Keşfet

4

Bana Sevmeyi Anlat

Gecenin zifiri karanlığında sokak lambasının cılız ışığı Eflin'in salonuna vuruyordu. Dışarıdaki devriye arabasının ışıkları perdeden süzülürken Eflin, koltukta sızıp kalmış Cihangir'e baktı. Adam, düşmanının evinde bile bir elinde silahı, tetikte bekliyordu.

Eflin tam odasına geçmek için doğrulduğunda, balkon kapısının altından içeriye katlanmış siyah bir zarfın itildiğini gördü. Kalbi boğazında atmaya başladı. Cihangir'i uyandırmamaya çalışarak sessiz adımlarla zarfa doğru ilerledi ve aldı. İçinde sadece tek bir satır yazıyordu:

"Sana kurulan kumpas evinin içinde değil, Cihangir'in tam yanı başında. Gerçek katil babasının saatini senin bahçene gömen kişidir. Eğer abinin yaşamasını istiyorsan, Cihangir ile birlik ol ama bunu kimseye hissettirme."

Metnin altında bir isim veya imza yoktu. Gönderenin abisi mi yoksa onları oyuna getiren başka biri mi olduğu tamamen meçhuldü.

Eflin arkasını döndüğünde Cihangir'in çoktan uyanmış, kapkaranlık gözlerle kendisine baktığını gördü. Cihangir tek bir hareketle ayağa kalkıp Eflin'in elindeki kâğıdı çekip aldı.

- "Ne bu?" dedi Cihangir, sesi tekinsiz bir fısıltı gibiydi. Okuduğu her kelimede kaşları daha da çatıldı. "Sana gelen gizli mesajlar mı başladı?"

- "Ben yazmadım!" dedi Eflin sessizce. "Balkonun altından atıldı. Cihangir, oku şunu! İkimizi de parmağında oynatan biri var. Senin babanın saati üç yıldır oradaysa, neden tam da bugün polisler geldiğinde bulundu? Biri o silahı ve saati oraya yeni koydu!"

Cihangir kâğıdı elinde sıktı. Mantığı ve şüpheleri yeniden çatışmaya başlamıştı. Tam o sırada dışarıda bir araba kapısı sertçe kapandı. İçeri giren kişi Cihangir'in dayısı, aile şirketinin ve aşiretin başındaki isim olan Tahsin'di. Yanında korumalarıyla salona daldı.

- "Cihangir!" dedi Tahsin Dayı öfkeyle. "Ne işin var bu kızın evinde hâlâ? Polise teslim etsek ya bu katil tohumunu!"

Cihangir dayısının yüzündeki aşırı aceleciliği ve Eflin'e olan anlamsız öfkesini ilk kez bu kadar net fark etti. Eflin'in az önce söyledikleri ve kâğıttaki "Cihangir'in yanı başında" ifadesi zihninde şimşek gibi çaktı. Dayısı, babasının ölümünden sonra bütün servetin ve şirketin başına geçmişti.

Cihangir bozuntuya vermeden öfkeyle dayısına döndü:

- "Polis bir şey bulamadı dayı! Kızın abisi gelmeden bu iş bitmez," dedi Cihangir. Ardından gözlerini Eflin'e dikti ve aniden herkesi şoke edecek o hamleyi yaptı. "Ayrıca kız polis kontrolünde. Onu mahalleden de aileden de uzak tutmanın tek bir yolu var. Eflin bundan sonra benim korumam altında... Biz evleniyoruz."

Eflin şokla gözlerini açtı. Tahsin Dayı ise adeta dehşete düştü, yüzü aniden sarardı.

- "Sen ne saçmalıyorsun Cihangir?!" diye bağırdı dayısı. "Babanın katilinin kardeşiyle mi nişanlanacaksın?"

- "Düşmanımı yakında tutuyorum dayı," dedi Cihangir soğukkanlılıkla. "Sözlüm olursa kimse ona dokunamaz, abisi de onu kurtarmak için ayağıma kadar gelir. Sen karışma bu işe."

Tahsin Dayı öfkeyle evi terk ederken, kapı kapandığı an Cihangir Eflin'e doğru yaklaştı. Aralarındaki mesafe hiçe sayılmıştı.

- "Bu bir oyun Eflin," dedi Cihangir fısıltıyla. Sesi ilk kez nefrete değil, ortak bir tehlikeye odaklanmıştı. "Gerçek katil aramızda geziyor. Sen abinin masumiyetini kanıtlamak istiyorsun, ben de babamın gerçek katilini bulmak. Dayımın bu telaşı normal değil."

- "Seninle nişanlı oyunu mu oynayacağım?" dedi Eflin, kalbi hızla çarparken.

- "Evet," dedi Cihangir gözlerinin içine bakarak. "Katili ortaya çıkarana kadar Türkiye'ye aşık bir çift gibi görüneceğiz. Ama unutma... Tek bir yanlış hareketinde bu oyun ikimizi de yakar."

Düşmanlık ve nefretle başlayan ilişki, şimdi aynı katilin peşine düşen iki insanın tehlikeli ve gizemli ortaklığına dönüşmüştü.

Gecenin zifiri karanlığında sokak lambasının cılız ışığı Eflin'in salonuna vuruyordu. Dışarıdaki devriye arabasının ışıkları perdeden süzülürken Eflin, koltukta sızıp kalmış Cihangir'e baktı. Adam, düşmanının evinde bile bir elinde silahı, tetikte bekliyordu.

