2.bölüm
2. BÖLÜM — HAİNLERİN CEZASI
Sabah olduğunda Karahan Konağı'nın içinde ağır bir sessizlik vardı.
Gece boyunca kimse doğru düzgün uyumamıştı.
Rebeka'nın mektubu kaybolmuştu.
Daha da kötüsü, mektubun nasıl ortadan kaybolduğunu kimse bilmiyordu.
Karun, konağın çalışma odasında pencerenin önünde duruyordu.
Elindeki telefona bakıyordu ama ekranda ne olduğunun farkında bile değildi.
Aklında tek bir soru vardı.
İkizler buraya neden gelmişti?
Kaan masanın diğer tarafında oturuyordu.
"Adres kayboldu."
Karun başını çevirdi.
"Adres değil."
Kaan ona baktı.
"Mektup."
Karun kısa bir süre sustu.
"Doğru."
Kaan arkasına yaslandı.
"Ve mektubun kaybolduğu sırada orada olan tek kişiler onlardı."
Karun cevap vermedi.
Kaan devam etti.
"Bir hafta önce düşmanın oğluyla nişanlandılar."
Kısa bir sessizlik oldu.
"Şimdi de bizim gizli merkezimize geliyorlar."
Karun'un çenesi gerildi.
"Tesadüf olduğunu sanmıyorum."
"Ben de."
Kapının yanında bekleyen adamlardan biri söze girdi.
"Karun Bey, ikisini alt kattaki odada tuttuk."
Karun başını salladı.
"Kimse yanlarına yaklaşmasın."
Kaan ayağa kalktı.
"Ben konuşacağım."
Dmitri gözlerini açtığında bulunduğu odanın penceresiz olduğunu fark etti.
Bir süre tavana baktı.
Nerede olduğunu anlamaya çalıştı.
Sonra geceyi hatırladı.
Karun.
Kaan.
Sorular.
Suçlamalar.
Kaybolan mektup.
Dmitri yavaşça doğruldu.
Karşısındaki sandalyede Camilya oturuyordu.
Uyumamıştı.
Gözleri şişmiş, yüzü yorgundu.
Dmitri onu görünce biraz olsun rahatladı.
"Camilya."
Camilya hemen ayağa kalktı.
"Buradayım."
Dmitri etrafına baktı.
"Bizi bırakmayacaklar."
Camilya kardeşinin yanına oturdu.
"Ne yapacağız?"
Dmitri birkaç saniye sustu.
"Bilmiyorum."
Sonra başını eğdi.
"Ben de bilmiyorum."
Kapının açılmasıyla ikisi de sustu.
Karun içeri girdi.
Arkasından Kaan geldi.
Karun'un elinde küçük bir dosya vardı.
Dmitri başını kaldırdı.
"Biz gerçekten hain olduğumuzu mu düşünüyorsunuz?"
Karun cevap vermedi.
Dosyayı masanın üzerine bıraktı.
"Bugünden itibaren buradan çıkmayacaksınız."
Camilya ayağa kalktı.
"Biz hiçbir şey yapmadık."
Kaan ona baktı.
"Öyle olduğunu kanıtlayana kadar burada kalacaksınız."
Dmitri ayağa kalktı.
"Mektup kayboldu diye bizi suçlayamazsınız."
Karun'un bakışları sertleşti.
"Mektubun bulunduğu yere siz gittiniz."
"Çünkü bize ulaşan mektupta o adres vardı."
Kaan hemen sordu.
"Kimden geldi?"
Dmitri bir an durdu.
"Bilmiyorum."
Karun kaşlarını çattı.
"Bilmiyorsun?"
"Hayır."
"Yani elinize bir mektup geliyor, sizi gizli bir yere gönderiyor ve kimden geldiğini bilmiyorsunuz."
Dmitri başını salladı.
"Biz de neden gönderildiğimizi anlamaya çalışıyorduk."
Kaan masaya doğru yaklaştı.
"Ve tam o sırada Rebeka'nın mektubu ortadan kayboluyor."
Dmitri'nin yüzü gerildi.
"Ben almadım."
"Ben de almadım."
Camilya hemen araya girdi.
"Biz gerçekten almadık."
Karun birkaç saniye ikisine baktı.
"Bir kez daha soruyorum. Bu mektubu size kim ulaştırdı?"
Dmitri başını iki yana salladı.
"Kim olduğunu bilmiyoruz."
Karun gözlerini Dmitri'den ayırmadı.
"Demek bilmiyorsun."
"Gerçekten bilmiyorum."
"İşimize yaramayan bir cevap."
Camilya araya girdi.
"Belki de gerçekten bilmiyoruz."
Kaan ona döndü.
"Senin nişanın hakkında da mı hiçbir şey bilmiyorsun?"
Camilya'nın yüzü düştü.
Dmitri hemen kardeşine baktı.
"Camilya'nın üzerine gitme."
Karun sertçe konuştu.
"Sen hâlâ onu koruyorsun."
"Çünkü o benim kardeşim."
"Ve belki de onun yaptıklarının arkasını temizliyorsun."
