Mezardaki Yabancı
Leyla elindeki nota tekrar baktı.
Annenin mezarına gitme. Çünkü orada yatan kadın annen değil.
Kapıya koştu. Sokak bomboştu.
Notu bırakan kişi ortadan kaybolmuştu.
Leyla hemen Nermin Hanım’ı aradı.
“Annem öldüğünde yanında mıydın?”
Karşı tarafta sessizlik oldu.
“Leyla, neden soruyorsun?”
“Gördün mü onu?”
Nermin Hanım’ın sesi titredi.
“Bazı şeyleri telefonda konuşamayız.”
“Nermin teyze, ne saklıyorsunuz?”
Kadın yalnızca dört kelime söyledi:
“Bu gece mezara gitme.”
Telefon kapandı.
Leyla’nın artık gitmemesi mümkün değildi.
---
Bir saat sonra mezarlıktaydı.
Yeni kazılmış toprağın başındaki tahtada annesinin adı yazıyordu:
RAHİME YILMAZ
Leyla diz çöktü.
“Anne… Benden ne sakladın?”
Tam kalkacakken toprağın içinde parlayan bir şey gördü.
Küçük, eski bir kolye.
Çocukluğundan hatırlıyordu.
Annesinin yıllar önce kaybettiği kolyeydi.
Kapağını açtı.
İçinde genç bir kadının kucağında bebekle çekilmiş fotoğrafı vardı.
Kadın Rahime değildi.
Fotoğrafın arkasını çevirdi.
1990
Altında iki kelime vardı:
Kızım Leyla.
Leyla’nın elleri titredi.
Arkasından bir dal kırıldı.
“Kim var?”
Karanlığın içinden yaşlı bir adam çıktı.
Adam Leyla’nın elindeki kolyeyi görünce durdu.
“Demek sonunda buldun.”
Leyla geri çekildi.
“Sen kimsin?”
Adam cevap vermedi.
“O fotoğraftaki kadın kim?”
Yaşlı adam Leyla’nın gözlerinin içine baktı.
“Rahime seni yıllarca korudu.”
“Kimden?”
Adam mezarlığın girişine bakıp sesini alçalttı.
“Gerçek annenden.”
Leyla’nın nefesi kesildi.
“Annem kim?”
Adam arkasını döndü.
Leyla kolundan tuttu.
“Bana gerçeği söyle!”
Yaşlı adam durdu.
“Fotoğraftaki kadın senin annen.”
“Peki nerede?”
Adamın cevabı Leyla’nın bütün dünyasını değiştirdi:
“Ölmedi.”
Bir an sustu.
“Ve senin geri döndüğünü biliyor.”
Yorumlar
- Medine Özçelik: çok heyecanlı yerde bitti bir an önce yeni bölüm gelsinnnn