Keşfet

26. BÖLÜM — GELİN VE DAMADIN YAKALANIŞI

Bizi bağlayan yollar

26. BÖLÜM — GELİN VE DAMADIN YAKALANIŞI

Kaner'in kullandığı siyah araç gece boyunca hızla ilerliyordu.

Camilya arka koltukta oturmuş, sürekli camdan dışarı bakıyordu.

“Bizi takip ediyorlar mı?”

Kaner dikiz aynasına baktı.

“Şimdilik görmüyorum.”

Camilya derin bir nefes aldı.

“Dmitri'yi orada bıraktık.”

“Onu almak için geri döneceğiz.”

“Ya Karel önce onu bulursa?”

Kaner cevap vermedi.

Gözlerini yoldan ayırmadı.

“Önce biraz uzaklaşalım.”

Tam o sırada arkalarında iki far belirdi.

Kaner aynaya baktı.

Araç hızını artırdı.

Camilya'nın yüzü değişti.

“Kaner…”

“Gördüm.”

Kaner gaza bastı.

Arkalarındaki araç da hızlandı.

Birkaç saniye sonra ikinci bir araç daha göründü.

Camilya koltuğa tutundu.

“Bizi buldular.”

“Evet.”

“Ne yapacağız?”

“Kaçacağız.”

Kaner direksiyonu sertçe çevirdi.

Araç ana yoldan ayrılıp dar bir yola girdi.

Ağaçların arasından hızla ilerlemeye başladılar.

Arkalarındaki araçlardan biri virajı alamayıp geride kaldı.

Diğeri ise peşlerinden gelmeye devam etti.

Kaner aynaya baktı.

“Bir tanesi kaldı.”

Camilya biraz rahatladı.

Tam o sırada önlerinde üç aracın farları belirdi.

Kaner frene bastı.

Siyah araç sertçe durdu.

Camilya öne doğru savruldu.

“Ne oldu?”

Kaner cevap vermedi.

Önleri üç araç tarafından kesilmişti.

Arkalarındaki araç da birkaç metre geride durdu.

Kaner direksiyona baktı.

Sonra önündeki araçlara.

“Bitti.”

Camilya arka camdan baktı.

“Karahanlar…”

Araçların kapıları açıldı.

Adamlar dışarı çıktı.

Ardından Karel indi.

Yanında Karun ve Kaan vardı.

Karel doğrudan Kaner'in bulunduğu araca baktı.

“Arabadan in.”

Kaner kapıyı açmadı.

“Camilya'yı bırakıp çıkmam.”

Karel'in sesi sertti.

“Bu gece zaten yeterince uğraştırdın bizi.”

Kaner camı indirdi.

“Düğünü siz bastınız.”

Karun öne çıktı.

“Kaner, daha fazla uzatma.”

“Camilya benimle kendi isteğiyle geldi.”

Karel cevap verdi.

“Onu yine de götüreceğim.”

Camilya kapıyı açtı.

Kaner hemen ona döndü.

“Bekle.”

Camilya başını salladı.

“Hayır. Bu kez ben konuşacağım.”

Araçtan indi.

Karel'in bakışları kızına çevrildi.

“Camilya.”

Camilya olduğu yerde durdu.

“Beni zorla götürmeyeceksin.”

Karel birkaç saniye sustu.

“Ben senin babanım.”

Camilya'nın yüzündeki ifade değişti.

“Bunu daha yeni öğrendim.”

Karel cevap veremedi.

Camilya devam etti.

“Yıllarca seni tanımadım. Şimdi gelip bana ne yapacağımı söylemeni beklemiyorum.”

Karel'in yüzü sertleşti.

“Ben seni korumaya çalışıyorum.”

“Beni korumak başka, benim yerime karar vermek başka.”

Kaner araçtan indi.

Camilya'nın yanına geçti.

Karel hemen ona baktı.

“Sen karışma.”

Kaner başını kaldırdı.

“Karışacağım.”

Karun araya girdi.

“Yeter artık.”

