Keşfet

Sessizliğin Kırıldığı Yer

Beyaz Manolya Kokusu

Manolya Ökten

"Manolya ablacım, aç şu kapıyı artık... perişan olduk burada!" diye seslendi kapının ardından.

İç çekerek yataktan kalktım. Kilitli kapıya doğru yürüdüm ve açtım.

Kapıyı açtığım anda annem, babam ve ablamın gözleri bana çevrildi. Hepsi bana aynı anda, endişeyle bakıyordu.

"Beni rahat bırakın..."dedim, tükenmiş bir sesle.

İç çekip arkamı döndüm, yatağıma doğru yürümeye hazırlanıyordum ki annem kolumu sertçe tutup kendine çekti.

"Yeter, Manolya!" dedi sert bir tonla. "Neye böyle ağlıyorsun, anlamıyorum."

Ona şaşkınlıkla baktım.

"Neye mi ağlıyorum, anne?" dedim, sesim kırgın bir şekilde titrerken. "Sen... benden utanıyormuşsun."

Babam hemen öne çıkıp yumuşak bir sesle,

"Benim güzel kızım... öyle şey olur mu?" dedi.

Annem kolumu bıraktı. Yüzündeki ifade sertleşti.

"Senden değil,"dedi keskin bir tonla, "mesleğinden utanıyoruz."

Sözleri içime saplandı.

"Ne vardı ablan gibi doktor olsaydın?" diye devam etti. "Bak, millete rezil oluyoruz böyle."

"Anne, sen ne saçmalıyorsun?"dedim. Ağlamaktan sesim kısılmıştı.

"Ben ne yapıyorum ki?"diye devam ettim, sesim titreyerek yükselirken. "Alt tarafı evden çalışıyorum, kitaplarla ilgileniyorum..."

Gözlerim doldu.

"Sizi utandıracak ne yapmış olabilirim?" dedim, artık sesimi tutamadan.

Annem hemen ablamı işaret etti.

"Elara gibi doktor olsaydın ya!" dedi, sesi yükselerek. "Hiç değilse avukat..."

Sözleri boğazımda düğümlendi.

"Bak Elzem'in gelinine," diye devam etti, tam da en hassas yerimden vurarak. "Onun gelini bile mühendis oğluna yakışacak bir kadın bulmuş."

İçim bir anda sıkıştı.

Ne yani... ben Yusuf'a yakışmaz mıydım?

Peki o bu konuda ne düşünüyordu?

Daha fazla konuşmak istemedim.

"Tamam, anne..."dedim yutkunarak. "Ben diğerleri gibi olamadım. Özür dilerim... sizi utandırdım."

Başımı kaldırmadım.

"Şimdi beni yalnız bırakır mısınız?"

Bakışlarımı yere indirdim. Sadece ağlamak istiyordum.

Söyleyecek çok şeyim vardı aslında... ama mecalim yoktu.

Hem anlatsam ne değişecekti ki?

Babam sakin bir sesle,

"Tamam, kızım... sen sakin ol. Biz gidiyoruz," dedi.

Ardından kapı yavaşça kapandı.

O ses, odanın içinde yankılandı sanki.

Yatağıma geçtim. Yorganı başıma kadar çektim.

Karanlığın içine saklanmak ister gibi...

....

Erkal Yusuf Akkan

Kapı kapandıktan birkaç saniye sonra içimde bir şey koptu.

Yerimde duramadım.

Hızlı adımlarla eve doğru yürüdüm ve kapıya sertçe vurdum.

"Anne! Aç kapıyı... çabuk!"diye bağırdım.

Sesim, az önceki o kırık halinden çok uzaktı.

Abim kapıyı açtı, elini göğsüme koyup beni durdurmaya çalıştı.

"Yusuf, dur bir dinle,"dedi.

"Abi bırak!" diye bağırdım. Ellerini üstümden çekip hızla salona doğru yürüdüm.

Babam da oradaydı.

"Oğlum, ne oluyor?"dedi.

Babamı görmezden gelip anneme döndüm.

"Sen ne olsun istiyorsun anne?" diye bağırdım.

Abim omzuma vurup, "Bağırma lan anneme!"dedi.

Serce hemen abimin kolunu tuttu.

"Abi bırak, konuşsun Yusuf abi,"dedi.

Babam ayağa kalktı.

"Yusuf, neler oluyor?" dedi.

Annem döndü babamı durdurdu.

"Bırak bey, oğlumla benim aramda,"dedi.

Derin bir nefes aldım ve sakin bir ses tonuyla konuşmaya başladım.

"Anne, bak... sen benim evlenmemi istiyor olabilirsin ama ben istemiyorum. Bu benim kararım. Ha evlenmek istesem bile kendi karımı kendim bulurum. Sen bana gelin seçemezsin."

Parmağımı anneme doğru uzattım.

"Bu sondu anne. Bir daha yalan yanlış şeyler söylersen ya da yaparsan... beni kaybedersin. Evi terk ederim. Bir daha hiçbirinizin yüzüne bile bakmam."

Sözlerim salonda ağır bir sessizlik bıraktı.

Arkamı dönüp odama doğru yürüdüm.