BÖLÜM — HESAPLAŞMA
Karel telefonu kulağından biraz uzaklaştırdı.
"Karun, ismi söyle."
Karun'un sesi bu kez daha ciddiydi.
"Levent."
Odadaki hava bir anda değişti.
Dmitri ile Camilya birbirlerine baktı.
Karel'in yüzündeki ifade sertleşti.
"Ne?"
"Numara Levent'in üzerine kayıtlı değil. Ama eski kayıtlarda aynı numaranın Levent'in adamlarından biriyle bağlantısı çıkıyor."
Karel birkaç saniye sustu.
"Kim?"
"Serhat."
Dmitri ayağa kalktı.
"Yani?"
Karel telefonu kapatmadan önce Karun'a konuştu.
"Levent'i bulun."
"Şimdi mi?"
"Şimdi."
Telefon kapandı.
Camilya Karel'e baktı.
"Demek gerçekten onunla bağlantılı."
Karel başını iki yana salladı.
"Henüz kesin değil."
Dmitri araya girdi.
"Ama Serhat onun adamı."
"Evet."
"Ve düğün salonundaki araç da onun adamının üzerine."
Karel bu kez cevap vermedi.
Camilya ayağa kalktı.
"Levent bunu açıklamak zorunda."
Karel ona baktı.
"Açıklayacak."
Dmitri Karel'in yüzüne baktı.
"Bu sefer kaçmasına izin vermeyeceksin, değil mi?"
Karel cevap vermeden önce masadaki telefona baktı.
"Bu kez sadece konuşacağız."
Dmitri kaşlarını kaldırdı.
"Senin konuşmaların bazen pek konuşma gibi olmuyor."
Camilya kardeşine baktı.
"Şimdi sırası mı?"
Dmitri omuz silkti.
"Gerçek."
Karel ikisine baktı.
"Ne olursa olsun bu odada kimse kimseye saldırmayacak. Önce ne olduğunu anlayacağız."
Camilya başını salladı.
"Tamam."
Yaklaşık yarım saat sonra dışarıdan bir araç sesi geldi.
Karun'un adamlarından biri kapıyı açtı.
"Levent geldi."
Karel ayağa kalktı.
"İçeri alın."
Levent birkaç dakika sonra çalışma odasına girdi.
Bu kez yanında kimse yoktu.
Kapı kapandığında odadaki herkes ona baktı.
Levent ortamı fark edince hafifçe kaşlarını kaldırdı.
"Bu sefer yüzleriniz pek güler gibi değil."
Karel yerinden kalkmadı.
"Serhat."
Levent'in yüzündeki ifade değişti.
"Ne olmuş ona?"
"Telefonu bulundu."
Levent sustu.
"Düğün gecesi kullandığı araç da bulundu."
Levent birkaç saniye Karel'e baktı.
"Ben size daha önce söyledim. Serhat benim adamlarımdan biriydi."
Karel masanın üzerindeki telefonu gösterdi.
"Telefonunda seninle bağlantılı kayıtlar var."
Levent kaşlarını çattı.
"Benimle mi?"
Kaan söze girdi.
"Numara, Serhat ve senin adamların arasında bağlantı çıkıyor."
Levent başını iki yana salladı.
"Bu, saldırıyı benim yaptığım anlamına gelmez."
Karel'in sesi sakindi ama sertti.
"Ben de henüz bunu söylemedim."
Levent bir süre sustu.
Karel devam etti.
"Ama artık senden cevap istiyorum."
"Ne hakkında?"
"Düğün salonundaki saldırı hakkında."
Levent derin bir nefes aldı.
"Ben o saldırıyı emretmedim."
Dmitri araya girdi.
"Serhat tek başına mı yaptı?"
Levent ona baktı.
"Bilmiyorum."
Karel'in yüzündeki ifade değişti.
"Haftalardır aynı şeyi söylüyorsun."
Levent kaşlarını çattı.
"Çünkü gerçekten bilmiyorum."
"Serhat senin adamın."
"Evet."
"Aracını kullanıyor."
"Evet."
"Senin adına kayıtlı bağlantılarla görüşüyor."
Levent cevap vermedi.
Karel ayağa kalktı.
"Buna rağmen hiçbir şey bilmiyorsun."
Levent de olduğu yerde dikleşti.
"Bilmediğim bir şeyi biliyormuş gibi anlatmamı mı istiyorsun?"
Dmitri bir adım öne çıktı.
"En azından bildiklerini anlat."
Levent Dmitri'ye baktı.
"Son birkaç haftadır Serhat'ın davranışları değişmişti."
Karel tekrar masaya yaslandı.
"Nasıl?"
"Eskisi gibi değildi. Daha fazla dışarı çıkıyordu. Kiminle görüştüğünü sorduğumda geçiştiriyordu."
"Sen de peşine düşmedin mi?"
"Düştüm."
"Ne öğrendin?"
Levent kısa bir süre sustu.
"Eski bir meseleyle uğraştığını söyledi."
Camilya dikkat kesildi.
"Ne meselesi?"
"Detay vermedi."
"Sen de bıraktın mı?"
Levent bu kez Camilya'ya baktı.
"Hayır. Birkaç kez daha sordum."
"Ne dedi?"
"Bir isimden bahsetti."
Karel'in bakışları sertleşti.
"Hangi isim?"
Levent cevap vermeden önce kısa bir nefes aldı.
"Rebeka."
Odadaki herkes sustu.
Dmitri'nin yüzündeki şaşkınlık hemen belli oldu.
Camilya Karel'e baktı.
Karel'in ifadesi değişmişti.
"Ne zaman söyledi?"
"Yaklaşık iki hafta önce."
"Ve bunu bana söylemedin."
Levent başını salladı.
"Çünkü ne anlama geldiğini bilmiyordum."