Tam o sırada uzaktan başka araç sesleri geldi.

Herkes aynı anda arkasına döndü.

Kaan silahını kaldırdı.

“Bunlar kim?”

Karel adamlarına baktı.

“Hazır olun.”

Karanlığın içinden iki araç daha çıktı.

Kaner gözlerini kıstı.

“Bunlar benim adamlarım değil.”

Karel'in yüzü değişti.

“Benimkiler de değil.”

Araçlar birkaç metre ötede durdu.

Kapılar açıldı.

İçeriden birkaç kişi indi.

Kim oldukları anlaşılmadan silah sesleri duyuldu.

Karel bağırdı:

“Yere!”

Karun hemen Camilya'nın önüne geçti.

Kaner de Camilya'yı arkasına çekti.

“Eğil!”

Silah sesleri gecenin içinde yankılandı.

Karahanların adamları karşılık verdi.

Kaan bağırdı:

“Sağ taraftan geliyorlar!”

“Adamları oraya gönderin!” diye bağırdı Karel.

Kaner Camilya'nın kolundan tuttu.

“İyi misin?”

“İyiyim.”

“Başını kaldırma.”

Camilya başını salladı.

Çatışma birkaç dakika sürdü.

Yabancı araçlardan biri aniden geri manevra yaptı.

Diğer araç da peşinden hızla uzaklaştı.

Silah sesleri kesildi.

Ortalık yeniden sessizleşti.

Karel çevreyi kontrol ettirdi.

“Peşlerinden gitmeyin.”

Karun ona baktı.

“Neden?”

“Önce kim olduklarını öğrenmemiz lazım.”

Kaan çevreye baktı.

“Bunlar bizi mi takip ediyordu?”

Karel cevap vermedi.

Sonra Camilya'ya döndü.

“Burada daha fazla kalamazsınız.”

Kaner hemen karşı çıktı.

“Camilya hiçbir yere gitmiyor.”

Karel ona baktı.

“Bu gece kaçış bitti.”

“Ben seninle gelmiyorum.”

Camilya'nın sesi netti.

Karel bir an kızına baktı.

Sonra adamlarına döndü.

“Arabaları hazırlayın.”

Kaner öne çıktı.

“Kimse Camilya'ya dokunmayacak.”

Karel'in adamları yaklaşınca Kaner Camilya'nın önüne geçti.

Karun hemen araya girdi.

“Kaner, yapma.”

“Onu zorla götürmenize izin vermem.”

Karel sert bir sesle konuştu.

“Kimse ona zarar vermeyecek.”

Camilya Kaner'in koluna dokundu.

“Yeter.”

Kaner ona döndü.

“Camilya…”

“Daha fazla kavga çıkmasını istemiyorum.”

Kaner birkaç saniye sustu.

Sonra başını salladı.

Karel adamlarına işaret etti.

“Arabaya geçin.”

Camilya yürümeye başladı.

Kaner de yanında ilerledi.

Karun arkalarından yürüdü.

Kaan ise birkaç adamla birlikte çevreyi kontrol etmeye devam etti.

Karel son kez saldırının olduğu yola baktı.

Yabancıların kim olduğunu hâlâ bilmiyordu.

Ama artık bununla da uğraşmak zorundaydı.

Düğün yarıda kalmıştı.

Kaner ve Camilya kaçmıştı.

Şimdi ise yakalanmışlardı.

Araçların kapıları kapandı.

Camilya ve Kaner aynı araca bindirildi.

Karel öndeki araca geçti.

Konvoy yeniden hareket etti.

Bu kez herkes aynı yere gidiyordu:

Karahan Konağı'na.

Karel camdan dışarı bakarken telefonunu çıkardı.

Adamlarından birini aradı.

“Düğün salonundaki saldırıyı araştırın.”

Karşı taraftan kısa bir cevap geldi.

“Emredersiniz.”

Karel telefonu kapattı.

Sonra önündeki yola baktı.

Bu gecenin burada bitmeyeceğini artık biliyordu.