5

Tam dükkanın kepenklerini açıyordum miyavlama sesi duydum, sesin geldiği yere baktım, ufacık bir yavru kedi gördüm. Daha küçücüktü. "Ayy sen ne kadar güzel bir şeysin" diye elime aldım, "Annen nerede senin acaba?" diye etrafta bakındım. Az ileriye gittim ama görünürde anne kedi yoktu.
"Eee ben seni ne yapacağım acaba?" Elimdeki kediyi sıkı tutarak kepenkleri açtım ve içeriye geçtim. Arka tarafta sepetlerim vardı; bir tanesini aldım, içine dolaptan şalımı koydum ve kediyi içine yavaşça yerleştirdim.
Ellerimi yıkadıktan sonra telefonumu çıkardım ve Bülent abiyi aradım, telefonu açtı.
"Alo."
"Abi kusura bakma sabah sabah aradım ama kliniği kaçta açıyorsun acaba?"
"Estağfurullah abicim, yoldayım 10 dakikaya açarım muhtemelen. Hayrola bir şey mi oldu?"
"Tamam, kapının önünde yavru kedi buldum. Her yere baktım ama annesi yok, miyavlayıp duruyor, sen aklıma geldin."
"İyi getir bakalım, mesaj attığımda gelirsin."
"Tamam abi görüşürüz."
Telefonu kapattım ve dükkanı süpürüp sildim. Arada gözüm kediye kayıyordu iyi mi diye. Sepetin içinde şala iyice kıvrılmıştı ama cılız cılız miyavlamaya da devam ediyordu.
Telefonuma Bülent abiden mesaj gelir gelmez sepeti kollarımın arasına alıp kliniğe doğru yürüdüm. İçeri girdiğimde Bülent abinin yanında çalışan Caner, elindeki koli mama paketini raflara diziyordu. Burası hem veteriner kliniği hem de mahallenin pet shop'uydu, bu yüzden her daim hareketli olurdu.
Beni elindeki koliden başını kaldırıp görünce hemen gülümsedi.
"Ooo, Ayşen abla! Hayrola, sabah sabah kliniğe baskın yaptın?"
O sırada arka odadan elinde dosyayla Bülent abi çıktı. Bizi görünce yüzünde sıcacık bir tebessüm belirdi.
"Ooo, gelin bakalım! Kimmiş bu sabahın erken saatinde ortalığı ayağa kaldıran ufaklık?"
Sepeti dikkatlice muayene masasının üzerine bıraktım. Şalı hafifçe araladığımda minik kedi burnunu dışarı çıkarıp etrafı koklamaya başladı. Bülent abi elini uzatıp kafasını okşadı, ardından stetoskopuyla kalbini ve ciğerlerini dinledi, gözlerine ve kulaklarına baktı.
"Maşallah, ses iyi çıkıyor ama bayağı ufacık. Annesinden erken ayrılmış ya da kaybolmuş," dedi Bülent abi.
"Vallahi abi, kapının önünde buldum. Annesi oralarda mı diye çok bakındım ama görünürde hiçbir şey yoktu. Kıyamadım öyle bırakmaya," dedim endişeyle. "Bir şeyi yok değil mi?"
"Yok yok, gayet sağlıklı. Sadece biraz acıkmış ve üşümüş," dedi Bülent abi.
"Ne yapacaksın kediyi?"
"Bilmiyorum ki çok tatlı, annem kabul ederse eve götürüp bakarım. Kabul etmese dükkanda bakarım olmadı".
Bülent abi tebessüm ederek başını salladı. "Ev ortamı bunun için şimdilik daha iyi olur Ayşen. Bayağı küçük çünkü, gece beslenmesi falan ister. Annen ilk başta söylenir ama bu tatlılığa kimse dayanamaz, bence akşam eve çıkınca ikna edersin."
"Haklısın valla, annem önce biraz söylenir ama sonra dayanamayıp pamuk gibi sever kesin," dedim gülerek. Sonra etrafa göz gezdirip merakla sordum: "Abi, ne almam ve yapmam gerek şimdi?"
