Keşfet

16. BÖLÜM — GERÇEĞİN İZİ

Bizi bağlayan yollar

16. BÖLÜM — GERÇEĞİN İZİ

Çalışma odasında ağır bir sessizlik vardı.

Karel, önündeki zarfı birkaç saniye daha elinde tuttu.

Zarfın üzerinde iki isim yazıyordu.

Dmitri Karahan.

Camilya Karahan.

Karel sonunda zarfı açtı.

İçindeki kâğıdı çıkardı.

İlk satırı okudu.

Sonra ikinciyi.

Bir süre sonra gözleri kâğıdın ortasında takılı kaldı.

Karun, babasının yüzüne baktı.

“Ne yazıyor?”

Karel cevap vermedi.

Kâğıdı tekrar okudu.

Sanki gördüklerine kendisi de inanmakta zorlanıyordu.

Kaan masaya yaklaştı.

“Baba?”

Karel yavaşça başını kaldırdı.

“Sonuç geldi.”

Karun kaşlarını çattı.

“Ne sonucu?”

Karel kâğıdı masaya bıraktı.

“Kan testi.”

Kaan kâğıdı aldı.

Gözleri satırlarda gezindi.

Bir anda yüzündeki ifade değişti.

Karun kâğıdı onun elinden aldı.

Okumaya başladığında o da sustu.

Kaan birkaç saniye bekledikten sonra sordu:

“Bu... kesin mi?”

Karel başını salladı.

“Laboratuvar tekrar kontrol etmiş.”

Karun kâğıda baktı.

“Yani?”

Karel derin bir nefes aldı.

“Bazı şeyler sandığımız gibi değil.”

Karun başını kaldırdı.

“Dmitri ve Camilya hakkında mı?”

Karel kısa bir süre sustu.

“Evet.”

Kaan hâlâ kâğıdı elinde tutuyordu.

“Bunca yıl...”

Cümlesini tamamlayamadı.

Karun'un aklına Rebeka geldi.

“Rebeka.”

Karel'in çenesi gerildi.

“Yirmi iki yıl.”

Odanın içinde yine sessizlik oldu.

Karel sandalyesine oturdu.

Ellerini masanın üzerinde birleştirdi.

“Bu sonucu öğrenmeden önce onları sadece şüpheli olarak görüyorduk.”

Karun yavaşça başını salladı.

“Şimdi ise?”

Karel gözlerini kâğıttan ayırmadı.

“Şimdi daha fazla soru var.”

Tam o sırada aşağıdan sert bir gürültü geldi.

Üçü de aynı anda başını çevirdi.

Ardından dışarıdan araç sesleri duyuldu.

Birden fazla araç.

Kaan pencereye koştu.

Perdeyi araladı.

Bahçeye giren siyah araçları görünce yüzü gerildi.

“Baba...”

Karel ayağa kalktı.

“Kim?”

Kaan birkaç saniye dışarı baktı.

“Kaner.”

Karun'un yüzü sertleşti.

“Buraya mı gelmiş?”

İkinci araç kapının önünde durdu.

Ardından üçüncü.

Karel'in adamlarından biri koridorda koşarak göründü.

“Patron! Dışarıdan adamlar geldi!”

Karel hiç düşünmeden konuştu.

“Kapıları kapatın.”

Adam uzaklaşmadan konağın girişinden sesler yükseldi.

“Arka kapı!”

“İçeri girdiler!”

“Pozisyon alın!”

Karel'in adamları koridorlara dağıldı.

Karun ve Kaan hızla aşağı indi.

Karel de arkalarından geldi.

Giriş salonuna ulaştıklarında kapı açıldı.

Kaner içeri girdi.

Arkasında birkaç adamı vardı.

Yüzü sertti.

Gözleri doğrudan Karun'a kilitlendi.

“Camilya nerede?”

Karun önüne geçti.

“Burada ne arıyorsun?”

Kaner aynı soruyu tekrar etti.

“Camilya nerede?”

Kaan merdivenin yanında durdu.

“Onu alamazsın.”

Kaner başını Kaan'a çevirdi.

“Bunu bana sen mi söylüyorsun?”

Kaan bir adım attı.

“Sen hâlâ bizim gözümüzde şüphelisin.”

Kaner'in yüzünde hiçbir değişiklik olmadı.

Karun devam etti.

