4
Dükkânı kapatıp abimle eve geçtiğimizde mutfaktan buram buram yemek kokuları geliyordu. Mutfağa adımımı attığımda annem ocağın başındaydı, müstakbel yengem Filiz ise tezgâhta salata doğruyordu.
Bizi görünce annem elini kurulayıp bana döndü.
“Ayşen, geldiniz mi kızım?”
“Geldik, Minoş’um! Ooo, Filiz, sen de buradaymışsın!” dedim, çantamı kenara bırakırken.
Filiz beni görünce burnunu kıvırdı.
“Sorma Ayşen, Mine annem yeni komşuları yemeğe çağırdığını duyunca yardıma koştum. Ben de salatayı hallediyorum işte,” dedi yapmacık bir ses tonuyla.
Annem tencerenin kapağını kapatıp araya girdi.
“Öğleden sonra Nevin’le markete giderken sokağın başında, evin önünde bir nakliye aracı gördük. Yeni taşınan komşumuz Sera Hanım’la tanıştım. Kadıncağız koli taşımaktan perişan olmuş. Ayaküstü iki dakika lafladık. Pek hanımefendi biri. Ben de yemeğe davet ettim.”
Bir yandan yemeği kontrol ederken anlatmaya devam etti.
“Akşam yemeğe bize geliyorsunuz, vallahi darılırım, dedim. En sonunda tutturdum da kabul ettirdim.”
Gülümsedim.
“İyi yapmışsın anne. Sana bahsettiğim Pera var ya, işte onlar taşınıyor oraya.”
“Öyle mi?” diye sordu annem şaşkınlıkla.
Başımı salladım.
“Evet. Ben üstümü değiştirip geleyim, sonra yardıma gelirim.”
Tam o sırada abim mutfağa girdi. Doğruca Filiz’in yanına gidip onu başından öptü.
“Hoş geldin, hayatım.”
“Hoş buldum, canım!” diye karşılık verdi Filiz, cilveli bir sesle.
Aşk zehirlenmesi yaşamamak için hemen odama kaçtım.
Misafir geleceği için pijama giyemezdim. Siyah bir tişört ve eşofman giyip aşağı indim. Rahatlığım her şeyden önce gelirdi.
Kalan hazırlıklara yardım ettikten sonra misafirlerin gelmesini beklemek üzere koltuğa oturup telefonumu karıştırmaya başladım.
Bir süre sonra zil çaldı. Gelenler Nevin teyze ve Eda’ydı. Ellerinde bir tepsi börek ve bir paket tatlı vardı.
“Ayy, hepsi benim, değil mi?” diye gülerek sordum.
Filiz bu hâlime gözlerini devirdi. Çok da umurumdaydı zaten.
Herkes selamlaştıktan sonra içeri geçtik. Babamla Mahmut amca bahçede oturuyorlardı. Mahmut amca ve Perihan teyze, Filiz’in anne ve babasıydı.
Eda’yla tam odama geçecektik ki kapı zili yeniden çaldı.
“Ben bakıyorum!” diye seslendim içeridekilere.
Kapıyı açtığımda Pera ve ailesiyle karşılaştım.
“Hoş geldiniz, buyurun lütfen,” dedim gülümseyerek.
Herkes kapıya doğru gelmişti. Pera ve ailesi içeri girerken hep bir ağızdan karşılık verdiler:
“Hoş bulduk.”
Ellerinde bir poşet tatlı ve bir buket çiçek vardı. Pera çiçekleri bana doğru uzattı.
“Ne zahmet ettiniz, buyurun lütfen,” diyerek onları içeri davet ettim.
“Ne zahmeti, asıl siz zahmete girdiniz,” dedi Sera teyze mahcup bir gülümsemeyle.
“Hiç zahmet değil,” diye karşılık verdi annem tebessümle.
Onlar salona geçerken ben de elimdeki poşetleri mutfağa bıraktım. Herkes birbiriyle tanışıyordu. İlk olarak Pera’nın yanına gidip ona sarıldım.
“Hoş geldin, canım.”
O da bana içtenlikle sarıldı.
“Hoş bulduk, canısı!”
Ardından Sera teyzenin yanına gidip ona sarıldım.
“Hoş geldin, Sera teyze.”
O da bana sımsıkı sarıldı.
“Hoş buldum, güzelim.”
Sonra Pera’nın babasına dönüp elimi uzattım.
“Merhaba, ben Ayşen. Hoş geldiniz.”
“Hoş buldum, hanım kızım. Ben de Ahmet,” dedi.
“Memnun oldum,” dedim gülümseyerek.
“Ben de memnun oldum, hanım kızım.”
Son olarak Karel’e döndüm ve elimi uzattım.
“Siz de hoş geldiniz.”
Bana bakarak elimi sıktı.
“Hoş buldum. Teşekkürler, Ayşen,” dedi tok bir sesle.
“Buyurun, sofra hazır. Masaya geçelim,” dedi annem.
Kalabalık olduğumuz için yemek masasını iki masayı birleştirerek hazırlamıştık. Hep birlikte yerlerimize oturduk.
Güzel bir sohbet eşliğinde yemeğimizi yedik. Taşınma işinden, yeni açacakları ofisten ve mahalleden konuştuk. Sohbet ilerledikçe ortam iyice samimileşti.
Yemekten sonra kızlarla birlikte sofrayı topladık, çayı demledik ve tatlıları hazırlamaya başladık. Pera’ya birkaç kez oturmasını söylesem de o da bize yardım etmeye devam ediyordu.
Bunu gören Filiz, imalı bir ses tonuyla konuştu.
“Alışkın değilsinizdir. Siz oturun lütfen, biz hallederiz.”
Pera, Filiz’i baştan aşağı süzdü.
“Neden alışkın olmayayım ki?”
Filiz dudaklarını büzdü.
“Belli ki zengin bir ailesiniz. Kendi işinizi kendiniz yapmıyorsunuzdur.”
Pera hiç istifini bozmadan cevap verdi.
“Çalışmadığım zamanlarda kendi işimi kendim yapıyorum. Merak etme, alışığım ben.”
Filiz tam bir şey söyleyecekti ki annem mutfağa girdi.
“Ne yaptınız, güzellerim?”
“Hallettik anne, geliyoruz,” diye cevap verdim.
Annem başını sallayıp salona döndü. Biz de çayları alıp peşinden içeri geçtik.
O akşamın ardından Kurtuluş ailesiyle aramızda çok güzel bir bağ kuruldu...
Yorumlar
- vulkanx tt: sera teyze samimiyetle karşılamış ne güzel bir kapı araladı beraberliğinize
- Es Es: Zaten kötü biri
- Umut Dündar: filizin tavrı ile baş edememen hiç iyi bir ruh hali değil dikkat et ona
- Es Es: İvett
- Işıl Yağcı: nevin teyzenin börekleriyle tatlıları tam zamanda geldi çok şanslısınız
- Es Es: Neden
- İbrahim Ergin: Akşam yemeğine gitmek konusunda kardeşine biraz terslik yapmayı düşünebilirsin
- Es Es: Güler yüzlü diye işini ciddiye almıyor sanmayın gayet güzel yürütüyor işini
- Tc. Halil: Çalışmışsındır ama etraftaki hazırlığı biraz daha ciddiye almalısın
- Es Es: Neden kıskansın ki?
- Samet Can Zengin: Annenin komşuları tanıştırması çok hoş ama kıskanma durumun var mı?
- Ebru Uysal: filize dikkat et ayşen Müstehcen konuşmaktan fırsatı yok gibi görünüyor