15. BÖLÜM — ZORLA GETİRİLENLER
15. BÖLÜM — ZORLA GETİRİLENLER
Akşam saatlerine doğru Dmitri ve Camilya birlikte dışarı çıkmıştı.
Son birkaç gündür yaşananlar ikisinin de kafasını fazlasıyla karıştırmıştı. Rebeka'nın mektubu, ortaya çıkan eski kayıtlar ve Karahanların sürekli bir şeyler saklaması Camilya'nın içindeki huzursuzluğu iyice artırmıştı.
Camilya çantasını omzuna takıp kardeşine baktı.
“Bugün biraz olsun rahatlayabilecek miyiz?”
Dmitri hafifçe gülümsedi.
“Sen gerçekten buna inanıyor musun?”
Camilya cevap vermeden önce etrafına baktı.
“Hayır.”
Dmitri de çevreyi kontrol etti.
Tam o sırada yolun kenarında duran siyah araç dikkatini çekti.
Yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Camilya...”
Camilya araca baktı.
“Karun ve Kaan.”
Dmitri başını salladı.
“Buraya kadar gelmişler.”
İkisi daha ne yapacaklarını düşünemeden iki adam önlerini kesti.
Karun araçtan indi.
“Bizimle geliyorsunuz.”
Dmitri kaşlarını çattı.
“Nereye?”
“Karahanların evine.”
Camilya hemen itiraz etti.
“Hayır.”
Kaan araçtan inip onlara doğru yürüdü.
“Uzatmayın.”
Dmitri öfkeyle baktı.
“Bizi zorla mı götüreceksiniz?”
Karun'un yüzünde en ufak bir değişiklik olmadı.
“Başka türlü geleceğiniz yok gibi görünüyor.”
Dmitri bir adım öne çıktı.
“Ben hiçbir yere gelmiyorum.”
Camilya da kardeşinin yanında durdu.
“Ben de.”
Karun kısa bir süre ikisine baktı.
Ardından yanındaki adamlara işaret etti.
Dmitri'nin yüzü gerildi.
“Çekilin önümden.”
Adamlar geri çekilmedi.
Camilya kardeşinin koluna dokundu.
“Dmitri, boşuna uğraşma.”
Dmitri gözlerini Karun'dan ayırmadan konuştu.
“Başımıza ne geldiğini bile bilmiyoruz.”
Kaan sertçe cevap verdi.
“Evde öğrenirsiniz.”
“Ya öğrenmek istemiyorsak?”
“Bu sefer seçim sizin değil.”
Dmitri dişlerini sıktı.
Camilya derin bir nefes aldı.
“Tamam.”
Dmitri şaşkınlıkla ona baktı.
“Camilya?”
“Şimdilik gidelim. Ama orada bize bir açıklama yapmak zorundalar.”
Karun hiçbir şey söylemeden araca yöneldi.
Dmitri istemeyerek de olsa kardeşinin peşinden gitti.
Karahanların evine geldiklerinde Dmitri araçtan iner inmez etrafa baktı.
Camilya da hemen yanında duruyordu.
Kapıdan içeri girdiklerinde Karun onları salona götürdü.
Dmitri daha fazla beklemeden konuştu.
“Şimdi anlatın.”
Karun sustu.
Kaan da cevap vermedi.
Dmitri'nin sabrı taşmaya başladı.
“Bizi buraya zorla getirdiniz. Şimdi de susuyorsunuz.”
Camilya kaşlarını çattı.
“Ne oluyor?”
Tam o sırada Karel salona girdi.
Dmitri ona döndü.
“En azından siz söyleyin.”
Karel sakin bir şekilde cevap verdi.
“Bir işlem yapılacak.”
Dmitri şaşkınlıkla baktı.
“Ne işlemi?”
Karel cevap vermedi.
Dmitri başını iki yana salladı.
“Yine aynı şey.”
Camilya da araya girdi.
“Bizden bir şey saklıyorsunuz.”
Karel birkaç saniye sessiz kaldı.
“Biraz sabredin.”
Sonra kapıya yöneldi.
Dmitri arkasından seslendi.
“Bu cevap değil.”
Karel durmadı.
Kısa süre sonra iki sağlık görevlisi salona girdi.
