Keşfet

BÖLÜM 4

BİZ NİÇİN YARATILDIK

Enes (r.a) şöyle anlatır:

Ebû Talha’nın evinde insanlara sâkîlik yaptığım sırada içki haram kılındı. Allah Resûlü bir sahâbîye emretti, o da insanlara bunu duyurdu. Biz evdeyken vazifeli sahâbînin sesi geldi. Ebû Talha:

“–Çık da bir bakıver, şu ses neyin nesidir?” dedi.

Çıkıp baktım ve:

“–Bir münâdî; «Dikkat edin; içki haram kılınmıştır!» diye nidâ ediyor” dedim. Bana:

“–Öyleyse git ve onu dök!” dedi.

O andan itibâren Medîne sokaklarından içki aktı. (Buhârî, Tefsîr, 5/11)

Bundan sonra, içki içen Müslümanlar ellerindeki şarapların hepsini imhâ ettiler. Bir daha da içmediler. İçkiyi dinden uzak bir sapıklık olarak gördüler. Meselâ Ebû Mûsâ (r.a) şöyle derdi:

“Benim nazarımda ha içki içmişim ha Allah’ı bırakıp şu sütuna tapmışım, hiç fark etmez (ikisi de aynı derecede büyük günahtır).” (Nesâî, Eşribe, 42/5661)

Dolayısıyla artık sarhoşluk veren her türlü içkiden uzak durulmalıdır. Nitekim Allah Resûlü, birinci hadisimizde, sarhoşluk veren her şeyin, içki olduğunu ve haram kılındığını haber vermektedir. Yani ismin değişmesi önemli değildir. Bazı insanların, “Haram olan şaraptır, bizim içtiğimiz şeyin adı şarap olmadığından haram değildir” demeleri anlamsızdır. Resûlullah mûcizevî bir şekilde buna işaret ederek şöyle buyurmuştur:

“Ümmetimden bir takım insanlar, farklı isimler verip şarabı içecekler.” (Nesâî, Eşribe, 41/5656. Ayrıca bkz. Buhârî, Edahî, 3; İbn-i Mâce, Fiten, 22)

Dolayısıyla, çeşitli bahanelerle içkiye fetvâ almaya çalışanlar, kendilerini kandırmaktan başka bir şey yapmazlar.

Ebû Mûsâ el-Eşʻarî (r.a.) Yemen’e giderken:

“−Yâ Resûlallah! Onların baldan yapılan bir içecekleri var ki, tutuncaya kadar pişirilir. Bir de arpadan yapılan Mizr diye bir içecekleri vardır. (Bunlar hakkında ne buyurursunuz)” dedi. Resûlullah Efendimiz:

“−Sarhoşluk verip namazdan alıkoyan her şey haramdır” buyurdular. (Müslim, Eşribe, 70) Diğer bir rivâyette:

“−Namazdan alıkoyan her sarhoş edici şeyi nehyediyorum, yasaklıyorum!” buyurmuşlardır. (Müslim, Eşribe, 71)

Diğer taraftan Resûlullah, içkiye mübtelâ olup da tevbe etmeden ölen kimselerin Cennet şarabından içemeyeceğini haber vermiştir. Hatta, bir başka hadis-i şerifte, içki tiryakisi olan kimselerin cennete giremeyeceği ifade edilir. (Nesâî, Zekât, 69/2560)

CENNET ŞARABI NEDİR?

Cennette şarap bulunduğuna bakarak, dünyadaki şaraba iyi gözle bakmaya meyletmek doğru değildir. Cennet şarabı ile dünya şarabı arasında, isimden başka hiçbir benzerlik yoktur. Dünya şarabı insanı sarhoş edip ona her türlü günahı işlettiği hâlde, Cennet şarabının insanı sarhoş etme ve onu rezilliğe sevketme gibi bir vasfı yoktur.

