6
Hafta sonu, üniversitenim düzenlediği yelken ve deniz gezisi vardı. Şehrin gürültüsünden uzaklaşmak, biraz nefes almak için tüm öğrenciler teknede toplanmıştı. Cihangir normalde böyle öğrenci etkinliklerine adımını bile atmazdı ama Eflin'in orada olduğunu bildiği için, kulübe sponsorluk bahanesiyle lüks bir yatla tekneye eşlik edip geziye katılmıştı.
Denizin ortasında, sıcak güneşin altında tekne durduğunda öğrenciler birer birer kendilerini serin sulara bırakmaya başladı. Eflin de üzerindeki kimonoyu çıkarıp beyaz bikinisiyle teknenin güvertesine yürüdü.
O sırada üst kattaki VIP alanda duran Cihangir, gözlüklerinin ardından Eflin'i gördüğü an adeta donakaldı. Kızın güzelliği ve güneşin altında parlayan teni nefesini kesti. Ama hemen ardından, teknedeki diğer erkek öğrencilerin ve Serpil'in grubundaki çocukların bakışlarının Eflin'e kaydığını fark ettiği an Cihangir'in şakaklarındaki damarlar attı.
İçindeki o sahiplenme ve kıskançlık duygusu bir anda şalterleri attırdı.
Eflin tam suya atlamak üzereyken arkasından beliren gölgeyle irkildi. Cihangir, üzerindeki siyah tişörtü tek bir hamlede çıkarıp kenara fırlattı ve kimsenin beklemediği bir anda Eflin'i belinden kavradı.
- "Cihangir ne yapıyorsun?!" diye çığlık attı Eflin.
- "Madem yüzmeye geldik, birlikte yüzüyoruz Eflin," dedi Cihangir, kulağına doğru fısıldayarak.
Daha Eflin ne olduğunu anlayamadan Cihangir kızla birlikte teknenin güvertesinden maviliklere doğru atladı. Suda patlayan devasa köpüklerin ardından ikisi de yüzeye çıktı.
Eflin ıslak saçlarını geriye atarak öfkeyle Cihangir'e baktı:
- "Delirdin mi sen?! Herkesin içinde ne diye beni suya atıyorsun?"
Cihangir, suda Eflin'e doğru bir adım daha yaklaşıp yüzerek aralarındaki mesafeyi sıfırladı. Suda kıza o kadar yakındı ki, bakışları teknedeki meraklı gözleri tamamen yok sayıyordu.
- "Yukarıdan sana bakan gözleri görmedin sanırım," dedi Cihangir, sesi suyun şıpırtısı arasında sadece Eflin'in duyabileceği kadar alçak ama tehditkâr çıkarak.
Eflin'in kalbi hızla çarpmaya başladı. Cihangir'in ıslak saçlarından damlayan sular yüzüne düşerken, adamın gözlerindeki o açık kıskançlık Eflin'i hem kızdırıyor hem de içten içe derin bir tutkuyla sarsıyordu.
- "Sana ne Cihangir? Sen benim korumam mısın, sahibim mi?" dedi Eflin, suda dengede kalmaya çalışarak.
Cihangir Eflin'in belini suyun altından yakalayıp kendine doğru çekti. İki beden suda kenetlenirken Cihangir gözlerinin içine kilitlendi:
O sırada Serpil güverteden hırsla tırnaklarını etine geçirirken, teknedeki tüm bakışlar suda birbirine kenetlenmiş duran Cihangir ve Eflin'e kilitlenmişti.
Eflin, suyun altından belini tutan Cihangir'in sıcaklığıyla bozuntuya vermemeye çalıştı. Kalbi göğsünü delecek gibi atsa da gururundan ve aralarındaki o çizgiden taviz vermek istemiyordu. Suda biraz daha yükselip Cihangir'e doğru yanaştı. Islak saçları omuzlarına dökülürken, dudağını adamın kulağına kadar uzattı. Sesi teknedekilerin duyamayacağı, sadece Cihangir'in ruhunu yakacak kadar kısık bir fısıltıyla döküldü:
- "Bu sahte bir birliktelik, biliyorsun değil mi? Abartma Cihangir..."
Eflin cümlesini bitirip yavaşça geriye doğru çekilirken, Cihangir'in bakışları kızın gözlerinden kayıp doğrudan o ıslak, pembe dudaklarına takılı kaldı. Zaman o an ikisi için de durdu. Cihangir'in göğsü hızla kalkıp iniyor, gözlerindeki o tehlikeli tutku dudaklarında hapsoluyordu. Kızın söyledikleri zihnine ulaşıyor ama kalbi o sahtelik kelimesini tamamen reddediyordu.
- "Sahte olduğunu bana değil, kalbine anlat Eflin," diye fısıldadı Cihangir, gözlerini kızın dudaklarından bir an bile ayırmadan.
Tam o sırada yukarıdan Serpil'in öfkeyle bağran sesi rüyayı böldü:
- "Cihangir! Ne yapıyorsunuz orada? Bu kız için kendini suya mı atıyorsun gerçekten?!"
Serpil hırsından deliye dönmüş bir halde güvertedeki içki kadehini sertçe masaya bıraktı. Serpil'in yanındaki arkadaş grubu da ne olduğunu anlamaya çalışarak fısıldaşmaya başladı. Serpil'in gözü öfkeyle kararmıştı; bu sahte ya da gerçek yakınlaşmayı bitirmek için Eflin'in zayıf noktasını vurmaya, teknedekilerin önünde onu tamamen rezil etmeye kararlıydı.
