Keşfet

BÖLÜM 3

BİZ NİÇİN YARATILDIK

(İlyas’ın hayat hikâyesini anlatmaya devam etmeden evvel içkinin haram oluşu ve zararlarından bahsedeceğim, şöyle ki;

İslam’da içki içmek neden haramdır? Şarabın, alkollü içeceklerin (içkinin) haram olmasının sebebi nedir? İçki ile ilgili ayet ve hadisler...

İçki iligili hadisler ve hadislerin açıklaması...

1- İbn-i Ömer (r.a.) der ki: Resûlullah şöyle buyurdu:

“Her sarhoşluk veren şey içkidir ve her sarhoşluk veren şey haramdır. Bir kimse dünyada şarap içer de ona devam ederken tevbe etmeden ölürse, âhirette (Cennet) şarabı içemez.” (Müslim, Eşribe, 73, 77. Ayrıca bkz. Buhârî, Eşribe, 1; Ebû Dâvûd, Eşribe, 5)

2- Câbir bin Abdullah (r.a) der ki: Resûlullah şöyle buyurdu:

“Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır.” (Ebû Dâvûd, Eşribe, 5/3681; Tirmizî, Eşribe, 3/1865)

3- Ebu’d-Derdâ (r.a) şöyle demiştir: Canımdan çok sevdiğim Resûlullah bana şu tavsiyede bulundu:

“Sakın içki içme, çünkü o bütün kötülük ve şerlerin anahtarıdır.” (İbn-i Mâce, Eşribe, 1)

4- İbn-i Ömer’den (r.a) rivâyet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur:

“Muhakkak ki Allah Teâlâ; içkiye, onu içene, dağıtana, satana, alana, yapana, yaptırana, taşıyana ve kendisine götürülene lânet etmiştir!” (Ebû Dâvud, Eşribe, 2/3674)

5- Câbir’den (r.a) rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem şöyle buyurmuştur:

“…Allah’a ve âhiret gününe iman eden kişi, (kendisi içmese bile) içki içilen bir sofraya oturmasın!” (Tirmizî, Edeb, 43/2801)

6- Câbir (r.a.) şöyle anlatır:

Bir Adam Ceyşân’dan geldi. -Ceyşân Yemen’de bir şehirdir- Efendimiz’e beldelerinde içtikleri, mısırdan yapılan ve Mizr adı verilen bir içeceği sordu. Resul:

“–O sarhoşluk veriyor mu?” buyurdu. Adam:

“–Evet” dedi. Bunun üzerine Resûlullah:

“–Her sorhoşluk verici şey haramdır. Allah’ın, sarhoşluk verici şey içene «Tînetü’l-Habâl» içireceğine dâir ahdi vardır” buyurdu. Oradakiler:

“–Ey Allah’ın Resûlü, «Tînetü’l-Habâl» nedir?” diye sordular. Resûlullah:

“–Cehennem ehlinin teridir veya Cehennem ehlinin usâresidir (kan ve irinidir)” buyurdu. (Müslim, Eşribe, 72; Ebû Dâvûd, Eşribe, 5)

HADİSLERİN AÇIKLAMASI

Cenâb-ı Hak kullarını sevmekte ve onların cennete girmelerini istemektedir. Bu sebeple de kullarını günahlardan kıskanarak günahın açığını da gizlisini de yasaklamıştır. Aynı şekilde, bütün günahların sebebi ve anahtarı olan içkinin de her türlüsünü, ister az olsun ister çok, ağır ifadelerle haram kılmıştır.

İSRA GECESİNDE PEYGAMBERİMİZE SUNULAN İÇECEKLER

İçki, insan fıtratına tamamen zıt olan zararlı bir içecektir. Nitekim Resûl-i Ekrem Efendimiz’e İsrâ gecesinde, birinde şarap, diğerinde süt bulunan iki bardak getirildiğinde, Allah Resûlü bardaklara şöyle bir baktıktan sonra süt bardağını tercih etmiştir. (Hâlbuki ona ikrâm edilen şarap bizim bildiğimiz cinsten değil Cennet şarabıydı ve o zaman dünyadaki içki de henüz haram kılınmamıştı.)

Bunun üzerine Cebrâil (a.s.):

“–Seni, insanın yaratılış gâyesine (fıtrata) uygun olan şeye yönlendiren Allah’a hamdolsun. Şayet içki dolu bardağı alsaydın, ümmetin sapıklığa düşerdi”  demiştir. (Müslim, Îmân, 272; Eşribe, 92. Ayrıca bkz. Buhârî, Tefsîr, 17/3; Eşribe, 1, 12; Nesâî, Eşribe, 41)

Hâdiseden anlaşıldığına göre aslolan ayık ve ciddî olmaktır. Kendinden geçmiş vaziyette ve lezzetin rehâveti içinde bulunmak makbûl değildir. Uyanıklığı terk etmenin sonucu ise umûmiyetle sapıklığa düşmektir. O hâlde içkiyi tabiî görüp benimseyenlerin sapıklığa düşmeleri kaçınılmazdır.