İçkinin haram olması az veya çok olmasıyla da alâkalı değildir. İkinci hadisimizde, çoğu sarhoşluk veren şeyin azının da haram olduğu bildirilmektedir. Bu sebeple, “Sarhoş olmayacak kadar içmekle bir şey olmaz” diyenlere aldanmamalıdır. Ölçü gayet açıktır, bir şeyin çoğu sarhoş ediyorsa, onun azı da haramdır. Dinimiz, günaha giden yolları tamamen kapatarak kötülükleri en güzel şekilde önlemek ister. Hayatın pratiğine uymayan teorik çözümleri kâle almaz. Yasakları, caydırıcı olması için büyük bir hikmetle koyar ve bunları çiğneyenlere de ağır cezalar verir. Bu, dinimizin insana değer vermediğinden değil, aksine insanlığı nihâyetsiz bir şefkât ve merhametle kucaklamasından ileri gelir.

İÇKİ İÇMENİN DÜNYADAKİ CEZASI

İslâm fıkhına göre içki içmenin dünyadaki cezası, 40 veya 80 sopa vurmaktır. Bundan maksat, sarhoşa gözdağı vermek ve utanmasını sağlayarak onu içki içmekten vazgeçirmektir. (Ebû Dâvûd, Hudûd, 35/4478)

Bir defasında Peygamber Efendimiz’e içki içmiş birini getirdiler. Resûlullah orada bulunanlara, adamın hak ettiği cezayı uygulamalarını söyledi. Bir müddet sonra oradakilerden biri suçluya:

“–Allah seni rezil etsin, kahretsin!” diye söylendi. Bunun üzerine Resûlullah:

“–Hayır, öyle demeyiniz, onun aleyhinde böyle şeyler söyleyip de şeytana yardımcı olmayınız!” buyurdu. (Buhârî, Hudûd, 4; Ebû Dâvûd, Hudûd, 35, 36)

Cezası verildikten sonra Ashâb-ı Kirâm, aklını başına alması için günahkârı:

“–Allah’tan sakınmadın mı? Allah’tan korkmadın mı? Peygamber Efendimiz’den utanmadın mı?” diye azarladıktan sonra gönderdiler. Merhamet ummânı Efendimiz, o gittikten sonra ashâbına:

“«Allah’ım, onu mağfiret eyle, Allah’ım, ona rahmet ve merhamet eyle…» diye dua ediniz!” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Hudûd, 35/4478)

Burada Allah Resûlü’nün ümmetine olan merhametini müşâhade etmekteyiz. Zâten haramları yasaklaması da onlara olan merhametinden değil midir?

Resûlullah Efendimiz’in sünnet-i seniyyesine sıkı sıkıya bağlı olan Hz. Ömer de aynı şeyi yapmıştır:

Yezid bin Esam (r.a.) şöyle anlatır:

“Şam ehlinden güçlü kuvvetli, nüfuz sahibi bir kimse vardı. Zaman zaman Hz. Ömer’in yanına gelirdi. Bir ara Ömer (r.a.) o kimseyi göremez oldu. Çevresindekilere:

«–Falan zât ne yapıyor, artık görünmez oldu?» dedi.

«–Ey Mü’minlerin Emîri! O kendisini şaraba verdi» dediler. Hz. Ömer (r.a) hemen kâtibini çağırıp:

«–Yaz! Ömer bin Hattâb’dan falan kimseye... Sana selâm olsun! Kendisinden başka ilâh olmayan, günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı çetin ve ihsânı bol olan Allah’a hamd ederim. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur, dönüş ancak O’nadır» dedi.

Ömer (r.a) mektubu yazdırdıktan sonra arkadaşlarına dönerek:

«–Allah’a yönelmesi ve Allah’ın tevbesini kabul buyurması için kardeşinize dua ediniz!» dedi.

