Keşfet

BÖLÜM 1

BİZ NİÇİN YARATILDIK

Güneşli bir günde evden çıkmış yürüyordum. Oldum olası

uzun yürüyüşleri sevmişindir. O yüzden bugünde öyle yapacaktım. İki saate kadar

yürüdükten sonra bir parka oturup dinlenmeye geçtim. Bir müddet dinlendikten

sonra ayağa kalktım ve onu gördüm. Üzerinde yeşil bir bluz, altında da uzun bir

eteği vardı. Başını da siyah bir başörtü ile örtmüştü. Elinde de kitaplar

vardı. Belli ki öğrenciydi. Ayrıca sağına soluna bakınmadan başı eğik şekilde

yürüyor ve bu şekilde de vakur bir görüntü sergiliyordu.

Onu gördükten sonra birde kendime baktım. Kulağımda

küpe, boynumda uzunca bir zincir vardı.  İçki

âlemlerinde günümü gün ediyor, bunu da çağdaşlık zannediyordum. Tabii böyle

düşünmemin başlıca sebebi ailemdi. Onlar beni böyle yetiştirmişlerdi, ta ki o

kız karşıma çıkana kadar. Kimse yanlış anlamasın benim gibi olup da düzgün

insanlarda var, ama ben düzgün bir insan değilim. Bu yaşıma kadar her türlü

pisliğe bulaştım.

O, öylece uzaklaşıp gittikten sonra oturduğum yerden

kalktım. Kendimi rüzgârın ferahlığına bırakarak yürüdüm. Bir kendi halimi birde

onu düşündüm. Bende her türlü pislik varken onda ise duruluk, güzellik ve

temizlik vardı.

(Burada bir şey söylemek istiyorum; insanlar hiçbir

zaman belli olmazlar. Durumlarından dolayı da hiç kimseyi hor görmemek lazım,

hele büyük söz söylemek hiç kimseye yakışmaz. Bir hadisi şerifte bir kimseyi

günahından dolayı hor görenin o günahı işlemeden ölmeyeceği yazmaktadır. Şu top

sakallı, şu küpe takıyor, şu başı açık veya içki içiyor. Bilemezsin bir gün

onun tövbe edip doğru yola ereceğini. Bilemezsin kimin hayırlı kimin hayırsız

olduğunu. Her şey son nefeste belli olacak. Son nefesini iman ile verenlere ne

mutlu, son nefeste imansız gidenlerinde vay haline. Yüce Mevla’m bütün ümmeti

Muhammed’in iman ile öbür âleme geçmesini nasip etsin ‘âmin’ Birde tam tersini

düşünelim tesettürlü olup da günah işleyen yok mu, elbette ki var. Beş vakit

namaz kılıp günah işleyen yok mu, 

elbette ki var. Burada hiç kimseyi zan altında bırakmak istemem, ama

bunlar bilinen gerçekler)

Aklım o kıza takılmıştı ama onunla olamazdık. Çünkü o muhafazakâr

bense her türlü pisliğe bulaşmış bir insandım. Ailem beni bu şekilde

yetiştirmiş ve her imkânı sağlamışlardı. Anlayacağınız zengin bir insanım, ne

istiyorsam o önüme geliyor. Her imkâna sahibim ama huzurum yok. Huzuru bulmak

için her şeyi denedim ama bir türlü bulamadım. Umarım o kız sayesinde huzuru

bulurum. Tabii onun gibi olabilirsem. Böyle olmam demek de ailemi karşıma almak

demekti ve bunun sonunda da imkânlardan mahrum olmak vardı.

Her imkâna sahip olmama rağmen içimde hep bir boşluk

vardı.  Bu boşluğu doldurmak için az önce

de dediğim gibi her türlü pisliğe bulaştım. Fakat o boşluk bir türlü bitmek

bilmiyordu. Aslında beni bu duruma düşürenler arkadaşlarım ve annemdi. Babam

benim durumuma üzülür fakat sesi çıkmazdı. Sebep tabii ki annemdi. Varlıklı

olduğum için arkadaşlarım da hiç eksik olmazdı. Bazılarını hiç tanımazdım bile.