Eflin tam odasına geçmek için doğrulduğunda, balkon kapısının altından içeriye katlanmış siyah bir zarfın itildiğini gördü. Kalbi boğazında atmaya başladı. Cihangir'i uyandırmamaya çalışarak sessiz adımlarla zarfa doğru ilerledi ve aldı. İçinde sadece tek bir satır yazıyordu:

"Sana kurulan kumpas evinin içinde değil, Cihangir'in tam yanı başında. Gerçek katil babasının saatini senin bahçene gömen kişidir. Eğer abinin yaşamasını istiyorsan, Cihangir ile birlik ol ama bunu kimseye hissettirme."

Metnin altında bir isim veya imza yoktu. Gönderenin abisi mi yoksa onları oyuna getiren başka biri mi olduğu tamamen meçhuldü.

Eflin arkasını döndüğünde Cihangir'in çoktan uyanmış, kapkaranlık gözlerle kendisine baktığını gördü. Cihangir tek bir hareketle ayağa kalkıp Eflin'in elindeki kâğıdı çekip aldı.

- "Ne bu?" dedi Cihangir, sesi tekinsiz bir fısıltı gibiydi. Okuduğu her kelimede kaşları daha da çatıldı. "Sana gelen gizli mesajlar mı başladı?"

- "Ben yazmadım!" dedi Eflin sessizce. "Balkonun altından atıldı. Cihangir, oku şunu! İkimizi de parmağında oynatan biri var. Senin babanın saati üç yıldır oradaysa, neden tam da bugün polisler geldiğinde bulundu? Biri o silahı ve saati oraya yeni koydu!"

Cihangir kâğıdı elinde sıktı. Mantığı ve şüpheleri yeniden çatışmaya başlamıştı. Tam o sırada dışarıda bir araba kapısı sertçe kapandı. İçeri giren kişi Cihangir'in dayısı, aile şirketinin ve aşiretin başındaki isim olan Tahsin'di. Yanında korumalarıyla salona daldı.

- "Cihangir!" dedi Tahsin Dayı öfkeyle. "Ne işin var bu kızın evinde hâlâ? Polise teslim etsek ya bu katil tohumunu!"

Cihangir dayısının yüzündeki aşırı aceleciliği ve Eflin'e olan anlamsız öfkesini ilk kez bu kadar net fark etti. Eflin'in az önce söyledikleri ve kâğıttaki "Cihangir'in yanı başında" ifadesi zihninde şimşek gibi çaktı. Dayısı, babasının ölümünden sonra bütün servetin ve şirketin başına geçmişti.

Cihangir bozuntuya vermeden öfkeyle dayısına döndü:

- "Polis bir şey bulamadı dayı! Kızın abisi gelmeden bu iş bitmez," dedi Cihangir. Ardından gözlerini Eflin'e dikti ve aniden herkesi şoke edecek o hamleyi yaptı. "Ayrıca kız polis kontrolünde. Onu mahalleden de aileden de uzak tutmanın tek bir yolu var. Eflin bundan sonra benim korumam altında... Biz evleniyoruz."

Eflin şokla gözlerini açtı. Tahsin Dayı ise adeta dehşete düştü, yüzü aniden sarardı.

- "Sen ne saçmalıyorsun Cihangir?!" diye bağırdı dayısı. "Babanın katilinin kardeşiyle mi nişanlanacaksın?"

- "Düşmanımı yakında tutuyorum dayı," dedi Cihangir soğukkanlılıkla. "Sözlüm olursa kimse ona dokunamaz, abisi de onu kurtarmak için ayağıma kadar gelir. Sen karışma bu işe."

Tahsin Dayı öfkeyle evi terk ederken, kapı kapandığı an Cihangir Eflin'e doğru yaklaştı. Aralarındaki mesafe hiçe sayılmıştı.

- "Bu bir oyun Eflin," dedi Cihangir fısıltıyla. Sesi ilk kez nefrete değil, ortak bir tehlikeye odaklanmıştı. "Gerçek katil aramızda geziyor. Sen abinin masumiyetini kanıtlamak istiyorsun, ben de babamın gerçek katilini bulmak. Dayımın bu telaşı normal değil."

- "Seninle nişanlı oyunu mu oynayacağım?" dedi Eflin, kalbi hızla çarparken.

- "Evet," dedi Cihangir gözlerinin içine bakarak. "Katili ortaya çıkarana kadar Türkiye'ye aşık bir çift gibi görüneceğiz. Ama unutma... Tek bir yanlış hareketinde bu oyun ikimizi de yakar bakalım senin abin söylediğin kadar masummuymuş

.......

Düşmanlık ve nefretle başlayan ilişki, şimdi aynı katilin peşine düşen iki insanın tehlikeli ve gizemli ortaklığına dönüşmüştü.

Cihangir için artık bu bir şüphe meselesi değil, her hamlesi hayati önem taşıyan karanlık bir satranç oyunuydu. Etrafındaki herkes, en yakınındaki amcası, dayısı, şirket ortakları ve hatta yıllardır babasının yanında çalışan sadık adamlar bile birer şüpheliye dönüşmüştü. Ve Cihangir bu tahtada Eflin'i beklenmedik bir şah hamlesi olarak öne sürüyordu.

- "Hiç beklemedikleri bir şey yapmış olacağız Eflin," dedi Cihangir, sesi buz gibi bir kararlılıkla yankılanırken. "Düşman gördükleri, katil ilan ettikleri kızla el ele karşılarına çıktığımda bütün kurguları