Keşfet

Sadece Biz

Beyaz Manolya Kokusu

Sadece Biz

Manolya Ökten

Bir yıldız kaysaydı gökyüzünden,

bir dilek tutsaydım,

seni hiç tanımasam dahi

o sadece sen olurdun.

Çünkü sen gözümün gördüğü kadar yoksun,

gönlüm, rüyalarım, hayallerim, hislerim kadar varsın.

Hayatta Yusuf'la belki de hep farklı yollardan geçmiştik. Ama sonunda aynı yolda karşılaşmıştık. Niyetlerimiz farklı olsa bile, sanki kaderin savurduğu bir rüzgâr bizi hep birbirimize sürüklüyordu. Başka yollar aramaya kalksak da, kader bizi birbirimize mahkûm etmişti. Ve bu mahkûmiyet ikimizin de hoşuna gitmişti.

Onunla dakikalarca bakışmak, sanki birbirimizi ilk defa görüyormuşuz gibi hissetmek… Bu his o kadar güzeldi ki. Yusuf’un da bunu istemesi, birbirimizi her zaman hissedebilmek… Onun yanında o kadar huzurluydum ki bazen sadece aklımı kaçırdığımı hissediyordum. İnsan hiç huzurdan aklını kaçırır mıydı?

Saatlerce konuşuyorduk. Sarılıyor, bazen de öyle uzun süre el ele kalıyorduk ki ellerimizin birbirine yapıştığını bile hissediyorduk. Sanki birbirimizden ayrılmak istemiyor, o anın hiç bitmemesini diliyorduk.

Öpüşmek mesela… Sadece bedenlerimiz değil, ruhlarımız da birbirine dokunuyordu. Hissettiğimiz şey yalnızca tutku değildi; sanki aşk, ruhumuzun içinde kavruluyordu. Her öpüşümüzde birbirimize biraz daha yaklaşıyor, kelimelerin anlatamayacağı bir duygunun içinde kayboluyorduk.

Bakışmamızı bölen telefon sesiyle ikimiz de arabaya bindik. Yusuf telefonu açıp hoparlöre aldı fakat arabayı çalıştırmadı. Telefonu, radyonun yanındaki telefon aparatına yerleştirip konuşmaya başladı.

"Efendim abi,"dedi bıkkın bir sesle.

Arayan Onur abiydi ama emindim ki diğerleri de konuşmayı dinliyordu.

"Oğlum, siz neredesiniz? Nerede kaldınız? Halime Hanım aradı. Yusuf gayet iyi, hafızası yerine gelmiş, dedi."

Sesindeki heyecan görülmeye değerdi. Halime de kıskançlığından ne yapacağını şaşırmış olacak ki koşup haberi hemen yetiştirmişti.

"Abi, iyiyim ben. Şimdi kapatıyorum, bizi bu gece beklemeyin."

Yusuf telefonu kapattı. Şaşırmamıştım. Artık istediğimizi yapabilirdik ama eve döndüğümüzde ne olacağını tam olarak kestiremiyordum.

"Baban çok kızarsa hemen gidelim. Ben af dilerim," dedi telaşla.

Gülümseyerek, "Bugün bizim günümüz olsun," dedim.

Yüzünde beliren gülümsemeyle arabayı çalıştırdı.

"O zaman bir otele gidelim."

Başımı onaylarcasına eğdim. Hava kararmıştı ama henüz çok geç değildi saat.

Yorumlar

  • Filiz Çetin: bu sahne iki yolun bir yerde kesiştiğini hissettirdi bana
  • Aslı Kuş: Keşke o dilek tuttuğun dünyada hep başrol sen olabilseydin
  • Umut Dündar: gündüz uyanıklığı kala kala gecenin karanlığında kaybolma ortamı var
  • Emre Efe: Eğer baban çok kızarsa elimi tut seninle her şey kolaylaşır benim için
  • Duygu Oral: Çok güzelsiniz keşke o an hiç bitmese gözlemlerin gerçek olsa
  • Zeynep Avcı: ne güzel bir an yaşanıyordu hüzünlü tonla mutlu olmak birbirine karışıyor gibi
  • Samet Can Zengin: hani telefon sesi değil de o güzel bakışlar dursaydı ya
  • Efe Ünver: Bir otel sanki her şeyin çözümü olacakmış gibi görünüyor ama dikkatli olman lazım @medine3507