Keşfet

BÖLÜM 12 — GEÇMİŞİN İZİ

Bizi bağlayan yollar

12. BÖLÜM — GEÇMİŞİN İZİ

Sabahın erken saatleriydi.

Karahanların evinde henüz kimse doğru düzgün uyanmamıştı.

Karel ise çalışma odasında tek başına oturuyordu.

Masanın üzerinde eski dosyalar, birkaç fotoğraf ve yıllar önce tutulmuş kayıtlar vardı.

Gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştı.

Rebeka'nın mektubu hâlâ aklındaydı.

Özellikle çocuklarla ilgili yazdıkları...

Karel önündeki dosyayı açtı.

Sayfaları tek tek çevirdi.

Bir süre sonra eski bir fotoğrafta durdu.

Rebeka'nın yanında genç bir kadın vardı.

Fotoğrafın arkasında tek bir isim yazıyordu:

Ayelita.

Karel fotoğrafı eline aldı.

Bu ismi hatırlıyordu.

Çok eskiydi ama tamamen unutulacak bir isim değildi.

Tam o sırada kapı çalındı.

“Gir.”

En yakın adamı içeri girdi.

“Karel Ağa.”

Karel fotoğrafı ona uzattı.

“Bu kadını bul.”

Adam fotoğrafa baktı.

“Ayelita.”

“Tanıyor musun?”

“İsmini daha önce duydum. Araştırmam gerekiyor.”

“Ne kadar sürer?”

“Çok değil.”

Karel dosyayı kapattı.

“Bulduğunda bana haber ver.”

“Emredersiniz.”

Adam çıktı.

Karel yeniden fotoğrafa baktı.

Rebeka'nın yanında duran bu kadın, yıllardır ortada yoktu.

Ama belli ki geçmişte Rebeka'nın hayatında önemli bir yeri vardı.

Karel bunu öğrenmek istiyordu.

Öğleye doğru beklediği haber geldi.

Ayelita bulunmuştu.

Karel fazla beklemeden yola çıktı.

Yanında iki adamı vardı.

Bir süre sonra eski bir apartmanın önünde durdular.

Karel araçtan indi.

Binaya girip üçüncü kata çıktı.

Kapının önünde durdu ve çaldı.

İçeriden bir kadın sesi geldi.

“Kim o?”

“Karel.”

İçeride kısa bir sessizlik oldu.

Kapı açıldığında Ayelita, karşısında Karel'i görünce şaşırdı.

Yüzündeki ifade bir anda değişti.

“Sen...”

Karel onu dikkatlice süzdü.

“Beni hatırladın.”

Ayelita birkaç saniye konuşmadı.

“Unutmadım.”

Karel içeri girdi.

Ayelita kapıyı kapattı.

“Buraya neden geldin?”

Karel doğrudan konuya girdi.

“Rebeka.”

Ayelita'nın yüzü düştü.

“Öldüğünü duydum.”

“Öldü.”

Karel cebinden fotoğrafı çıkarıp masanın üzerine bıraktı.

“Bunu buldum.”

Ayelita fotoğrafa baktı.

“Yıllar olmuş.”

“Onu nereden tanıyordun?”

“İstanbul'a ilk geldiğim yıllarda tanıştık. Sonra arkadaş olduk.”

“Yakın mıydınız?”

“Evet.”

Karel karşısındaki sandalyeye oturdu.

“Ama seninle ilgili kayıtlarda Rebeka'nın adına pek rastlamadım.”

Ayelita hafifçe iç çekti.

“Çünkü yıllar önce herkesle bağımı kestim.”

“Rebeka'yla da mı?”

Ayelita kısa bir süre sustu.

“Hayır.”

Karel'in bakışları değişti.

“Demek görüşmeye devam ettiniz.”

“Bir süre.”

“Ne zamana kadar?”

Ayelita cevap vermeden önce düşündü.

“İtalya'ya gitmeden kısa bir süre öncesine kadar.”

Karel öne doğru eğildi.

“Bana onunla ilgili bir şey anlat.”

Ayelita başını kaldırdı.

“Ne öğrenmek istiyorsun?”

“Bildiğin her şeyi.”

Ayelita acı bir şekilde gülümsedi.

“Her şeyi ben de bilmiyorum.”

Karel'in sesi sertleşti.

“Bildiklerini anlat.”

