"Lisa?" Dedim titremeye başlayan sesimle.
"Lisa marketten eve giderken bir siyah araç ona çarptı, sonucu bu halde oldu jennie... Bir dahaki sefer bu kadar acımasız olmayacaklar!"
Bu mesaja bakakaldım öylece sanki etrafımdaki dünya durmuş gibiydi yutkunamadım bile ve gözlerimin önü bir anlık karardı kendimi yerde buldum.
Gözlerimi tekrar açtığımda herkesin başıma toplandığını gördüm yavaşça kalktım ayağa ve üzerimi çırpıp telefon elime aldım, tekrar o mesaja bakmak istedim ama telefon açılmadı ekranı yere düştüğüm anda elimden kayıp yere kapaklandığında kırılmış olmalı ve o yüzden açılmıyordu sanırım.
***
Eve geldiğimde anaktarla kapıyı açtım, içeriye girip hızla odama gittim mutfakta oturan kahvaltı eden kızlar beni görünce seslendiler arkamdan ama onları duymazdan gelip odamın kapısını sertçe arkamdan kapattım telefona baktım yine kötü durumdaydı. Üzerimi tekrar değiştirip sakinleşmek için odamdaki balkona çıktım derin nefes alıp verdim ama sakinleşmem zaman alıyordu.
"Kim bu insanlar, bizden ne istiyorlar..." Kendi kendime konuşuyorken yanıma ne zaman geldiğini anlamadığım jisoo geldi.
"Jennie? Sorun ne?" Yutkundum zorlukla ve ona baktım, "özel bir numaradan bir mesaj aldım" jisoo kaşlarını çattı, ardından roséde geldi elinde bardakla. "Lisa, onun hastaneye kaldırıldığını ve ona bu zararı verenlerin bir dahaki sefere acımasız olmayacaklarını dile getirdi." Dediğim anda rosé'nin elindeki bardak yere düştü ve param parça oldu. Jisoo ve ben roséye baktık.
"Ne dedin sen"
"Rosé, sakinleş, lisanın yanına hemen gidelim" dedim onun yanına gidip ellerimi omuzlarına destek amaçlı koyduğumda. Ve hızla aşağı yukarı başını salladı"evet, evet hemen gidelim hastaneye"
****
Benim arabamla lisanın kaldığı hastaneye gittik ve lisanın bulunduğu yoğun bakım odasına doğru gittik ama odanın yanında durduk çünkü siyah giyimli kafasında şapka ve yüzünde maske olan bir adam lisanın elini tutmuş ona bakıyordu. Jisoo ve roséyle bakmıştım sonra o adama ve lisaya baktım, adamın elindeki dövmeye kaydı gözlerim sonra aklıma lisanın hep bahsettiği sevdiği kişi gelmişti adı jungkook olan.
"Yoksa, bu adam jungkook mu?" Dedim kendi kendime.
Bölüm sonu...
Yorumlar
- YazarPad: kitabınız için özel kapak ve slide vitrin banner oluşturduk. umarım beğenirsiniz. bol okurlarımız olsun.