Keşfet

Yasaklı Göl

Ay Fırtınası Mührü

Ertesi sabah, Lunareth'in üzerine çöken sessizlik hâlâ dağılmamıştı. Muhafızın sözleri gece boyunca zihinlerinden çıkmamıştı. Ne Neris doğru dürüst uyuyabilmişti ne de Aras. İkisi de aynı gerçeğin farkındaydı. Artık beklemek, cevapları onlara getirmeyecekti. Yasaklı Göl... Adı bile yüzyıllardır fısıltıyla anılan o yer, şimdi bütün soruların başlangıcı gibi görünüyordu.

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yola çıktılar.

Neris ile Aras tek kelime etmeden yürüyordu. Arkalarında cevap bulamadıkları sorular, önlerinde ise Lunareth'in en büyük sırrını saklayan Yasaklı Göl vardı

Koridor geride kaldıkça taş duvarların yerini Lunareth'in kuzeyindeki kadim orman aldı. Yol boyunca ne Neris konuştu ne de Aras. İkisi de muhafızın son sözlerini düşünüyordu.

Ormanın derinliklerine indikçe çevre sessizleşti.

Bu, sıradan bir sessizlik değildi. Sanki bütün doğa, yaklaşmalarını bekliyordu..

Neris sessizliği bozdu.

"Buraya daha önce geldin mi?"

Aras kısa bir an çevresini süzdü.

"Hayır."

"Sence bizi ne bekliyor?"

Aras'ın bakışları patikanın ilerisindeydi.

"Sessiz ol."

"Etrafı izle."

"Burada hata yapma lüksümüz yok.”

Neris cevap vermedi. Aras'ın sesi sertti ama haklıydı. Bu ormanda en küçük dikkatsizlik bile pahalıya mal olabilirdi. Yürümeyi sürdürdüler. Ormanın derinliklerine indikçe etrafı saran sessizlik ağırlaşıyordu. Başlarda duyulan kuş sesleri birer birer kayboldu. Rüzgâr bile ağaçların arasından geçmiyor, yapraklar en ufak bir kıpırtı göstermiyordu. Neris farkında olmadan yürüyüşünü yavaşlattı.

Çevresine baktı. Bu sessizlik doğal değildi. Aras arkasına bile bakmadan seslendi.

"Yavaşlama. Devam et.” Neris istemsizce irkildi. Hiç arkasına bakmadı... Bunu nasıl anladı? Tek kelime etmeden adımlarını yeniden hızlandırdı. İçindeki huzursuzluk giderek büyüyordu. Aras ise tek bir an bile tetikte olmayı bırakmıyordu

Bir süre sonra orman geride kaldı. Ağaçların arasından görünen göl, sonunda karşılarına çıktı.

Neris durdu. "Demek burası..."

Aras birkaç adım öne çıktı. Gözlerini gölden ayırmadan konuştu. "Yasaklı Göl.”

Su tamamen durgundu. Ne kıyıya vuran bir dalga vardı ne de rüzgârın oluşturduğu en küçük bir hareket. Kıyıdaki eski taşların üzerine kazınmış işaretler, Yasaklı Göl'ün sıradan bir yer olmadığını anlatıyordu.

Neris derin bir nefes aldı.

Muhafızın anlattıkları artık bir hikâye değil, gözlerinin önündeki gerçekti. Neris göle yaklaştı. Safir yeniden hareketlendi. Aras hemen fark etti.

"Dur. Bir şey değişti."

Tam o anda gölün yüzeyinde küçük halkalar oluştu. Aynı anda Aras'ın elinde ince yıldırım kıvılcımları belirdi. Aras eline baktı. Gücü kendi isteği dışında ortaya çıkmıştı. Neris ona döndü. "Senin gücün de tepki verdi." Aras gözlerini gölden ayırmadı. "Evet."

İkisi de sessizce göle baktı. Burada saklanan şey, yalnızca Neris'in safiriyle ilgili değildi. Bir süre sessizlik oldu. Ardından gölün derinliklerinde bir ışık ortaya çıktı.

Neris dikkatle izliyordu. "Bu da ne?"

Aras hemen çevresini kontrol etti. "Yaklaşma."

Neris ona baktı. "Buraya kadar geldik. Cevapları bulmadan geri dönemeyiz."

Aras bir an sustu. Neris'in haklı olduğunu biliyordu. İkisi birlikte gölün kıyısına biraz daha yaklaştı. Taşların üzerindeki eski işaretler, gölden gelen ışıkla birlikte belirginleşmeye başladı. Neris elini taşın üzerine yaklaştırdı. Safir yeniden parladı. Aras'ın yıldırımı da aynı anda güçlendi. İki farklı güç, ilk kez aynı anda karşılık veriyordu. Aras'ın bakışları sertleşti. "Burada bir şey saklı."

Neris ona döndü. "Ne saklı?" Aras gözlerini gölden ayırmadı. "Bilmiyorum. Ama cevabımız burada.” Neris yeniden göle baktı. "Bu kadar emin olmanı sağlayan ne?" Aras kısa bir süre sustu. "Çünkü buraya geldiğimizden beri ilk kez gücüm kontrolüm dışında ortaya çıktı." Neris safirine baktı. "Benim safirim de tepki verdi." Tam o anda kıyıdaki eski taşlardan biri sarsıldı. Üzerindeki semboller parlamaya başladı. Neris bir adım attı. "Aras..." Aras önüne geçti. "Dur. Yanımda kal.” Taştaki ışık güçlenirken, Yasaklı Göl yıllardır sakladığı sırrı ortaya çıkarmaya hazırlanıyordu. Neris ve Aras sessizce bekledi. Çünkü ikisi de biraz sonra öğrenecekleri gerçeğin, hayatlarını değiştireceğini hissediyordu. Ve artık geri dönüş yoktu. Önlerinde yalnızca saklanan gerçeğe açılan yol vardı.