Cihangir, Serpil'in sesini duyunca gözlerini Eflin'in dudaklarından çekip yukarıya, Serpil'e doğru kilitledi. Bakışlarındaki o buz gibi nefret, Serpil'i olduğu yere çiviledi.
Cihangir, Eflin'in elini suyun altında daha da sıkı kavrayarak tekneye doğru yüzmeye başladı. Bu oyun artık kontrolünden tamamen çıkmış, Serpil ve diğerleri için tehlikeli bir savaşa dönüşmüştü.
Tekneye çıktıklarında Cihangir, üzerindeki ıslaklığı aldırmak ve kaptanla güzergâhı konuşmak için kısa bir süreliğine alt kata, kaptan köşküne indi. Eflin ise güvertede yalnız kalmıştı. Havluya sarınmış bir halde denizi izlerken, Cihangir'in yokluğunu fırsat bilen Serpil adeta bir yılan gibi arkasından yaklaştı.
Serpil'in gözleri öfke ve hırstan kararmıştı. Eflin'in tam arkasında durup tıslar gibi konuştu:
- "Cihangir'in aklını çelebileceğini mi sanıyorsun küçük hanım?" dedi Serpil, sesindeki nefreti hiç saklamayarak. "Katil abinin günahlarını bu vücutla mı ödetmeye çalışıyorsun ona? Sen sadece onun eğlencesisin, hiçbir zaman bu dünyaya ait olamayacaksın!"
Eflin arkasını dönüp başını dik tuttu:
- "Cihangir ile aramızdaki şey seni hiç ilgilendirmez Serpil. Yolumdan çekil."
- "İlgilendirir!" diye bağırdı Serpil. "Sen onun dengi değilsin!"
Eflin yanından geçip gitmek istediği an, Serpil gözünü kararttı. Kimsenin tam olarak bakmadığı o kuytu köşede, Eflin'i iki eliyle göğsünden sertçe itti. Eflin dengesini kaybetti ve çığlık atarak güverteden hırçın sulara çakıldı.
Sorun şuydu ki; Eflin iyi bir yüzücü değildi. Düşmenin şokuyla akciğerlerine dolan soğuk su ve panik, hareket etmesini imkânsız hale getirdi. Çırpınmaya başladı ama su onu aşağıya doğru çekiyordu.
- "Yardım... Cihangir!" diye yutkuna yutkuna bağırmaya çalıştı ama her çırpınışında daha da derine battı. Bilinci bulanıklaşmaya, gözlerinin önündeki ışık kararmaya başladı.
O sırada kaptan köşkünde olan Cihangir, dışarıdan gelen o boğuk çığlığı ve "Biri suya düştü!" bağırışlarını duyduğu an kalbi duracak gibi oldu. Merdivenleri üçer beşer fırlayarak güverteye çıktı. Serpil'in kaza süsü vermeye çalışan ama panik içindeki yüzünü ve sudaki çırpınışları gördüğü an gözü hiçbir şeyi görmedi.
- "EFLİN!"
Cihangir hiç tereddüt etmeden, ayakkabılarını bile çıkarmadan kendisini devasa bir hızla suya attı. Suyun altına dalıp çırpınmayı kesmiş, dibe doğru süzülen Eflin'i belinden kavradı.
Kızı hızla su yüzeyine çıkardı. Eflin'in yüzü bembeyazdı, nefes almıyordu. Cihangir kızı kucağına alıp teknedekilerin yardımıyla güverteye çıkardı.
Cihangir güverteye diz çöktü. Ellerini Eflin'in göğsüne koyup panik içinde suni teneffüs ve kalp masajı yapmaya başladı. Sesi titriyor, gözlerinden öfke ve korku okunuyordu:
- "Bırakma kendini! Eflin aç gözlerini, duyuyor musun beni?!"
teknenin arkasından başka bir öğrencinin bağırtısı yükseldi. Sürekli sessiz duran bir erkek öğrenci, Serpil'i işaret ederek haykırdı:
- "Cihangir Abi! Ben gördüm! Bu kadın Eflin'i bilerek itti! Kız arkasını dönmüşken iki eliyle sırtından suya savurdu!"
Görgü tanığının bu sözleriyle birlikte teknedekiler şok içinde Serpil'e döndü. Fısıltılar bir anda sert uğultulara dönüştü. Serpil'in yüzündeki o sahte masumiyet maskesi paramparça oldu, rengi bembeyaz kesildi.
- "Yalan söylüyor! Ben yapmadım, ayağı kaydı!" diye kekeledi Serpil, geriye doğru kaçmaya çalışarak.
Cihangir, tanığın lafıyla birlikte gözü tamamen dönmüş bir halde Serpil'in üzerine yürüdü. Bakışlarındaki katıksız nefret ve karanlık, Serpil'i olduğu yere çiviledi. Cihangir, kızın üzerine bir kâbus gibi çöktü:
- "Bitti Serpil," dedi Cihangir, sesi fırtına öncesi sessizlik kadar tehlikeli ve boğuk çıkarak. "Tekne karaya yanaştığı an polise hesabını vereceksin. Bu dünyada senin için kaçacak tek bir delik bile bırakmayacağım!"
Serpil korkudan titreyerek kenara sindi. Kimse ona acımıyor, kimse arkasında durmuyordu.
Cihangir hızla arkasını dönüp yerdeki Eflin'in yanına çöktü. K