Keşfet

17. BÖLÜM — PEŞLERİNDE

Bizi bağlayan yollar

17. BÖLÜM — PEŞLERİNDE

Kaner'in araçlarının sesi çoktan uzaklaşmıştı.

Ama içeride kimse konuşmuyordu.

Karun kapının önünde durmuş, karanlık yola bakıyordu. Kaan ise birkaç adım gerisinde, ellerini sıkıp duruyordu.

Sonunda Kaan dayanamadı.

“Gözümüzün önünde aldılar.”

Karun gözlerini yoldan ayırmadı.

“Biliyorum.”

“Buraya girdiler.”

“Biliyorum.”

“Adamlarımızın arasından geçip çıktılar.”

Karun bu kez döndü.

“Ne yapmamızı istiyorsun?”

Kaan'ın öfkesi yüzünden okunuyordu.

“Hiçbir şey yapmayalım demiyorum.”

“Ben de demiyorum.”

“Öyleyse neden hâlâ buradayız?”

Karun cevap vermedi.

Kaan çalışma odasına baktı.

“Babam neden durdurdu bizi?”

Karun'un yüzü gerildi.

“Bilmiyorum.”

“Ben biliyorum.”

Kaan birkaç adım attı.

“Çünkü hâlâ ne olduğunu anlamaya çalışıyor.”

Karun kaşlarını çattı.

“Sonuçta ne olduğunu biliyoruz.”

“Biz biliyoruz.”

Kaan başını salladı.

“Ama daha birkaç dakika önce öğrendik. Dmitri ve Camilya'nın babamızın çocukları olduğunu öğrendik. Sonra Kaner geldi ve onları alıp çıktı.”

Karun yumruğunu sıktı.

“Bunun böyle kalacağını sanmıyorum.”

“Ben de sanmıyorum.”

Tam o sırada çalışma odasının kapısı açıldı.

Karel dışarı çıktı.

İki kardeş sustu.

Karel merdivenlerin başında durdu.

“Ne konuşuyorsunuz?”

Kaan hiç düşünmeden cevap verdi.

“Kaner'i.”

Karel:

“Biliyorum.”

Karun babasına döndü.

“Baba, onu bulmamız lazım.”

“Bulacağız.”

“Ne zaman?”

Karel'in bakışları Karun'a çevrildi.

“Sabırsızlanma.”

Karun'un öfkesi yükseldi.

“Nasıl sabırlı olalım?”

Karel sustu.

Karun devam etti.

“Adam evimize girdi. Adamlarını getirdi. Dmitri'yle Camilya'yı aldı ve çıktı. Biz de arkasından baktık.”

Kaan da söze girdi.

“Ben bunu kabul etmiyorum.”

Karel'in bakışları Kaan'a döndü.

“Ne yapacaksın?”

Kaan tereddüt etmedi.

“Peşine düşeceğim.”

“Emir vermedim.”

“Ben de senden emir istemiyorum.”

Karun hemen Kaan'a baktı.

Karel ise hiç tepki vermedi.

Sadece birkaç saniye oğluna baktı.

“Bir daha söyle.”

Kaan geri adım atmadı.

“Kaner'in peşine düşeceğim.”

Karun da babasına baktı.

“Ben de.”

Karel'in yüzündeki ifade değişmedi.

Ama sesi daha sert çıktı.

“İkiniz de benim sözümü dinlemeden hareket ederseniz, Kaner'den önce benim karşımda durursunuz.”

Kaan'ın öfkesi hâlâ dinmemişti.

“Baba, adamları alıp kardeş—”

Bir an durdu.

Kelimeyi söylemek istemedi.

Karun da aynı şekilde sustu.

Karel bunu fark etti.

Kimse henüz bu yeni gerçeği kabullenmeye hazır değildi.

Kaan cümlesini değiştirdi.

“Dmitri ve Camilya'yı alıp çıktı.”

Karel başını hafifçe salladı.

“Biliyorum.”

Karun:

“Onları geri getireceğiz.”

Karel:

“Evet.”

“Kaner'i de bulacağız.”

“Evet.”

Kaan'ın sabrı yine tükendi.

“Peki neden bizi durduruyorsun?”

Karel birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra çalışma odasına geri döndü.

“Çünkü öfkeyle çıkıp ne yaptığınızı bilmeden hareket etmenizi istemiyorum.”

Kaan arkasından baktı.

“Sen öfkeli değil misin?”

Karel durdu.

Yavaşça döndü.

“Öfkeliyim.”

İki kardeş sustu.

Karel'in sesi yükselmedi.

“Fakat öfkeli olmak, düşünmeden hareket etmek demek değil.”

Karun başını eğdi.

Karel masaya doğru yürüdü.

Zarf hâlâ oradaydı.

Elini zarfın üzerine koydu.

“Önce Kaner'in nereye gittiğini bulun.”

Kaan:

“Bulacağız.”

“Kimlerle bağlantısı olduğunu öğrenin.”

Karun:

“Tamam.”

“Adamlarının kullandığı araçları bulun. Güvenli yerlerini bulun. Kim yardım ettiyse öğrenin.”

Kaan başını salladı.

“Sonra?”

Karel ona baktı.

“Sonra karar veririz.”

Kaan birkaç saniye sustu.

“Onları geri alacağız, değil mi?”

Karel'in gözleri zarfın üzerindeki iki isme kaydı.

“Alacağız.”

Karun ve Kaan odadan çıktı.

Koridorda birkaç saniye sessizce yürüdüler.

Kaan sonunda konuştu.

“Ben hâlâ inanamıyorum.”

Karun:

“Ben de.”

“Bunca yıl…”

Karun durdu.

“Şimdi bunu düşünmenin zamanı değil.”

Kaan ona baktı.

“Sen gerçekten Kaner'in bunu yanına bırakacağını düşünüyor musun?”

Karun'un yüzü sertleşti.

“Hayır.”

“Ben de.”

İkisi aşağı doğru ilerledi.

Karel ise çalışma odasında yalnız kaldı.

Zarfı yeniden eline aldı.

Bir süre açmadı.

Sonra yavaşça konuştu.

“Yirmi iki yıl…”

Başını kaldırdı.

“Benden saklanan her şeyi öğreneceğim.”

Zarfı masaya bıraktı.

Bir süre daha sessiz kaldı.

Sonra kendi kendine konuştu.

“Önce Rebeka'nın ne sakladığını bulacağım.”