Keşfet

21. BÖLÜM — GERÇEKLERİN AĞIRLIĞI

Bizi bağlayan yollar

21. BÖLÜM — GERÇEKLERİN AĞIRLIĞI

Karel'in araçları Karahan Konağı'nın önünde durdu.

Önce Dmitri indi.

Ardından Camilya araçtan çıktı.

Dmitri birkaç saniye olduğu yerde kaldı. Kolundaki yara hâlâ sızlıyordu. Elini fark ettirmeden kolunun üzerine bastırdı.

Camilya hemen ona baktı.

— İyi misin?

Dmitri başını salladı.

— İyiyim.

Karel araçtan indi. İkisine baktı.

— İçeri girin.

Dmitri ve Camilya sessizce konağa doğru yürüdü.

Karun ve Kaan onları kapıda karşıladı.

Karel de arkalarından geldi.

Bir süre kimse konuşmadı.

Sonra Karel ceketini düzeltti.

— Ben gidiyorum.

Karun başını kaldırdı.

— Nereye?

— Mert ve Demir'le yemek yiyeceğim.

Karun birkaç saniye babasına baktı.

— Tamam.

Kaan da başını salladı.

— Anladık, baba.

Dmitri Karel'e baktı.

— Biz de burada mı kalacağız?

Karel kısa bir süre ona baktı.

— Şimdilik.

Dmitri başka bir şey sormadı.

Karel kapıya yöneldi.

Karun arkasından baktı.

— Baba...

Karel durdu.

Karun birkaç saniye sustu. Söylemek istediği bir şey vardı ama vazgeçti.

— Yok. Bir şey yok.

Karel başını sallayıp dışarı çıktı.

Kapı kapandı.

Ardından araçların sesi yavaş yavaş uzaklaştı.

Karun bir süre kapıya baktı.

Kaan yanına geldi.

— Bir şey söyleyecektin.

Karun gözlerini kapıdan ayırmadı.

— Vazgeçtim.

— Neden?

Karun omuzlarını hafifçe kaldırdı.

— Şimdi sırası değil.

Kaan cevap vermedi.

O sırada Dmitri kolunu tuttu.

Camilya hemen fark etti.

— Dmitri?

Dmitri eline baktı.

Bandajın kenarından kan sızıyordu.

Karun hemen yanına geldi.

— Kolun kanıyor.

Dmitri kolunu geri çekti.

— Bir şey değil.

Kaan da yanlarına geldi.

— Bir şey değil mi?

Dmitri cevap vermedi.

Camilya kardeşinin koluna baktı.

— Yaran tekrar açılmış.

— Fark etmedim.

Karun temiz bir bez aldı.

— Otur.

Dmitri itiraz etmedi.

Karun yaranın üzerindeki kanı dikkatlice temizledi.

Dmitri yüzünü buruşturdu.

Camilya hemen ona baktı.

— Canın acıyor.

— Geçer.

Karun yarayı yeniden sardı.

— Bir süre kolunu fazla kullanma.

Dmitri başını salladı.

Kaan bir süre ona baktı. Sonra elini Dmitri'nin alnına götürdü.

Kaşları hafifçe çatıldı.

— Karun...

Karun ona döndü.

— Ateşi var.

Dmitri hemen itiraz etti.

— Bir şeyim yok.

Karun sakin bir sesle konuştu.

— Tamam. O zaman biraz dinlen.

Dmitri koltuğa geçti.

Camilya da yanına oturdu.

Kaan mutfağa gidip soğuk su ve temiz bir bez getirdi.

Karun bezi ıslatıp Dmitri'nin alnına koydu.

Dmitri gözlerini açtı.

— Buna gerek yok.

— Var.

Dmitri cevap vermedi.

Camilya sessizce yanında oturuyordu.

Kaan karşıdaki koltuğa geçti.

Bir süre sonra Dmitri gözlerini açtı.

— Karel neden bizi buraya getirdi?

Karun ona baktı.

— Bilmiyorum.

— Sonra neden hiçbir şey söylemeden gitti?

Kaan başını iki yana salladı.

— Onu da bilmiyoruz.

Dmitri birkaç saniye sustu.

— Siz de bilmiyor musunuz?

— Hayır.

Dmitri ikisine baktı.

— O zaman siz ne biliyorsunuz?

Karun cevap vermeden önce düşündü.

— Biz de olanları anlamaya çalışıyoruz.

Dmitri başını koltuğa yasladı.

