Keşfet

Bir Yaprak Sarması Meselesi

Beyaz Manolya Kokusu

Bir Yaprak Sarması Meselesi

Erkal Yusuf Akkan

Yusuf yine aynı rüyayı görüyordu. Dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme vardı.

Eve daha dün gelmişlerdi. Çok yorgun oldukları için hiçbir şeyle uğraşmadan hemen uyumuşlardı. Neyse ki önceden birkaç eşya almışlardı ama yine de eksikleri vardı.

Üç katlı bir apartmana taşınmışlardı. Buna rağmen çekirdek ailenin tamamı ilk katta yaşıyordu. Çünkü babası diğer iki daireyi kiraya vermeyi düşünüyordu.

Başını kapı tarafına çevirip kaldığı yerden uyumaya devam edecekti.

Tam gözlerini yeniden kapatmıştı ki kapı yavaşça aralandı. İçeri, kız kardeşi Serce süzüldü.

Yüzünde yaramaz bir ifade vardı. Abilerine şaka yapmayı çok severdi... ama Yusuf'un yeri her zaman ayrıydı.

Elindeki bir bardak suyu aniden abisinin başından aşağı döktü ve kahkaha atarak odadan kaçtı.

Yusuf, can havliyle yataktan sıçradı. Ne olduğunu ilk anda anlayamadı. Saçlarından süzülen su damlaları yüzüne inerken gözlerini kırpıştırdı.

Ama bunu kimin yaptığını tahmin etmek zor değildi.

"Serce!" diye sertçe bağırdı

Üzerini bile değiştirmeden odasından çıktı.

Ailesi kahvaltı masasının etrafında toplanmıştı. Yusuf'un ıslak hâlini görenler kısa bir an duraksadı.

Yusuf, babasının yanında oturan Serçe'ye döndü. Gözleri hâlâ öfkeliydi.

"Bunun hesabını vereceksin," dedi dişlerini sıkarak.

Abisi her zamanki gibi gülmeye başladı.

"Oğlum ne oldu, gece rüya mı gördün?" dedi. Ardından kahkahasını tutamadı.

Yusuf, abisine aldırmadı bile. Gözlerini Serce'den ayırmadan ona bakmayı sürdürdü.

Serce ise masum bir ifadeyle omuz silkti.

"Babam 'uyandır' dedi, ben de uyandırdım," dedi Serce umursamaz bir tavırla.

Yusuf kısa bir an ona baktı, sonra kaşlarını çattı.

"Su dökerek mi? Sana 'git, kalp krizi geçirtecek şekilde uyandır' mı dedi?" diye çıkıştı.

Babası Mahir araya girerek ortamı yumuşattı. Serce'yi kolunun altına çekti.

"Ben 'uyandır' dedim, o da yaratıcı davranmış," dedi gülümseyerek.

"Aferin benim küçük Serçe'me."

Sonra eğilip kızının başından öptü.

Serce ise memnuniyetsiz bir ifadeyle babasının kollarından kurtuldu.

"Benim adım Serçe değil, Serce ya... Bari siz doğru söyleyin," diye sitem etti.

Yusuf, siniriyle baş başa kaldığını o an anladı. Masadaki hiç kimse onu ciddiye almıyordu.

Dişlerini sıktı, bir şey söylemedi. Sessizce arkasını döndü.

Üzerini değiştirmek için odasına gitti.

........

Manolya Ökten

Bir insan evladı sabahın köründe kalkıp komşular için yemek yapar mı? Ben yapmazdım. Tam bunu düşünürken annem elime sarma dolu bir tencere tutuşturdu. "Git, bunu hemen yeni komşularımıza ver," dedi. Derin bir of çekip evden çıktım.

Yeni komşularımızın kapısına geldiğimde zili çalıp beklemeye başladım. Zaten bize çok uzak değillerdi; sadece biraz yokuş çıkmak gerekiyordu. İçeriden adım sesleri geliyordu. Sonra kapı açıldı... ve ben olduğum yerde kaldım. Çünkü rüyamda gördüğüm adamı gördüm. Üstelik benzemiyordu, direkt oydu.

O da beni gördüğüne şaşırmış olacak ki gözleri elbisemde ve saçlarımda dolaşıyordu. Üzerimde beyaz, uzun kollu bir elbise vardı. Saçlarım ise iki yanımdan usulca dökülüyordu.

Asıl şaşırması gereken kişi benken, o neden şaşırıyordu? Üstelik rüyamdaki gibi konuşmuyordu. İkimiz de kapının önünde birbirimize şaşkınca bakıyorduk. Hadi ben kendimi anladım da bu adamın derdi neydi?

