Keşfet

5.bölüm

ATEŞ VE AŞK | TAENNİE

"sonunda grup halinde ilk kez kamp yapacağız! Çok iyi olacak! Hem jisoo abla için daha iyi olur belki." Lisa konuştuğunda rosé ve bende aynı şekilde lisaya katılmıştık. "Hadi hadi fazla oyalanmayalım gerekli olan herşeyi kendi kamp çantanıza koyun." Dedim ve yerimden kalkıp jisoo'nun odasının kapısına gittim durdum. Yavaşça kapıyı çaldım ardından kapıyı açıp yavaşça içeriye girdim, jisoo ağlaya ağlaya uyuya kalmıştı ve şuan öğlendi durmadan fotoğraflara bakar ağlardı aradan bir gün geçse bile kendini anında kötü yapmıştı fazla üzgündü onu iyi anlıyordum.

Yatağın yanında duran sandalyeye oturdum, jisoo'a baktım sonra çalışma masasının üzerinde duran çiftin fotoğrafına baktım. "Siz güzel bir çifttiniz nerdeyse evlencektiniz... Neden böyle oldu?" Kendi kendime konuşurken jisoo'nun sesini duydum ve ona baktım.

"Çünkü yalan bir aşktı onunki, bu evde ona dair hiç birşey duymak veya görmek istemiyorum jennie"

"Tamam, sen nasıl istersen abla" burnunu çekti ve oturur pozisyona geçti.

"Bu alyans, bana doğum günümde vermişti..." parmağında duran yüzüğü çıkarıp elime tutuşturdu.

"Al bunu, o buraya gelirse ben yokum. Bu yüzüğü ona verirsin artık." Elime tutuşturduğu yüzüğe baktım.

"Ama jisoo abla emin misin? Bak tekrar düşün dicem ama bunun neresi düşünülür ki... Bide dünden beri net birşey açıklamadın zaten."

"Çünkü açıklanacak birşey yok jennie! Şimdi gidebilirsin ve bana yemek falan getirmeyin aç değilim" ofladım bıkkın bir şekilde ve yerimden kalkıp odasından da çıktım. Kapıyı kapatıp salona geçtim kızlar kendi odalarında birkaç eşyalarını kamp sırt çantasına yerleştiriyorlardı. Bende iç çekip yüzüğe tekrar baktım.

*****

"Bunu geri al seokjin abi, artık geri dönüş yok gibi sizin için" dedim oda onun önüne koyduğum tek taş alyans'a baktı, yutkundu ve tekrar bana baktı. "Jennie bak-" lafını böldüm "asıl sen bak seokjin abi, bu böyle olmaz ben seni zamanında uyardım demi? Bu kızı tekrar üzecek olursan senin için herşey çok kötü olur... Şimdi olacaklardan ben sorumlu değilim, Lisa ve rosé ikilisini kimse bu saatten sonra durduramaz benden demesi" ve masadan kalkıp kasaya gittim kendi hesabımı ödeyip kafe'den çıktım otogara gidip arabama bindim.

"Napacam ben bu kadar derdin arasında bunları...offf off!"

Telefonu elime aldım, hızla rosé'i aradım. Biraz çaldı ama sonunda cevap verdi, "Jennie abla?" Önce ses vermedim. "Rosé, beni dikkatle dinle şimdi ve sakın lisaya birşey deme hatta lisa yanındaysa başka bir yere geç."

"Tamam, bekle geçiyorum." Biraz bekledim tabi.

"Heh, söyleye bilirsin abla, noldu ne bu gizem?"

"Seokjin ve jisoo ayrıldı hemde tamamen, ve jisoo bana yüzüğü verdi bende gittim sahibine geri iade ettim yüzüğü. Rosé birşeyler dönüyor ve seokjin benle konuşurken çok kötü durumdaydı aynı jisoo abla gibi. İçimden bir ses bu ayrılığın altında başka birşey var diyor." Rosé önce ses vermedi sadece iç çekiş seslerini duydum.

"Jennie abla sana demem gereken birşey var ama nasıl söylesem bilemedim... Jisoo abla lisa ve beni bu konuda katı bir şekilde uyardı ama seninde bilmen gerekir diye düşünüyorum ben..." Kaşlarımı çattım

"Ne diyorsun sen rosé? Ne bilmem gerekli!? Anlat..."

"Jennie abla, aslında iki tarafında bir suçu yok... Asıl suçlu-" birden hat kesildi ve ekrana baktım telefon çekmiyordu ofladım ve telefonu kapatıp boş yere attım sonra arabayı çalıştırıp yola çıktım.

*****

"Lan! Biriniz açın şu telefonu! Çıldırcam! Off!" Kimse telefona cevap vermiyordu Lisa açmıyordu telefonlarını, jisoo zaten o dünden beri kötü haldeyken telefonu hiç açmamıştı. Ve rosé oda zaten en son konuşmamızdan beri telefonlarını açmıyordu. Geriye erkekleri aramak kalmıştı.

"Lan bu kez açan birisi olsun!" Dedim sinirle, benzincide durdum arabadan indim ve jungkook'u aradım biraz çaldı ama en sonunda açtı.

"Jennie abla? Bir sorun mu var?"

"Evet, yani yok... Nerdesin sen? Lisa yanında mı?"

"Bir dur, sakin ol jennie abla. Ne bu telaş böyle iyi misin sen?" Göz devirdim

"İyiyim jungkook! Sen soruma cevap ver artık"

"Tamam, tamam, sakin ol. Lisa yanımda değil ama rosé ve jisoo'yla bir yere gidiceğini söylemişti bana."

