Keşfet

3.bölüm

ATEŞ VE AŞK | TAENNİE

Sabah kalktım bugün hafta sonuydu ve herkes evdeydi, kızlarla bahçede oturmuş kahvaltı yapıyorduk bir yandan da sohbet ediyorduk Güneşli bir sabaha böyle başlamak çok iyi hissettiriyordu. Biz sohbet ederken rosé'ın telefonu çaldı ve gülüşü yüzünden anında silinmişti bize birşey demeden yerinden kalkıp telefonu eline aldığı gibi hızla evin içine girdi ve telefonla konuşmaya başladı, az önce mutlu görünen kız şimdi mutsuz kız olmuştu. Bir terslik vardı ve bunu asla anlatmazdı rosé çünkü bizimle sorununu derdini paylaşırsa onunla birlikte bizimde mutsuz olacağımızı biliyordu bu yüzden hep içine atar bizimle asla dertlerini paylaşmazdı, kaçar dururdu bizden.

"Bunda birşeyler var yoksa yanımızdan kaçar gibi gitmezdi içeriye." Lisaya baktım haklıydı oda.

"Kesinlikle, birimiz yanına gidip konuşsun onunla. Kim gidicek?" Jisoo, Lisa v en bana baktı bende ikisine baktım.

"Bence roseyi en iyi anlayan gitsin yanına, yani sen" dedim lisaya bakarak.

"Ben mi? Lan ben roséyle konuşmak istesem anında konu başka yere sapar ve kavga ederiz, ondan dolayı olmaz." Ofladım, jisooya baktım oda kaşlarıyla hayır diyordu.

"Geriye ben kalıyorum yani...peki ben giderim." Dedim ve ayaklanıp rosé'nin yanına gittim, rose odasına çıkmıştı ve kapı biraz aralıklı haldeydi, kapıya yaklaşıp dinledim.

"Anne, benden ne istediğinizin farkında mısınız siz!? 1 milyon dolardan bahsediyoruz şurda! Ben o kadar parayı bir ayda asla toplayamam üç ay zaman verin bana" kaşlarımı çattım hafifçe, ailesiyle hep sorun yaşayan birisiydi rosé ve bu yüzden onlardan uzakta yaşıyordu.

"Anne! Ben ne diyorum sen ne diyorsun! Olmaz!... Anne ben diyorum ya işte! Biraz zaman ver bana! Babamla ben konuşurum onu ikna ederim!"

"Anne! Adamlar size ne kadar zaman verdiğini biliyorum ama senin o dediğin parayı zor elde ederim ben... Off tamam! Kızlara sorarım gerekirse... Bir şekilde kısa sürede size vericem parayı! Tamam anne kapat telefonu!" Ve konuşma bitmişti bende kapıda dikilmeyi kesip kapıyı çaldım ve içeriye girdim.

"İzinsiz girdim galiba, sen biriyle konuşuyordun ve bende kulak misafiri olmuş olabilirim. Anlatmak istersen dinlerim rosé" rosé önce yüzüme baktı boş gözlerle sonra ofladı, çalışma masasının sandalyesine oturdu ve elinde tuttuğu telefona baktı, bende yanında duran yatağa oturdum.

"Annem, ve babam... Yine yaptılar yapacaklarını yine bir borca girmişler ve benden para istiyorlar" hiç şaşırmamıştım çünkü her yıl ailesi bir soruna girip duruyordu zaten.

"Rosé, birlikte hallederiz hep hallettik yine hallederiz sen canını bunun için sıkma." Dedim ve ona güven verircesine elini tuttum. Oda bana gülümsedi.

"İyiki varsın jennie abla" dedi ve sarıldı bana bende karşılık verdim.

****

"Hadi millet! Ayaklanın! Çünkü bugün o gün! Yaniii!...PİKNİK GÜNÜ!" Lisa kulağımın dibinde ciyak ciyak bağırdığı için en sonunda ağzını elimle kapattım.

"Sus! Yeter! Buda bir kulak be kadın! Sus artık!" Lisa neye uğradığını şaşıran kedilere dönmüştü resmen. Jisoo ve rosé kendilerini tutamayıp bizim bu görüntümüze kahkahalar arıyorlardı.

Lisa ağızındaki elimi indirip yanımdan uzaklaştı biraz.

"Aman beee sanada birşey denmez..."

Jisoo birden ayağa kalktı ve hepimiz ona baktık. "Evet lisa doğru diyor kızlar, herşeyi hazır edelim ve piknik için yola çıkalım! Ayrıca bizimkileride çağırırız hem" dediğinde ona dik dik imalı imalı baktım.

"Bizimkiler? Derken jisoo abla?"

"Yani jungkook, jimin ve taehyung birde seokjin? Başka kim olabilir ki? Ha birde onların diğer iki üç dostları da gelir" diyerek cevap vermişti. Seokjin ve jisoo uzun zamandır birlikte olan en tatlı çiftlerdi, zaten onların sayesinde jungkook ve lisa tanışmıştı.

"Tamam abla, onlarıda çağırırız gelirler. O zaman hadi iş başına görevimiz piknik hazırlıkları! " Dememle kızlar bana sarıldı ve sarılmadan sonra işe koyulduk.

****

"Heeeeyyyyy! Biz geldik!" Lisa arabanın üst cam kısmını açmıştı ve yukarıya çıkıp bağırıyordu bizden önce gelen erkeklere, erkekler lisanın sesini duymuş ayaklanmışlardı ve bize el sallıyorlardı.