İçeriden yaşça büyük bir kadının sesi geldi: "Oğlum, kimmiş? Yine kal gibi kaldın, Erkal!"

Erkal... Adı ne kadar da güzelmiş; hiç duymamıştım. O kadının sesiyle ikimiz de toparlandık. Kadın yanımıza geldi ama yüzünde rahatsız bir ifade vardı. Ben ise konuşmaya çalıştım.

Yüzümde belli belirsiz bir gülümsemeyle, "Merhabalar efendim, hoş geldiniz mahallemize. Dün akşam taşındığınızı gördük. Annemle hemen sarma sardık, börek de yaptık; birazdan onu da ablam getirir. Annem de yarın sizi ziyarete gelecek zaten. Bir isteğiniz varsa çekinmeden söyleyebilirsiniz," deyip tencereyi hemen Erkal'ın göğsüne yapıştırdım.

Erkal anlık bocalayıp bir bana, bir de kucağındaki sarmaya baktı. Annesi ise, "Çok teşekkür ederiz, güzel kızım. Yarın mutlaka annenleri bekliyoruz," dedi samimi olmayan bir gülümsemeyle. Ama sarmalara şaşırdığı belliydi.

"Adım Manolya, tekrar hoş geldiniz," deyip oradan hızla uzaklaştım. Adımı söylediğim an Erkal'ın yüzündeki şaşkınlık gözümden kaçmamıştı ama nedenini sorgulayacak hâlim yoktu; adeta kaçarcasına uzaklaştım.

Hemen eve döndüm. Kalbim ağzımda atıyordu. Ablam mutfaktaydı ama annemi göremedim.

"Ne oldu, kal gelmiş gibisin?" deyince sinirlerim bir anda zıpladı.

"Bana kal mal gelmedi, bana Erkal çarptı abla!" dedim. Sesimde hem sinir hem de çaresizlik vardı. Ona olayları baştan sona anlatmaya başladım hemen.

.....

Erkal Yusuf Akkan

Ben hâlâ Manolya'nın gelişini atlatamamışken, abim ve Serce mutfak masasında onun getirdiği sarmaları yiyordu. Yaprak sarmasını çok severdim ama sadece annemin yaptığı güzeldi; onun getirdiğine bakamadım.

Abim ağzı dolu dolu, "Allah bu madalya kızdan razı olsun, sarmalar çok güzel olmuş," dedi. Hemen araya girip düzelttim: "Madalya değil, Manolya." O ise umursamaz bir şekilde, "Her neyse işte, sarma güzel olmuş," deyip yemeğe devam etti.

Annem bana ara sıra bakış atıyordu. Onunla sertçe konuşmanın vakti gelmişti ama sarma bitmeden dayanamadım, bir tane alıp tattım. Gerçekten çok güzeldi. Annem ters ters bakıp, "Güzel olmuş mu?' dedi. "Evet, çok güzel olmuş," dedim. O da, "Baktım, fena değil işte," deyip hafif kıskanç bir tavır takındı.

Ona aldırmadan hemen konuştum: "Sen kıza niye öyle garip davrandın?" Annem hemen, "Ne alakası var yavrum, bir şey mi dedik sanki?" dedi. Bu beni daha da sinirlendirdi ve konuya girdim: "Anne, ben sarışın gelin falan istemiyorum. Ben gelin istemiyorum, anladın mı?"

Tam arkamı dönüp odama gidecekken zil çaldı. 'Belki yine odur,' diye heyecanla kapıyı açtım.

.....

Manolya Ökten

Yine soluğu onun kapısının önünde almıştım. Bu kez ablam da yanımdaydı, kucağında gül böreğiyle. Kapı açılır açılmaz yine onu gördüm. Ablam ise, "Ben börekleri bırakayım," deyip bizi yalnız bıraktı.

Ne diyeceğimi bilemeden direkt bodozlama girdim: "Ben seni rüyamda gördüm," dedim, garip bir heyecanla. O ise önce şaşırdı, sonra "Ben de seni rüyamda gördüm," deyip gülümsedi. Bu kez şaşırma sırası bana geçmişti.

Tam nasıl gördüğümü anlatacakken içeriden ablamın sesi geldi; birazdan geliyordu muhtemelen. Erkal hızla arkasına bakıp, "Bence bu konuyu uzun uzun konuşmamız lazım. Benimle buluşur musun?" dedi.

Şaşkınlıkla başımı onaylar gibi salladım. O sırada ablam da içeriden gelmişti. "Görüşürüz,"deyip gülümsedim. O ise, "Görüşeceğiz,"diyerek göz kırptı.