11. BÖLÜM — GECE YARISI KONUŞMASI
11. BÖLÜM — GECE YARISI KONUŞMASI
Gece iyice ilerlemişti.
Karahanların evinde herkes odasına çekilmişti. Fakat Camilya'nın gözüne uyku girmiyordu.
Annesinin mektubu aklından çıkmıyordu.
Telefonunu eline alıp saate baktı.
Tam o sırada ekrana Kaner'in adı düştü.
Kaner:
“Uyumadın mı?”
Camilya kısa bir süre mesaja baktı.
Camilya:
“Uyuyamadım.”
Cevap hemen geldi.
Kaner:
“Yine düşünüyorsun.”
Camilya istemeden gülümsedi.
Camilya:
“Sen nereden biliyorsun?”
Kaner:
“Seni tanıyorum.”
Camilya birkaç saniye sonra aradı.
Telefon açılır açılmaz Kaner'in sesi geldi.
“Ne oldu?”
“Bir şey olmadı.”
“Sesin öyle demiyor.”
Camilya yatağın kenarına oturdu.
“Annemin mektubunu düşünüyorum.”
Kaner'in sesi biraz ciddileşti.
“Ben de.”
“Bir şey bulabildin mi?”
“Henüz değil.”
“Peki neden hâlâ dışarıdasın?”
Kaner kısa bir süre sustu.
“İş var.”
“Gece yarısı olmuş.”
“Biliyorum.”
“Kaner, yine bir şeylerin peşinden tek başına mı gidiyorsun?”
“Tek başıma değilim.”
“Yanında kaç kişi var?”
Kaner güldü.
“Bunu nereden çıkardın?”
“Çünkü seni tanıyorum.”
“İki kişi.”
“İki mi?”
“Yanımda adamlar var.”
Camilya derin bir nefes aldı.
“Sen gerçekten delisin.”
“Bunu daha önce de söylemiştin.”
“Çünkü değişen bir şey yok.”
Kaner güldü.
“Sen de değişmemişsin.”
Camilya bir süre sessiz kaldı.
Sonra yumuşak bir sesle konuştu.
“Dikkat et.”
Kaner'in yüzündeki gülümseme hafifçe kayboldu.
“Ederim.”
“Gerçekten.”
“Tamam.”
“Bana kızıp yine bir şey yapma.”
“Ben sana neden kızayım?”
“Bilmiyorum. Senin ne zaman neye sinirleneceğin belli olmuyor.”
Kaner başını koltuğa yasladı.
“Doğru.”
Camilya güldü.
“Bak, kendin de kabul ediyorsun.”
“Senin yanında tartışmayacağım.”
“Ne kadar düşüncelisin.”
“Abartma.”
Camilya'nın gülüşü biraz daha belirginleşti.
“Bazen gerçekten kedi gibisin.”
Kaner kaşlarını çattı.
“Kedi mi?”
“Evet.”
“Benim nerem kedi?”
“Dışarıda herkese karşı sertsin. Bana gelince sesin bile değişiyor.”
Kaner birkaç saniye sustu.
“Bunu kimseye anlatma.”
“Niye?”
“Sonra kimse beni ciddiye almaz.”
Camilya güldü.
“Bence zaten herkes senden korkuyor.”
“Sen korkuyor musun?”
“Hayır.”
Kaner'in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
“İyi.”
“Sen de benden korkuyor musun?”
“Ben senden niye korkayım?”
“Çünkü sana sürekli eve git diyorum.”
Kaner güldü.
“Doğru.”
Camilya başını salladı.
“Şimdi eve gidecek misin?”
Kaner bir an düşündü.
“Gideceğim.”
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
“İnanmıyorum.”
“Bu kadar güvenilmez miyim?”
“Biraz.”
Kaner güldü.
“Tamam. On dakika içinde çıkıyorum.”
“Kaner.”
“Efendim?”
“Dikkat et.”
Bu kez Kaner'in sesi tamamen yumuşadı.
“Sen de.”
Telefon kapandı.
Kaner telefonu elinde birkaç saniye tuttu.
Yanındaki adamlardan biri ona baktı.
“Ne oldu?”
Kaner başını kaldırdı.
“Ne olacak?”
“Biraz önce yüzünüz gülüyordu.”
Kaner'in bakışları sertleşti.
“İşine bak.”
Adam hemen sustu.
Kaner ayağa kalktı.
“Eski telefoncuyu bulabildiniz mi?”
“Henüz değil.”
“Sabaha kadar bulun.”
“Tamam.”
Kaner kapıya doğru yürüdü.
Tam çıkacakken telefonu yeniden titredi.
Camilya'dan mesaj gelmişti.
“Eve gitmeyi unutma, kedi.”
Kaner mesajı okuyunca istemeden gülümsedi.
Başını iki yana salladı.
“Şu kız...”
Telefonu cebine koydu.
“Beni bile yumuşattı.”
Sonra adamlarına döndü.
“Haydi. Eve gidiyoruz.”
Adamlar peşinden çıktı.
Kaner dışarı adım attığında yüzündeki gülümseme kayboldu.
Yine ciddi hâline dönmüştü.
Ama Camilya'nın gönderdiği son mesaj hâlâ aklındaydı.