Câhiliye döneminde, içkinin fıtrata uymadığını fark eden Abdülmuttalib, Ebû Tâlib, Hz. Ebûbekir ve Hz. Osman gibi akıllı kimseler içkiyi ağızlarına hiç koymamışlardır. Hatta onu âilesine ve çocuklarına yasaklayanlar bile çıkmıştır.

O dönemde insanlar içkiye mübtelâ oldukları için Cenâb-ı Hak bu habis içeceği birden bire yasaklamamış, bunu tedrîcî bir şekilde gerçekleştirmiştir. Zira ânî bir yasak söz konusu olsaydı insanların ekseriyeti hemen îtiraz ederdi. Nitekim Hz. Ayşe vâlidemiz şöyle demektedir:

“…Helâl ve harâma dâir hükümler ancak insanlar İslâm’a tam olarak ısındıktan sonra nâzil olmaya başladı. Eğer ilk defâ:

«–İçki içmeyin!» emri inseydi insanlar:

«–Biz içkiyi kesinlikle bırakamayız!» derlerdi.

Yine ilk olarak:

«–Zina etmeyin!» emri gelseydi insanlar aynı şekilde:

«–Zinayı aslâ bırakamayız!» derlerdi….” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 6)

İÇKİ NE ZAMAN VE NASIL HARAM KILINDI?

İşte insan fıtratının bu yapısı göz önüne alınarak içkinin haram kılınması da tedrîcen gerçekleştirilmiştir. Şöyle ki:

İlk defa Mekke-i Mükerreme’de:

“Hurma ve üzümden, hem sarhoşluk veren içki hem de güzel gıdâlar elde edersiniz. Şüphesiz bunda aklını kullanan kimseler için alınacak bir ibret vardır.”  âyet-i kerimesi nâzil oldu.

Bu âyette hurma ve üzümden, güzel gıdâlardan farklı olarak bir de sarhoşluk veren bir madde elde edildiği bildirilerek, sarhoşluk veren şeylerin, güzel ve makbul bir içecek sayılmadığı hissettirilmiş ve onun ileride yasaklanacağı îmâ edilmiştir.

Hicretten sonra Medîne-i Münevvere’de insanların soruları üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için bir kısım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı, faydasından daha büyüktür…” (Bakara 2/219)

Bu âyetin nüzûlünden sonra Müslümanların ekseriyeti içkiyi terk ettiler.

Aradan biraz daha zaman geçti. Bir gün sahâbeden biri, akşam namazını kıldırırken âyeti, mânâsı bozulacak şekilde yanlış okudu. Bunun üzerine:

“Ey iman edenler! Siz sarhoş iken, ne söyleyeceğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın!..” âyeti nâzil oldu.

Bundan sonra Müslümanlardan içki içenler iyice azaldı. Namaz kılınacağı zaman Efendimiz’in vazifelendirdiği bir kişi:

“Sarhoş olanlar kesinlikle namaza yaklaşmasın!” diye nidâ ederdi. Müslümanlar, artık içkinin kesin bir şekilde yasaklanacağını anlayarak buna hazır hâle geldiler.

Bir müddet sonra artık Müslümanların çoğu içkiyi bırakmıştı. Bâzıları ise içki yüzünden karşılaştıkları nâhoş hâllerden muzdarip durumdaydı.

Hz. Ömer:

“Allah’ım! İçki hakkında bize açık ve kesin bir beyanda bulun!” diye dua ediyordu. Nihâyet bir içki sofrasının ardından çıkan kavga ile içkinin kötülüğü daha müşahhas bir şekilde görüldü. Artık içkinin yasaklanması, kolaylıkla takdîr edilebilecek bir hâle geldi. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak şu âyet-i kerimeleri inzâl buyurdu:

“Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları, şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan uzak durun ki felâh bulasınız. Şeytan, içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin salmak; sizi Allah’ı zikretmekten ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bütün bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?” (Mâide 5/90-91)

Resûlullah, Hz. Ömer’i çağırıp ona bu âyetleri okudu. “Artık vazgeçtiniz değil mi?” kısmına gelince o:

“−Vazgeçtik! Vazgeçtik yâ Rab!” diyordu. Hz. Ömer ile birlikte bütün Müslümanlar da:

“−Artık içkiden, kumardan vazgeçtik ey Rabbimiz!” diyorlardı.

Bu âyetler nâzil olunca, Peygamber Efendimiz’in emriyle bir münâdî:

“−Haberiniz olsun ki içki haram kılınmıştır!” diyerek seslendi.

Tulumları delinip boşaltılan, küpleri kırılıp dökülen içkiler, Medîne sokaklarında seller gibi aktı!.. (Bkz. Ahmed, I, 53; II, 351; Nesâî, Eşribe, 1-2; Hâkim, II, 305/3101)

Yorumlar

  • Ceren Deniz: Hz ömerin duası çok anlamlı içki haram kılınmadan önce bir uyanış gibi
  • Eren Ali Dağ: ilyas dikkat et içkinin zararlarını bilmeden ihmal etme sağlığını düşünmelisin
  • Eylül Karaca: Keşke şarap içenler bu tavsiyeyi duysa da zararı anlasalar