Dmitri onlara baktı.
“Onlar kim?”
Kaan:
“İşlerini yapacaklar.”
dedi.
Dmitri'nin yüzü asıldı.
“Ne işi?”
Kimse cevap vermedi.
Görevlilerden biri Camilya'ya yaklaştı.
Camilya hemen geri çekildi.
“Bir dakika. Bana ne yapacaksınız?”
“Kan örneği almamız gerekiyor.”
Camilya Karun'a baktı.
“Ne için?”
Karun sessiz kaldı.
Dmitri öne çıktı.
“Neden kan alıyorsunuz?”
Yine cevap yoktu.
Dmitri'nin sesi sertleşti.
“Size soru sordum.”
Kaan sakin görünmeye çalışarak cevap verdi.
“Sonra öğreneceksiniz.”
Dmitri sinirlendi.
“Ne zaman?”
Camilya kolunu geri çekti.
“Ben istemiyorum.”
Görevli sakin bir şekilde bekledi.
Camilya'nın gözleri Karun ve Kaan arasında dolaştı.
“Buraya zorla getirildim. Ne yaptığınızı bile söylemiyorsunuz.”
Karun:
“Camilya, sakin ol.”
Camilya öfkeyle karşılık verdi.
“Nasıl sakin olayım?”
Görevli yeniden yanına yaklaşınca Camilya bir anda bağırdı:
“Kaner bunu öğrenirse sizi rahat bırakmaz!”
Odadaki hava bir anda değişti.
Kaan'ın yüzü gerildi.
“Kaner'in adını karıştırma.”
“Karıştırırım!”
Camilya geri adım atmadı.
“Beni zorla buraya getiriyorsunuz. Neden kan aldığınızı söylemiyorsunuz. Kaner bunu öğrenirse buraya gelir!”
Dmitri hemen kardeşinin önüne geçti.
“Bırakın!”
Karun ona döndü.
“Dmitri.”
“Bırakın dedim!”
Dmitri'nin sesi bu kez daha sert çıkmıştı.
“Ne yaptığınızı bilmiyoruz. Kardeşimden neden kan aldığınızı söylemiyorsunuz.”
Kaan öfkeyle:
“Bu kadar büyütmeyin.”
Dmitri ona döndü.
“Nasıl büyütmeyelim?”
Camilya'nın sesi titriyordu ama öfkesi hâlâ yerindeydi.
“Bizden bir şey saklıyorsunuz.”
Kapının yanında duran Karel sessizce onları izliyordu.
Sonunda konuştu.
“İşlem tamamlanacak.”
Camilya ona baktı.
“Ve nedenini söylemeyeceksiniz.”
Karel cevap vermedi.
Dmitri kardeşinin yanında kaldı.
“Ben buradayım.”
Camilya başını hafifçe salladı.
Görevli işlemi kısa sürede tamamladı.
Camilya kolunu kendine çekerken hemen sordu:
“Şimdi ne olacak?”
Karel yanındaki adama baktı.
“Örneği laboratuvara gönderin.”
Adam başını salladı.
“Tamam.”
Dmitri bu kez Karel'e döndü.
“Ne öğrenmeye çalışıyorsunuz?”
Karel birkaç saniye onun gözlerinin içine baktı.
“Zamanı gelince.”
Dmitri başını iki yana salladı.
“Bu evde herkes aynı şeyi söylüyor.”
Camilya kardeşine baktı.
“Ben de artık hiçbirine güvenmiyorum.”
Karun ve Kaan sessiz kaldı.
Karel ise masanın üzerindeki dosyayı eline aldı.
Dosyada Dmitri ve Camilya'nın isimleri vardı.
İkisinin de soyadı Karahan olarak yazılıydı.
Karel dosyayı kapattı.
“Şimdilik bu kadar.”
Dmitri kardeşine baktı.
Camilya da ona baktı.
İkisinin de aklında aynı soru vardı.
Karahanlar onlardan ne saklıyordu?
Karel ise odadan çıkarken telefonunu eline aldı.
“Sonuç çıktığında doğrudan bana haber verin.”
“Tamam.”
Telefon kapandı.
Artık geriye sadece sonucu beklemek kalmıştı.