O zât Hz. Ömer’in mektubunu alınca «Allah günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı çetin olandır»  cümlesini tekrar tekrar okudu:

«–Allah beni hem azabı ile korkutmuş, hem de günahlarımı affedeceğini vaadetmiş» diyerek ağladı ve güzelce tevbe etti. Hz. Ömer (r.a) bunu haber alınca arkadaşlarına:

«–İşte böyle yapınız! Bir kardeşinizin yoldan çıktığını, günaha saplandığını gördüğünüzde onu doğru yola getirmeye, Allah’ın affına güvendirmeye çalışınız. Tevbesini kabul buyurması için de Allah’a dua ediniz. Kendisine beddua ederek aleyhinde şeytana yardımcı olmayınız» dedi.” (İbn-i Kesir, Tefsir, IV, 76; Ebû Nuaym, Hilye, IV, 97-98)

İÇKİNİN HARAM KILINMASININ HİKMETİ

Resûlullah, içkinin haram kılınmasındaki hikmeti üçüncü hadisimizde şöyle ifade buyurur:

“Sakın içki içme! Çünkü o bütün şerlerin anahtarıdır.”

İçki, hem fert hem de toplum için büyük bir fesat sebebidir. İçki içmek aklî melekelere menfî yönde tesir eder. Hâlbuki dünya ve âhirete yönelik bütün maslahatlar ancak akılla gerçekleşir. Akıl gidince insan, akla hayâle gelmez günahlara dalar.

Nasıl ki ispirtonun içine bir kıvılcım düştüğünde hemen alev alırsa, alkol bağımlısı bir beynin ve kalbin içinde kötülüğün ateşini tutuşturmak da bu kadar kolay olmaktadır.

İşlenen günahlara bakıldığında, hep gaflet ânında yapıldıkları görülür. Günahlara düşme hususunda gaflet bu kadar tesirli olursa, ondan daha ileri olan sarhoşluğun insanı ne büyük günahlara sevkedeceğini tahmin etmek hiç de zor değildir.

İçki, kumar, şans oyunları gibi insana maddî ve mânevî sarhoşluk veren şeyler, insanlığın ebedî düşmanı şeytanın elindeki en tesirli silâhlardır. İnsan bunlardan uzak durmadıkça felâha ermesi mümkün değildir. Şeytan, içki ve kumar yoluyla insanlar arasına kin, husûmet ve düşmanlık sokar, onları birbirine düşürür. Onları Allah’ın zikrinden, namazdan ve ibadetlerden alıkoyarak âhiret fukarâları hâline getirir. Kısacası hem dünyalarını hem de âhiretlerini berbâd eder. Dolayısıyla iki cihanda da perişân olmaktan kurtulmanın yolu, Allah’ın yasakladığı günahları terk etmekten geçer. (Mâide 5/90-91)

İÇKİNİN ZARARLARI

İçkinin ülkesine ve milletine verdiği büyük zararları gözyaşları ve sinir krizleri içinde seyreden Rus profesör Raçinski, şu ibretli sözleri söyler:

“Şeytan, şişenin içinde bekler ve alkol bağımlılarının elinde avucunda ne varsa hepsini alır. Hatta üzerlerindeki son gömleklerini, kucaklarında tuttukları yavrularının son lokmasını bile kapar. Bundan başka şişedeki şeytan, kendine köle ettiği insanların ve âilelerinin sıhhatini, nâmusunu, vicdanını, sevinç ve sürûrunu, huzur ve saâdetini de alır. İnsanlarda çalışma azmini ve duygusunu kırdığı

Yorumlar

  • Nazlı Kara: Sebep-sonuç ilişkisini kur enes resmen toplum yıkılıyor bunun yüzünden!
  • Ahmet Kaplan: Dikkatli olunmeli bence herkes çok fazla eğlenerek kaybeder
  • Duygu Aktaş: cennet şarabını düşündüğün kadar dünya sarhoşluğundan uzak durmalısın
  • Elisa: Kahretsin hayatının tehlikede olduğunu anlamadı mı bu adam
  • Aysel Maden: dikkat et enes içki başka adla bile haramdır unutmamalısın
  • Aylin Gür: Umarım o kimseyi bu kadar kolay unutmayanlar çıkmaz aramızda yahya
  • Tolga Korkut: enes bu olanlara seyirci kalmalı mıydı zamanında önlem almalıydı