“Seni onun yanında istemiyoruz.”

Kaner birkaç saniye sustu.

Sonra sakince sordu:

“Bunu ona da söylediniz mi?”

“Evet.”

“Ve?”

“Dinlemedi.”

Kaner başını hafifçe salladı.

“Ben de dinlemeyeceğim.”

Karun silahına davrandı.

“Burası Karahanların evi. Buraya girip istediğini alamazsın.”

Kaner'in gözleri kısa bir an silaha kaydı.

Sonra tekrar Karun'a döndü.

“Ben buraya konuşmaya gelmedim.”

Karel birkaç adım geriden konuştu.

“Kaner.”

Kaner ona döndü.

Karel'in yüzünde hâlâ birkaç dakika önce öğrendiği sonucun etkisi vardı.

Ama sesi sertti.

“Adamlarını geri çek.”

Kaner'in cevabı kısa oldu.

“Önce Camilya'yı verin.”

“Vermeyeceğim.”

Kaner Karel'e baktı.

Sonra arkasındaki adamlara döndü.

“Bulun.”

Adamları harekete geçti.

Karahan adamları önlerini kesmeye çalıştı.

Koridorda sesler yükseldi.

Kapılar açılıp kapanıyor, adamlar birbirlerine bağırıyordu.

Kaner ise kimseyle oyalanmadan merdivenlere yöneldi.

Karun önünü kesti.

“Buradan geçemezsin.”

Kaner durdu.

“Çekil.”

“Hayır.”

Kaner'in sesi biraz daha sertleşti.

“Karun, son kez söylüyorum.”

Karun geri adım atmadı.

“Ne yapacaksın?”

Kaner ona baktı.

“Camilya'yı burada bırakmayacağım.”

Karun'un yüzü gerildi.

“Bizi tehdit mi ediyorsun?”

“Hayır.”

Kaner bir adım attı.

“Ne yapacağımı söylüyorum.”

Tam o sırada üst kattan Camilya'nın sesi duyuldu.

“Kaner!”

Kaner başını kaldırdı.

Camilya merdivenlerin başındaydı.

Dmitri hemen yanındaydı.

Kaner'in yüzündeki sert ifade bir anda değişti.

“İyi misin?”

Camilya başını salladı.

“Beni zorla getirdiler.”

Kaner'in bakışları Karun ve Kaan'a döndü.

“Kimse sana zarar verdi mi?”

“Hayır.”

Kaner birkaç saniye Camilya'ya baktı.

Sonra Dmitri'ye döndü.

“Sen de iyi misin?”

Dmitri başını salladı.

“İyiyim.”

Kaner merdivenlere doğru ilerledi.

Karun yeniden önüne çıkacak gibi oldu ama Karel elini kaldırdı.

“Dur.”

Karun babasına baktı.

Karel'in gözleri Dmitri ve Camilya'daydı.

Az önce öğrendiği sonuç hâlâ aklındaydı.

“Bırak.”

Karun şaşkınlıkla baktı.

“Baba?”

Karel'in sesi sakindi.

“Şimdilik.”

Kaner Camilya'nın yanına geldi.

“Gidiyoruz.”

Camilya başını salladı.

Dmitri de yanlarına geçti.

Karun hâlâ ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

“Baba, neden izin verdin?”

Karel cevap vermedi.

Kaner, Camilya'yı yanına aldı.

Tam kapıya yönelirken Karun seslendi.

“Kaner.”

Kaner durdu.

Karun birkaç saniye sustu.

“Onları nereye götürüyorsun?”

“Güvenli bir yere.”

“Sonra?”

Kaner arkasını dönmeden cevap verdi.

“Sonrasını sonra konuşuruz.”

Kaner, Camilya ve Dmitri dışarı çıktı.

Adamları da peşlerinden gitti.

Araçların motorları çalıştı.

Kısa süre sonra araçlar konaktan uzaklaştı.

Karun pencereye kadar gidip dışarı baktı.

Kaan yanına geldi.

“Gitti.”

Karun dişlerini sıktı.

“Biliyorum.”

İkisi de Karel'e döndü.

Karel hâlâ olduğu yerde duruyordu.

Karun dayanamadı.

“Baba, neden izin verdin?”

Karel birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra çalışma odasına doğru yürümeye başladı.

“Çünkü artık bazı şeyleri öğrenmemiz gerekiyor.”