Zaman zaman da alkollü bir şekilde yatıp ertesi gün kalktığımda ise mutlaka

yanımda bir kız olurdu.

Zaman zaman kendimi sorguladığım olmuştur.  Biz bunun için mi yaratıldık diye. Her

sorgulamanın sonunda pisliklerden kurtulmaya niyetlenirdim ama o arkadaşlarım

var ya, her seferinde beni o ateşin içine çekerlerdi. Her seferinde kendimi

sorguladım onlar benimle niçin arkadaşlık ediyorlar. Para için mi, karı kız

için mi? Bir türlü bu sorunun cevabını bulamıyordum. Tabii birde annem vardı

beni ateşin içine sürükleyen. O hep beni teşvik eder ve derdi ki:

    ‘Bu dünyaya

bir daha mı geleceksin. Git arkadaşlarınla gez, eğlen gününü gün et’

Karşıma çıkan o kız tekrar kendimi sorgulama vesile

oldu. Ben kimim, ne için yaratıldım. Hep bunları düşündüm ve sonunda bir karara

vardım. Aldığım bu karar üzerine araştırmaya başladım. Araştırmam hep aynı

noktaya çıkıyordu. O da Allah Teâlâ’nın insanları yalnızca kendisine kulluk

etmesi için yarattığıydı.

Ayeti kerime de mealen şöyle buyrulmuştur. Göklerin ve yerin gaybı Allah’a Teâlâ’ya aittir. Bütün işler

O’na döndürülür. O’na ibadet et ve O’na tevekkül et. Rabbin, yaptıklarınızdan

gafil değildir. (11/Hûd 123)

İşte bu ayeti kerime beni kendime

getirmişti. Okudukça kendime geliyordum ama ya ailem; annem, babam ve kız

kardeşim. Onlar da aynı hakikatleri görebilecek miydi? Bana kalırsa imkânsız

bir şeydi. Çünkü onlardı beni kötü yollara sürükleyen. Ya arkadaşlarım ve

çevrem onlar da hakikatleri görebilecek miydi? Bu soruma hayır diyebilirim. Ama

yine de Allah Teâlâ’dan ümit kesilmezdi.

Bir kaç gün okula gitmeyip araştırma

yaptığım için ailem acaba hasta mı oldu diye şüphelenmeye başlamıştı, oysaki

ben hasta filan değildim. Onları daha fazla meraklandırmamak için okula gittim.

Birde baktım ki hayatı sorgulamama vesile olan kız da oradaydı. Tüm güzelliği

ve vakuruyla beraber duruyor, etrafına neşe saçıyordu.

O arkadaşlarıyla toplanmış konuşuyorlardı.

Bazı arkadaşları başlarının sıkıntıdan kurtulmadığından dert yanıyorlardı. Kız

onları dinledikten sonra onlara şöyle dedi:

‘İbni Abbas (r.a) rivayetine göre, Peygamber Efendimiz

(SAV)'in kendisine "Ya Resulallah başım dertten kurtulmuyor. Afet ve

musibetlerden korkuyorum." denildiğinde sabahları şu duayı okumasını

tavsiye etmişti: "Bismillahi ala nefsi ve ehli ve mali' diye oku inşallah

dertlerinizden kurtulursunuz'

Yorumlar

  • Süleyman Kılıç: uluşun huzuru bulamayacağını makaleye kadar anlıyorum ama düşündürtüyor dikkatini çekerken
  • Derya Ergin: Birini hor görmek neden?
  • Metin Taner Yavuz: Zengin olmanın mutluluk getirmediğini görmen şart artık kendine gel bu halleri bırak
  • Recep Sağlam: herkesin hikayesi kendine biraz anlayışlı olmalısın