Karel'in sesi biraz daha sertleşti.
"Rebeka'nın adını duyduğunda bana söylemen gerektiğini biliyordun."
"Şimdi biliyorum."
"Şimdi çok geç."
Levent cevap vermedi.
Karel birkaç adım attı.
"Serhat başka ne söyledi?"
"Bir şey söylemedi."
"Hiç mi?"
"Hayır."
"Kimle görüştüğünü biliyor musun?"
"Bir adamla görüştüğünü gördüm."
Kaan hemen sordu.
"Nasıl bir adam?"
"Orta yaşlarda. Çok konuşkan biri değildi."
Dmitri araya girdi.
"Onu daha önce gördün mü?"
"Hayır."
"Serhat onu sana tanıştırdı mı?"
"Hayır."
Karel dikkatle Levent'i izliyordu.
"Aralarında ne vardı?"
"Ne demek istiyorsun?"
"Nasıl davranıyorlardı?"
Levent düşündü.
"Serhat biraz gergindi."
Camilya sordu.
"Diğer adam?"
"O daha sakindi."
Karel'in yüzü değişmedi.
"Başka?"
"Bir arabası vardı."
"Ne renk?"
"Siyah."
Dmitri iç çekti.
"Yine siyah araba."
Kaan ona baktı.
"Şu an komik değil."
"Komik olsun diye söylemedim."
Karel ikisini susturmadı. Sadece Levent'e bakmaya devam etti.
"Plakasını gördün mü?"
"Hayır."
"Telefonunu?"
"Hayır."
"Adını?"
"Hayır."
Karel birkaç saniye sustu.
"Yani bize yine sadece birkaç parça bilgi veriyorsun."
Levent'in sesi sertleşti.
"Çünkü elimde sadece bunlar var."
Karel cevap vermedi.
Levent devam etti.
"Ben o saldırıyı planlamadım."
Dmitri ona baktı.
"Belki."
Levent'in kaşları çatıldı.
"Ne demek belki?"
"Serhat'ın ne yaptığını gerçekten bilmiyor olabiliriz."
Camilya kardeşine baktı.
"Sen de mi ona inanıyorsun?"
Dmitri başını salladı.
"İnanmak başka, ihtimali kabul etmek başka."
Karel araya girdi.
"İkiniz de haklısınız. Ama şu an karar verecek kadar bilgimiz yok."
Levent Karel'e baktı.
"Sonunda mantıklı bir şey söyledin."
Karel ona döndü.
"Benim sabrımı zorlama."
Levent sustu.
Karel masanın üzerindeki telefonu aldı.
"Bu telefon eski depoda bulundu."
Levent başını salladı.
"Biliyorum."
"Telefonun oraya nasıl geldiğini bilmiyorsun."
"Hayır."
"Serhat'ın nerede olduğunu bilmiyorsun."
"Hayır."
"Bu adamın kim olduğunu bilmiyorsun."
"Hayır."
"Ve Rebeka'nın adını neden araştırdığını da bilmiyorsun."
Levent bu kez cevap vermedi.
Karel telefonu masaya bıraktı.
"Bu noktadan sonra sana güvenmemi bekleme."
Levent'in yüzü gerildi.
"Ben de senden güven istemiyorum."
Karel ona baktı.
"İyi."
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Karel açıkça konuştu.
"Serhat bulunana kadar bütün işlerini durduruyorum."
Levent'in yüzü değişti.
"Ne?"
"Adamlarının hiçbirini benim iznim olmadan harekete geçirmeyeceksin."
"Bunun için bana emir mi veriyorsun?"
"Evet."
Levent birkaç saniye Karel'e baktı.
"Sen benim işlerime karışamazsın."
Karel'in sesi sakin kaldı.
"Normalde karışmam."
Bir adım yaklaştı.
"Ama senin adamlarından biri benim ailemin düğününü hedef aldı."
Levent cevap vermedi.
"Sen saldırıyı emretmiş olmayabilirsin. Bunu şu an kesin olarak söyleyemem."
Karel devam etti.
"Ama adamının yaptıklarından sorumlusun."
Levent başını eğdi.
Karel son sözünü söyledi.
"Serhat bulunana kadar işlerin duracak. Ayrıca bu saldırıyla ilgili ne biliyorsan bizimle paylaşacaksın."
Levent birkaç saniye düşündü.
"Ya kabul etmezsem?"
Karel'in bakışları sertleşti.
"O zaman bu konuşmayı burada bitirmeyiz."
Levent cevap vermedi.
Sonunda başını salladı.
"Tamam."
Dmitri şaşkınlıkla ona baktı.
Levent kapıya doğru yöneldi.
Tam çıkacakken Karel arkasından seslendi.
"Levent."
Levent durdu.
"Serhat'ı bul."
Levent arkasını dönmedi.
"Bulacağım."
Kapı kapandı.
Odada birkaç saniye sessizlik oldu.
Dmitri ilk konuşan kişi oldu.
"Gerçekten ona güveniyor musun?"
Karel başını iki yana salladı.
"Hayır."
Camilya sordu.
"O zaman neden bıraktın?"
"Çünkü şu an Levent'i sıkıştırmaktan daha önemli bir şey var."
"Serhat."
"Evet."
Kaan masadaki telefona baktı.
"Serhat'ın peşinde sadece biz yokuz."
Karun başını kaldırdı.
"Ne demek istiyorsun?"
Kaan telefonu gösterdi.
"Bu kayıtları düşün. Biri Serhat'ı kullanmış olabilir."
Dmitri'nin yüzü ciddileş
Yorumlar
- Azra Özdemir: karel sen gitme demeseydin zaten daha önce bulmuş olabilirdin
- Ayla Sancak: camilyanın giderek büyüyen endişesi çok belirgin