4 İLK İPUCU
Kaner eski binadan çıktıktan sonra arabasına bindi. Camilya ön koltuğa geçerken Dmitri arka koltuğa oturdu.
Kapılar kapanır kapanmaz Kaner arabayı çalıştırdı.
Bir süre kimse konuşmadı.
Kaner hâlâ öfkeliydi. Direksiyonu sıkı sıkı tutuyordu. Çenesi kasılmıştı.
Dmitri sonunda sessizliği bozdu.
“Beni nereye götürüyorsun?”
“Otele.”
Dmitri şaşkınlıkla ona baktı.
“Sen gelmeyecek misin?”
“Hayır.”
Camilya hemen araya girdi.
“Sen nereye gideceksin?”
Kaner gözlerini yoldan ayırmadı.
“Önce biraz sakinleşmem lazım.”
Dmitri hafifçe iç çekti.
“Boş ver, Kaner.”
Kaner’in kaşları çatıldı.
“Nasıl boş vereyim?”
Dmitri sustu.
Kaner devam etti.
“Gözümün önünde sana saldırdılar. Sonra da seni hain ilan ettiler.”
“Ben iyiyim.”
“İyi olman bir şeyi değiştirmiyor.”
Camilya sessizce Kaner’e baktı.
Onu daha önce hiç bu kadar öfkeli görmemişti.
Kaner birkaç saniye derin bir nefes aldı.
“Kimseye zarar vermek istemiyorum. Ama Karun ve Kaan sınırı aştı.”
Camilya hafifçe ürperdi.
Kaner bunu fark etti.
“Camilya…”
“Efendim?”
“Benden korkma. Sana kızgın değilim.”
Camilya başını salladı.
“Biliyorum.”
Araba birkaç dakika sonra küçük bir otelin önünde durdu.
Kaner arabadan indi. Dmitri de arka kapıyı açıp dışarı çıktı.
Kaner ona yaklaştı.
“Bu gece burada kal.”
Dmitri başını salladı.
“Ya ailem?”
“Şimdilik onlarla karşı karşıya gelme.”
Dmitri’nin yüzü gerildi.
“Karun beni dinlemez.”
“Kaan da dinlemez.”
“İkisi de çok öfkeli.”
Kaner’in yüzü yeniden sertleşti.
“Öfkeliler diye kardeşlerine böyle davranamazlar.”
Dmitri cevap vermedi.
Bir süre sonra Camilya’ya baktı.
“Sen de kendine dikkat et.”
Camilya küçük bir gülümsemeyle karşılık verdi.
“Sen de.”
Dmitri otele girdi.
Kaner birkaç saniye onun arkasından baktıktan sonra arabaya döndü.
Camilya hâlâ sessizdi.
Kaner sürücü koltuğuna oturdu. Arabayı çalıştırmadan önce ona baktı.
“Niye sustun?”
Camilya gözlerini kaçırdı.
“Çok öfkelisin.”
“Evet.”
“Biraz korktum.”
Kaner’in yüzündeki sertlik bir anda azaldı.
“Benden mi?”
Camilya dürüstçe başını salladı.
“Biraz.”
Kaner derin bir nefes aldı.
“Sana kızgın değilim.”
“Biliyorum.”
“Dmitri’ye yapılanları görünce kendimi zor tuttum.”
Camilya ona baktı.
“Onu korumaya çalıştığın için sana kızmıyorum.”
Kaner başını salladı.
“İyi.”
Camilya hafifçe gülümsedi.
“Bazen çok sert oluyorsun.”
Kaner kaşını kaldırdı.
“Bazen mi?”
Camilya istemsizce güldü.
“Tamam, çoğu zaman.”
Kaner’in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
“Sen de fazla konuşmaya başladın.”
“Senin yanında rahatlıyorum.”
Kaner birkaç saniye ona baktı.
“Ben de sen yanımdayken rahatlıyorum.”
Camilya başını cama çevirdi.
Bir süre sessizce ilerlediler.
Sonra Camilya sordu:
“Peki neden geldin?”
Kaner gözlerini yoldan ayırmadan cevap verdi.
“Senden haber alamadım.”
“Telefonumu almışlardı.”
“Biliyorum.”
Camilya ona baktı.
“Nasıl öğrendin?”
“Öğrenmedim.”
“Nasıl yani?”
Kaner omuzlarını silkti.
“İçime kötü bir şey doğdu.”
Camilya hafifçe gülümsedi.
“Sonra da çıkıp geldin.”
“Evet.”
“Habersiz.”
“Habersiz.”
Camilya başını iki yana salladı.
“Sen gerçekten delisin.”
Kaner güldü.
“Bunu ilk söyleyen sen değilsin.”
“Son söyleyen de olmayacağım.”
Kaner’in gülümsemesi biraz daha büyüdü.
Tam o sırada telefonu çaldı.
Kaner’in yüzündeki ifade anında değişti.
Telefonu açtı.
“Konuş.”
Karşıdaki kişi birkaç saniye konuştu.
Kaner’in kaşları çatıldı.
“Emin misin?”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Peki. Nerede görmüş?”
Camilya merakla ona baktı.
Kaner bir süre karşı tarafı dinledi.
“Ne zaman?”
Yine birkaç saniye sessizlik oldu.
“Tamam. Kimseye söylemeyin. Ben ilgileneceğim.”
Telefonu kapattı.
Camilya hemen sordu:
“Ne oldu?”
Kaner birkaç saniye sustu.
“Rebeka’nın mektubuyla ilgili yeni bir şey öğrenmişler.”
Camilya’nın yüzü düştü.
“Ne?”
“Bina çıkışında birini görmüşler.”
Camilya şaşkınlıkla ona baktı.
“Kimmiş?”
“Yüzünü görememişler.”
“Peki nereden geldiğini biliyorlar mı?”
“Hayır. Ama mektup kaybolmadan birkaç dakika önce koridordaymış.”
Camilya’nın yüzündeki endişe arttı.
“Yani mektubu o kişi mi aldı?”
“Bilmiyoruz.”
“Peki ne yapacaksın?”
Kaner gözlerini yola çevirdi.
“Önce o kişiyi bulacağım.”
Camilya bir süre sustu.
“Karun ve Kaan öğrenirse daha da kötü olacak.”
“Biliyorum.”
“Ne yapacağız?”
Kaner ona döndü.
“Önce seni güvende tutacağım.”
“Sonra?”
“Sonra mektubu bulacağım.”
Camilya sessizce başını salladı.
Kaner arabayı yeniden çalıştırdı.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Camilya sonunda camdan dışarı bakarak sordu:
“Gerçekten bulabilecek misin?”
Kaner gözlerini yoldan ayırmadı.
“Bulacağım.”
“Ya o kişi çoktan kaçtıysa?”
“Kaçmış olabilir.”
Camilya ona baktı.
“Bu hiç iyi bir cevap değildi.”
Kaner hafifçe gülümsedi.
“Gerçeği söyleyeyim dedim.”
Camilya da gülümsedi.
“En azından dürüstsün.”
Kaner cevap vermedi.
Ama bu kez yüzündeki öfke biraz olsun azalmıştı.
Yorumlar
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: sadece ne yapcwk kestiremiyor
- Ahmet Gürsoy: bunu hissediyorum camilya da korkuyor gibi
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: Hayır telefon sırası şimdi aaa