Tam o anda taşın üzerindeki işaretler parlamaya başladı. Neris ile Aras sessizce izliyordu. Safir yeniden titreşti. Aras'ın elinde yıldırım kıvılcımları belirdi. Bir süre sonra taşın üzerindeki yazılar yavaş yavaş görünmeye başladı.

Neris şaşkınlıkla baktı. "Bu yazılar..."

Aras da taşa yaklaştı. "Az önce burada değillerdi.”

Tam o anda gölün derinliklerinden yankılanan tok bir ses duyuldu. Ses ne yakındı ne de uzaktı. Sanki gölün her yerinden aynı anda yükseliyordu.

"Kadim mühür yeniden uyandı.”

Neris gözlerini gölden ayırmadı. Ses yeniden konuştu.

"Su ve yıldırım... yeniden aynı yolu buldu.”

Aras bir adım öne çıktı. "Açık konuş.”

Cevap gecikmedi. "Yıllar önce ayrılan iki miras... yeniden bir araya geldi.”

İkisi de gözlerini taştan ayırmadı. Tam o anda taşın üzerindeki işaretler yeniden parladı. Eski yazılar daha belirgin hâle geldi. Neris'in safiri ile Aras'ın yıldırımı aynı anda parladı. Gölden yükselen ses tekrar duyuldu.

"Yıllardır saklanan gerçek artık gizli kalamaz."

Neris ile Aras sessizce göle baktı. İkisi de biraz sonra öğrenecekleri şeyin hayatlarını değiştireceğini hissediyordu.

Neris gözlerini gölden ayırmadan konuştu. "Burada gerçekten ne saklanıyor?"

Aras çevresini dikkatle inceledi. "Birazdan öğreneceğiz."

Sessizlik yeniden çöktü. Rüzgâr bile durmuş gibiydi. Gölden başka hiçbir ses gelmiyordu. Neris ile Aras yerlerinden kıpırdamadı. İkisi de gözlerini gölden ayırmıyordu. Birkaç saniye sonra ışık yeniden hareketlendi. Bu kez ışık yavaşça gölün yüzeyinde ilerledi. Bir süre sonra kıyıdaki eski taşın önünde durdu. Taşın üzerindeki yazılar birer birer görünmeye başladı. Neris dikkatle izliyordu. Boynundaki safir yeniden ısındı. Aras da bunu fark etti ama hiçbir şey söylemedi. Aras olduğu yerde durdu. Elindeki yıldırım kıvılcımları giderek güçleniyordu. İkisi de gözlerini taştan ayırmadı.

Neris derin bir nefes aldı. "Bir şey olacak."

Aras gözlerini taştan ayırmadı. "Bekle."

O anda ses yeniden yükseldi. Bu kez daha netti

"Gerçeği öğrenmeye hazırsanız... yaklaşın."

İkisi de bir adım öne çıktı. Gerçek artık onlardan sadece bir adım uzaktaydı. Geri dönüş yoktu. Bir sonraki adım her şeyi değiştirecekti. dönüş yoktu. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Kıyıdaki taş yeniden parladı. Üzerindeki yazılar birer birer ortaya çıkmaya başladı. Neris dikkatle taşa baktı. "Yazılar değişiyor."

Aras gözlerini taştan ayırmadı. O anda gölden yükselen ses yeniden duyuldu.

"Kadim mühür, gerçek mirasçılarını tanıdı.”

Neris bir an ne diyeceğini bilemedi. Sonra ses yeniden duyuldu.

"Yıllar önce ayrılan iki çocuk... bugün yeniden karşılaştı."

Neris şaşkınlıkla Aras'a baktı.

"İki çocuk…”

Aras sessizce göle baktı. "Devam et." dedi.

Göldeki ışık güçlenirken taşın üzerindeki yazılar da hareket etmeye başladı. Eski semboller birer birer silindi, yerine yeni satırlar belirdi. Neris yazıları okumaya çalıştı ama hiçbirini anlayamadı. Tam o anda boynundaki safir güçlü bir şekilde parladı. Aras’ın elindeki yıldırım da büyüdü. Sanki iki güç birbirini hissediyordu.

Gölden gelen ses yeniden duyuldu. "Aynı kanı taşıyanlar, aynı kaderi paylaşır.”

Neris’in bakışları ciddileşti. "Bu ne anlama geliyor?"

Gölden gelen ses hemen karşılık verdi. "Siz kardeşsiniz.”

İkisi de olduğu yerde kaldı. Neris derin bir nefes aldı. "Hayır... Bu doğru olamaz." dedi. Aras sessizdi. Gözleri taşın üzerindeki yazılardan ayrılmıyordu. Sonunda aradıkları gerçekle yüzleşmişlerdi. Aras sessizliğini korudu. Göldeki ışık yavaşça dalgaların üzerine yayılıyordu. Neris başını iki yana salladı.

“Buna inanamıyorum. “

Gölden gelen ses yeniden duyuldu.

"Kadim göl yanılmaz.”

Aras sessizliğini bozdu. "Bunu nasıl kanıtlayacaksın?"

Gölden gelen ses cevap verdi. "Geçmişiniz gerçeği anlatacak."

Neris başını salladı. "Geçmişimize dair hiçbir şey hatırlamıyoruz."

"Çünkü unutturuldu."

Aras