Dmitri'nin yüzü gerildi.
"Yeter."
Kaan bir adım attı.
"Burada kimin ne olduğunu biz belirleriz."
Dmitri gözlerini ondan ayırmadı.
"Ben hain değilim."
Kaan başını hafifçe eğdi.
"Öyleyse gerçeğin ortaya çıkmasını bekleyeceksin."
Camilya'nın gözleri büyüdü.
"Ceza mı vereceksiniz bize?"
Karun sakin bir sesle konuştu.
"Bu aileye ihanet ettiğinden şüphelenilen herkes sorgulanır."
Dmitri sessiz kaldı.
Karun devam etti.
"Ve siz artık bizim gözetimimizdesiniz."
Saatler geçti.
Kapı açılmadı.
Kimse içeri girmedi.
Dmitri odanın bir köşesinde sessizce otururken Camilya karşısında bekliyordu.
Sessizlik giderek ağırlaşıyordu.
Camilya sonunda dayanamadı.
"Sen gerçekten iyi misin?"
Dmitri başını kaldırdı.
"İyiyim."
Camilya ona baktı.
"Yalan söylüyorsun."
Dmitri hafifçe gülümsedi.
"Sen de beni çok iyi tanıyorsun."
"Sen de beni."
Bir süre birbirlerine baktılar.
Sonra Camilya'nın gözleri doldu.
"Keşke buraya hiç gelmeseydik."
Dmitri'nin yüzündeki ifade değişti.
"Bize gelen mektubu görmeseydik belki de gelmezdik."
Camilya başını eğdi.
"Kim göndermiş olabilir?"
Dmitri omuzlarını hafifçe kaldırdı.
"Hiçbir fikrim yok."
Bir süre sessiz kaldı.
"Belki de bizi özellikle buraya çektiler."
Camilya ona baktı.
"Kim?"
Dmitri cevap veremedi.
"Onu da bilmiyorum."
İkisi de sustu.
Kapı tekrar açıldı.
Bu kez Kaan içeri girdi.
Elinde bir bardak su vardı.
Bardağı Dmitri'nin önüne bıraktı.
"Birazdan tekrar konuşacağız."
Dmitri başını kaldırdı.
"Ben zaten her şeyi söyledim."
Kaan kapıya yöneldi.
"Biz sana inanmadık."
Kapı kapandı.
Dmitri uzun süre arkasından baktı.
Camilya yanına geldi.
"Bir gün inanacaklar."
Dmitri acı bir gülümsemeyle başını salladı.
"Umarım."
Akşam olduğunda Karun ve Kaan yeniden odaya girdiler.
Bu kez ikisinin de yüzü daha sakindi.
Karun, Dmitri'nin karşısına geçti.
"Son kez soruyorum."
Dmitri sustu.
"Bu adrese neden geldiniz?"
"Bize gelen mektup yüzünden."
"Kim gönderdi?"
"Bilmiyorum."
Karun'un bakışları sertleşti.
"Başka?"
"Başka bir şey yok."
"Kimle bağlantınız var?"
"Kimseyle."
"Bir hafta önceki nişan?"
Dmitri Camilya'ya baktı.
Sonra yeniden Karun'a döndü.
"Ben o konuda bir şey bilmiyorum."
Karun kaşlarını çattı.
"Ne demek bilmiyorum?"
"Ben sadece kardeşimin yanındayım."
Camilya gözlerini kapattı.
Kaan başını iki yana salladı.
"Demek hâlâ aynı şeyi söylüyorsun."
Dmitri'nin sesi sakindi.
"Çünkü gerçek bu."
Karun birkaç saniye boyunca Dmitri'ye baktı.
Sonra kapıya yöneldi.
"Ceza devam edecek."
Camilya ayağa kalktı.
"Ne zamana kadar?"
Karun durdu.
"Gerçek ortaya çıkana kadar."
Kapı kapandı.
Camilya yeniden kardeşinin yanına döndü.
Dmitri başını ellerinin arasına aldı.
Camilya sessizce yanına oturdu.
Bir süre hiçbir şey söylemediler.
Sonra Dmitri fısıldadı:
"Ben onların gözünde bir hainim."
Camilya hemen cevap verdi.
"Benim için hâlâ kardeşimsin."
Dmitri ona baktı.
"Sen olmasaydın..."
Cümlesini tamamlayamadı.
Camilya elini tuttu.
"Ben buradayım."
Dmitri gözlerini kapattı.
O gece ikisi de ne olacağını bilmiyordu.
Karun ve Kaan'ın şüpheleri daha da büyüyecek miydi?
Kaybolan mektubu kim almıştı?
Onlara gelen mektubu kim göndermişti?
Ve bir hafta önceki nişanın ardında gerçekten ne vardı?
İkizlerin bu soruların hiçbirine cevabı yoktu.
Ama Karahan ailesi kararını vermişti.
Dmitri ve Camilya artık şüpheliydi.
Ve gerçek ortaya çıkana kadar konağın dışına çıkamayacaklardı.