Arabayı park alanına Park ettikden sonra hepimiz arabadan indik ve piknik sepetlerini tapakları ve diğer bir kaç eşyayı alıp arabayı kitlemiştim.

Gölgelik bir ağacın altında kurulmuşlardı beyler, bizde onların yanına gidip aynı yere kurulmuştuk zaten erkekler fazla birşey getirmemişti sadece getirdikleri şeyler soğuk içecekler, közde pişirmelik yiyecekler falan. Bizde börek, tatlılar ve diğer ev yiyeccekleri ve meyveler getirmiştik.

"Şu salıncağıda bir kuralım! Jungkook! Bana yardımcı olur musun?" Lisa jungkookdan yardım istediğinde tatlı tatlı bakmıştı ona tabi bu sırada jungkook yemeklerle ilgilenirken lisaya bakmıştı ve "hemen, hemen tabi yardım ederim lisa" demişti. Jimin jungkookun yanına gidip jungkooku lisanın yanına göndermişti, kendisi ilgilenecekti yemeklerle.

Jungkook ve lisa salıncak kurmaya başlamıştı bir yandan eğlenirken diğer yandan tatlı görünüyorlardı iki aşık çift.

Jisoo'nun suratı asıktı çünkü sevdiği adam henüz gelmemişti ve telefonlarına cevap vermiyordu. Jisooda çok endişe içindeydi sürekli telefona bakıp duruyordu.

"Jisoo abla, gel otur yanıma bi anın tadını çıkar." Dedim ama kafasını iki yana salladı

"Hayır jennie, böyle iyiyim ben" dedi bende ofladım ve birşey demedim.

****

Piknikte herşey iyiydi ama tek sorun seokjin gelmemişti hepimiz artık onu merak etmeye başlamıştık. Taehyung bir şeyler biliyor gibiydi ama bize demek istemiyordu sanki. Rosé huzursuz olmuştu yanıma oturup kulağıma fısıldadı.

"Jennie abla bir terslik var kesinlikle, birimiz gidipte taehyungla yada jiminle konuşsa mı veya jungkookla?" Rosé'ye baktım "evet doğru diyorsun, o zaman lisayı çağır buraya ona diyelim" rosé kalktı yerinden ve lisanın yanına gidip koluna girdi sonra onu sürükledi yanımıza oturttu.

"Noluyor ya?"

"Bak şimdi bir olay dönüyor ama bizim bu olayı öğrenmemiz gerekli lisa"

"Ne? Nasıl bir olay?"

"Seokjin, o jisooya geri dönüş yapmadı ve bizde birşeylerin ters gittiğinden şüphe ediyoruz Lisa"

"Ne? Seokjin abime birşey mi olmuş yoksa!?" Rosé hızla eliyle ağzını kapattı.

"Sus! Hayır, yok öyle birşey ama şüphe ediyoruz işte Lisa"

"Peki benden ne istiyorsunuz"

"Lisa, jungkookla konuş bi belki birşey biliyorsa sana anlatır." Dedim oda bi düşündü sonra hızla başını aşağı yukarı salladı ardından yanımızdan ayrıldı hızla jungkookun yanına gitti. Ve konuşmaya başladı ama biz duyamıyorduk tabiki.

Jisoo desen o zaten sürekli arayıp duruyordu üstüne de birşeyler yazıyordu.

"Jennie abla, ya kötü birşey olduysa?"

"Kötü düşünme, belki çekmeyen bir yerde olabilir ama şimdiye gelmesi gerekiyordu zaten hava karardı" akşam oluyordu ve biz hala seokjin'i bekliyorduk.

*****

Herkes en sonunda eve gitme kararı alarak eşyaları falan toplayıp arabalara taşıdık sonra yola çıktık. Yolda giderken Lisa konuştu, jisoo uyuyakalmıştı.

"Öğrendim... Jisoo abla duymasın diye diyemedim ama şimdi uyuyor, ve diyebilirim artık. Jungkookdan neler öğrendim bir bilseniz kızlar."

"Ne öğrendin? Anlat.."

"Jungkook dediki, seokjin ağır kaza geçirmiş ve piknikten sonra hemen onun yanına gidiceklermiş bu nedenle jisoo abla cevap alamadı" ve o anda jisoo bizi dinliyormuş hemen gözlerini açtı ve lisanın kollarını sıkı sıkı tuttu.

"NE DEMEK SEOKJİN KAZA GEÇİRMİŞ! HANGİ HASTANEDE ÇABUK CEVAP VER!"

Rosé hızla jisoo'nun ellerini tuttu ve çekmeye çalıştı. "Abla! Bir dur! Sakinleş! Anlatsın kız!" Jisoo naptığının farkına vardığı anda ellerini çekti lisanın kollarından ve geriye yaslanıp camı açtı.

"Tamam dinliyorum sizi... anlatın olan biteni hadi..."

"Tamam ben anlatayım, ben jungkookla konuşurken jungkook anlatmaya başladı.

Seokjin sana yazarken arabayı hızlı kullandığı için ve dikkat etmediği için bir uçurumdan yuvarlanmış denize düşmüş yani, ve bu haberi taehyung öğrendiğinde sadece jimin ve diğerlerine demiş bize hiç birşey demek istememişler çünkü senin hepimizden daha kötü olacağından endişe etmişler." Lisa açıkladığı anda ani fren yaptım ve rosé emniyet kemerini takmadığı için ön cama yapıştı.

"Hangi h