— Peki neden hâlâ bize güvenmiyorsunuz?

Karun kaşlarını çattı.

— Öyle değil.

Dmitri gözlerini açıp ona baktı.

— Öyle hissettiriyorsunuz.

Kısa bir sessizlik oldu.

Dmitri devam etti.

— Bizi yine hain olarak mı görüyorsunuz?

Kaan bakışlarını yere indirdi.

Karun ise Dmitri'ye bakmaya devam etti.

Dmitri'nin sesi bu kez daha kırgındı.

— Biz hain değiliz.

Camilya kardeşinin elini tuttu.

Dmitri devam etti.

— Ben de Camilya da size hiçbir şey yapmadık.

Karun sessiz kaldı.

— Sürekli kendimizi açıklamak zorunda kalıyoruz.

Kaan sonunda konuştu.

— Haklısın.

Dmitri şaşkınlıkla ona baktı.

Kaan devam etti.

— Ama bizim de kafamız karışık.

Dmitri başını salladı.

— Bizim de.

Karun bir süre sessiz kaldıktan sonra konuştu.

— Sana güvenmediğimizi düşünmeni istemiyorum.

Dmitri hafifçe güldü.

— Ama öyle hissettiriyorsunuz.

Karun cevap vermedi.

Dmitri tekrar koltuğa yaslandı.

Camilya elini bırakmadı.

Karun alnındaki bezi düzeltti.

— Şimdi biraz dinlen.

Dmitri gözlerini kapattı.

— Sonra konuşacağız.

Karun başını salladı.

— Konuşacağız.

Dmitri gözlerini kapattı.

Karun ve Kaan bir süre daha salonda kaldı.

Sonra Kaan sessizce ayağa kalktı.

Karun da onunla birlikte koridora çıktı.

Bir süre konuşmadan yürüdüler.

Karun durdu.

— Yirmi iki yıl olmuş.

Kaan başını salladı.

— Evet.

Karun salona doğru baktı.

— Onlarla konuşurken ne diyeceğimi bilmiyorum.

— Ben de.

— Sonuçta kardeşlerimiz.

Kaan birkaç saniye sustu.

— Biliyorum.

Karun ona baktı.

— Ama onları hiç tanımıyoruz.

Kaan başını salladı.

— Evet.

Karun duvara yaslandı.

— Çocukluklarını bile bilmiyoruz.

Kaan gözlerini yere indirdi.

— Nerede büyüdüklerini, neler yaşadıklarını...

Cümlesini tamamlamadı.

Karun da devam etmedi.

İkisi bir süre sustu.

Sonra Karun konuştu.

— Bazen keşke daha önce bilseydik diyorum.

Kaan ona baktı.

— Ben de.

— Belki her şey farklı olurdu.

— Belki.

Karun kapıya baktı.

— Ama artık buradalar.

Kaan başını salladı.

— Evet.

Karun birkaç saniye düşündü.

— Babamın gitmesi de hoşuma gitmedi.

Kaan'ın yüzü değişti.

— Benim de.

— Bunca şey oldu. Dmitri yaralı. Camilya ne olduğunu anlamaya çalışıyor.

Karun başını iki yana salladı.

— O ise çıkıp gitti.

Kaan hemen cevap vermedi.

— Belki ne yapacağını bilmiyordur.

— Olabilir.

Karun kısa bir süre sustu.

— Ama kalmasını isterdim.

Kaan ona baktı.

— Ben de.

— En azından biraz daha kalsaydı.

Kaan başını salladı.

— Evet.

İkisi yine sustu.

Bu kez sessizlik daha uzun sürdü.

Karun derin bir nefes aldı.

— Sanırım acele etmemeliyiz.

Kaan başını salladı.

— Etmeyelim.

— Önce onları tanımamız gerekiyor.

— Evet.

Karun salona doğru baktı.

— Onların da bizi tanıması gerekiyor.

Kaan hafifçe başını salladı.

— O zaman zamanla olur.

Karun birkaç saniye düşündü.

— Umarım.

İkisi tekrar salona girdi.

Dmitri hâlâ koltukta uzanıyordu.

Camilya yanında oturuyordu.

Karun bu kez hiçbir şey söylemedi.

Sadece karşı koltuğa oturdu.

Kaan da yanına geçti.

Dört kardeş aynı evdeydi.

Ama birbirlerine alışmaları zaman alacaktı.

Bu gece hiçbir şey bir anda düzelmeyecekti.