"Ne? Ne zaman dedi bunu"

"Sen aramadan önce yani 15 dakika önce falan" anında yüzüne kapattım telefonu ve arabaya geri bindim. Gidebilecekleri her yere bakacaktım artık.

****

"Nerde bunlar!" Yine kendi kendime konuşuyordum. Ormana gittim yoklardı parklara bile baktım tek tek ama hiç birinde yoktular. En son aklıma bir yer gelmişti hızla arabaya geri bindim ve tekrar sürdüm aklımdaki yere.

Biraz zaman sonra vardım aklımdaki yere ve arabayı anında durdurup hızla indim arabadan koşar adımlarla yürüdüm. Ve onları gördüm. Siyah giyinmişlerdi jisoo'nun ailesi iki yıl önce bir yangında ölmüşlerdi. Onları bulduğum için içim rahat olmuştu hızla yanlarına gittim ama biraz uzakta durmak zorunda kaldım çünkü konuşmalarını dinledim.

"Jisoo abla, jennie abla merakta kalmıştır zaten bizi 20 den çok kez arayıp durdu. Hadi eve gidelim artık."

"Siz gidin...o evde kalamam artık, bugün otelde kalırım yarında eşyaları almak için birilerini gönderirim. Beni merak etmeyin siz." Lisa ve rosé birbirine baktı.

"Abla! Saçma sapan konuşuyorsun ve hiç iyi düşünmüyorsun! Kendine gel!"

"Lisa! Fazla üzerine gitme istersen!?"

"Yaa nasıl fazla üzerine gitmeyim! Göz göre göre gitmesine izin vermem!"

"Lisa, rosé yeter bu kadar, gerçekten yoruldum ben... Biraz yanlız kalmaya ihtiyaçım var" dedi jisoo ve arkasını döndüğü anda beni gördü kızlarda baktılar.

"Kesin karar yani... Hani asla bu dörtlü ayrılmayacaktık? Ne değişti?"

"Konuşmak istemiyorum jennie"

"Ama ben istiyorum jisoo!" Dedim sağ kolundan sıkıca tuttum.

"Bana bir açıklama yapacaksınız, burda ne döndüğünü anlat!"

"Jennie, sana anlatırım ama şimdi olmaz. Fazla ısrar etme lütfen." Ve kolunu elimin tutuşundan kurtardığı gibi yanımdan geçip gitti bende annesi ve babasının mezar taşına baktım.

******

"Eee taehyung beni niye buraya çağırdın?" Dedim ve etrafa bakmayı kesip yüzüne baktım.

"Sana birşey vermek istiyorum jennie." Dedi ve arkasında sakladığı bir kutuyu bana uzattı.

"Bune şimdi? Ne var bu kutunun içinde?" Dedim ona bakarak ama o önce kutuyu elime tutuşturdu sonra gözlerime baktı.

"Seokjin hala jisoo'a aşık, ortada bir yanlış anlaşılma gibi garip bir olay dönüyor jennie, bu kutunun içindekiler de herşeyi anlatan bir kaç mektup var sadece." Sonra gitti taehyung benim bir kelime etmemi bile izin vermeden hızla gitti.

Kutuya tekrar baktım, antika bir kutuya benziyordu kapağını açmayı deneyim derken açamadım kitliydi, taehyung anahtar falan dememişti ama galiba bunu jisoo açabilirdi.

Arabama bindim ve yola çıktım kutuyu da yanıma attım, yolda giderken telefon çaldı ve ekrana baktım. Arayan kişi lisaydı hemen yanıtladım.

"Jennie unnie! Nerdeysen hemen eve gel" sesi titriyordu, kaşlarımı çattım.

"Neler oluyor lisa?"

"Telefonda diyemem! Acile gelmen lazım! Jisoo unnie yine kriz geçiriyor! Eline ne gelirse fırlatıp duruyor!" Bağırmıştı lisa ve bir kırılma sesi duyulmuştu bende arabayı daha hızlı sürdüm.

"Tamam, yoldayım zaten!" Dediğim gibi telefon kapattım.

*****

Hızla eve girdiğimde evdeki kaosu böyle görmeyi beklemezdim. Tüm tablolar ve bardaklar tabaklar camlar yastıklar vazolar kırık dökük haldeydi, evde resmen savaş çıkmıştı. Yanıma hızla rosé geldi ve arkama geçti üzeri yırtık haldeydi bende olayı anlamaya çalışıyordum.

"Yine noluyo bu evde?!"

"Ayyğhh! Hiç sorma unnie! Hepsi lisanın suçu!" Dedi bana sıkı sıkıya tutunurken.

"Sana ne oldu? Üzerin dağınık halde?"

Rosé durdu ve toparlanıp kendi üzerine baktı sonra berbat hale gelen saçlarını arkaya doğru savurdu.

"Şey... Lisa ve ben koşarken merdivenlerden yuvarlandık ve o sırada jisoo unnie beni yakaladı ve biraz hırpalanmış hale getirmiş olabilir" dediğinde gözlerimi devirdim.

"Yine ne yaptınızda kadın bu kadar öfkeli oldu?" Ve tam o esnada yukarıdan bir ses koptu. Roséla yukarı kata koşup lisanın odasına daldık.

Lisa yerde yatıyordu, jisooda nefes nefese kalmış halde lisaya bakıyordu ve so