Ayelita bir süre sessiz kaldı.

Sonunda konuştu.

“Rebeka son zamanlarında çok değişmişti.”

“Nasıl?”

“Eskisi gibi değildi. Sürekli bir şey düşünüyor, bazı konularda konuşmaktan kaçınıyordu.”

Karel'in aklına geçmişteki günler geldi.

“Bana da öyle davranıyordu.”

Ayelita ona baktı.

“Bunu fark etmişsin.”

“Geç fark ettim.”

Odadaki sessizlik birkaç saniye sürdü.

Karel tekrar sordu.

“Hayatında başka biri var mıydı?”

Ayelita gözlerini kaçırdı.

Bu küçük hareket bile Karel'in dikkatinden kaçmadı.

“Vardı.”

Karel'in yüzü gerildi.

“Kim?”

“İsmini bilmiyorum.”

“Hiç sormadın mı?”

“Sordum.”

“Ne dedi?”

“Konuşmak istemedi.”

Karel arkasına yaslandı.

“Sen o adamı gördün mü?”

Ayelita başını salladı.

“Bir kez.”

Karel hemen doğruldu.

“Ne zaman?”

“Rebeka İtalya'ya gitmeden kısa bir süre önce.”

Karel birkaç saniye sessiz kaldı.

“Nasıl biriydi?”

“Yüzünü net hatırlamıyorum.”

“Başka?”

Ayelita düşündü.

“Rebeka onun yanında farklı davranıyordu.”

Karel'in kaşları çatıldı.

“Nasıl?”

“Daha sessizdi.”

“Başka?”

Ayelita bir süre cevap vermedi.

“Bir şeylerden çekiniyor gibiydi.”

Karel'in yüzündeki ifade değişti.

“Neden?”

“Bilmiyorum.”

“Adamdan mı?”

Ayelita başını iki yana salladı.

“Bunu hiç öğrenemedim.”

Karel yeniden oturdu.

“Çocuklarla ilgili bir şey biliyor musun?”

Ayelita'nın yüzündeki ifade değişti.

“Rebeka bir keresinde çocuklardan bahsetti.”

Karel dikkat kesildi.

“Ne söyledi?”

“Bazı şeylerin sandığın kadar basit olmadığını söyledi.”

Karel birkaç saniye sessiz kaldı.

“Ne demek istedi?”

“Bilmiyorum.”

“Başka bir şey söyledi mi?”

Ayelita başını eğdi.

“Bana bazı şeyleri anlatamayacağını söyledi.”

Karel'in sesi sertleşti.

“Neden?”

“Bilmiyorum.”

“Yoksa söylemek istemiyor musun?”

Ayelita gözlerini kaldırdı.

“Rebeka'nın benden istediği tek şey susmamdı.”

Karel bir süre ona baktı.

“Ve yirmi iki yıl boyunca sustun.”

“Evet.”

“Şimdi neden konuşuyorsun?”

Ayelita derin bir nefes aldı.

“Çünkü artık o yok.”

Karel ayağa kalktı.

“Bana söylemediğin başka bir şey var.”

Ayelita cevap vermedi.

Karel kapıya doğru yürüdü.

Tam çıkacakken arkasını döndü.

“O adamı bulacağım.”

Ayelita ona baktı.

“Bulursan bazı cevapları da bulursun.”

Karel kapıyı açtı.

“Umarım.”

Kapı kapandı.

Karel merdivenlerden inerken aklında tek bir şey vardı.

Rebeka'nın hayatında başka bir adam olmuştu.

Ayelita onu görmüştü.

Ama o adamın kim olduğunu bilmiyordu.

Daha da önemlisi, Rebeka'nın neden ondan saklandığını hâlâ anlayamıyordu.

Karel arabaya bindi.

Şoföre dönüp kısa bir emir verdi.

“Eski kayıtları yeniden inceleyin.”

“Ne arıyoruz?”

Karel camdan dışarı baktı.

“Rebeka'nın hayatındaki o adamı.”

Şoför başını salladı.

“Emredersiniz.”

Karel arkasına yaslandı.

Mektupta yazanlar, Ayelita'nın söyledikleri ve yirmi iki yıl önce yaşananlar birbirine bağlanmaya başlamıştı.

Ama hâlâ eksik bir parça vardı.

Karel o parçayı bulmadan durmayacaktı.