"Caner sana yardımcı olsun, ne lazımsa gösterir sana". Kafamı salladım "çok sağol abi kolay gelsin sana".
Bülent abi tebessüm etti "arada uğra müyane edeyim ufaklığı ve aşılarını yapalım".
"Olur" dedim.
"Caner abicim" diye içeriye seslendi. Caner içeriye geldi ve "Efendim abi" dedi.
"Ayşen ablana yardımcı ol kediye ne lazımsa, bakın".
"Tamamdır abi, gel abla" diye bana baktı ve birlikte pet shop tarafına geçtik.
Şimdi abla, bu ufaklık daha süt emme döneminde olduğu için inek sütü asla vermemeliyiz, dokunur. Ona özel yavru kedi süt tozu ve biberon lazım," diyerek raflardan bir kutu ile mini minnacık bir biberon aldı ve sepete bıraktı.
"Başka ne gerek Caner?" diye sordum merakla.
"Bir de tuvalet eğitimi için çok erken ama altına serebileceğin yumuşak pedler ya da sıcak tutacak küçük bir polar battaniye işini görür. Şalın varmış zaten ama biz yine de ne olur ne olmaz şöyle minik bir yatak ve tabii ki mama kabı ekleyelim," dedi eliyle raflardaki ürünleri göstererek.
Hepsini dikkatle inceleyip başımla onayladım. "Çok haklısın, alalım bakalım hepsini."
Caner seçtiğim malzemeleri hızlıca kasadan geçirip torbaladı. Toplam tutarı ödedikten sonra poşeti ve kedinin sepetini dikkatle kollarımın arasına aldım.
"Çok teşekkür ederim Caner, kolay gelsin!"
"Rica ederim abla, ufaklığa iyi bak" dedi gülerek.
Klinikten çıkıp dükkana doğru yürümeye başladım. Dükkâna vardığımda kapıyı açıp içeriye geçtim. İçerisi mis gibi sabun kokuyordu. Sepeti masanın üzerine dikkatlice koyup şalı araladım; minik kedi minik burnunu havaya dikip etrafı kokladı.
"Evet ufaklık, yeni evine ve yeni hayatına hoş geldin bakalım," diye fısıldadım ona gülümseyerek.
Paketten çıkardığım biberonu Bülent abinin tarif ettiği ölçülerde hazırladığım ılık süt tozuyla doldurdum. Heyecanla ve biraz da ellerim titreyerek biberonu minik ağzına doğru yaklaştırdım. Önce ne olduğunu anlamayan kedi, süt kokusunu alır almaz minik patileriyle ellerime tutundu ve oburca emmeye başladı. O açgözlü hali o kadar tatlıydı ki içimin eridiğini hissettim.
Karnını doyurduktan sonra biraz daha rahatladı ve sepetteki şala kıvrılıp derin bir uykuya daldı. Ben de tezgahın arkasına geçip hem bir yandan takı tasarımlarıma devam ettim hem de sürekli gözümün ucuyla minik dostumu kontrol ettim.
Akşam eve gidince annemlerin tepkisini merak ediyordum.
"Geldikçe daha çok konuşuyorsun sen. Bakalım annen seni görünce ne diyecek?"
Aslında annemin hayvanlarla bir derdi yoktu. Mahalledeki kedilere zaman zaman yemek verir, kapının önüne su koyardı. Ama söz konusu evin içinde bir hayvan beslemek olunca biraz farklı düşünüyordu. Tüy dökülür, eşyalar kirlenir, kim bakacak derken bir sürü şey sayacağından emindim.
Yine de içimde tuhaf bir umut vardı. Belki de minik yüzünü görünce bütün itirazlarını unutacaktı.
Yorumlar
- İbrahim Ergin: caner yardımcı olmuş ya süper çok güzel insanlarsınız siz böyle
- Es Es: Aynen öyle
- Eda Vural: Yanında dürüst insanlar varken her şey daha güzel olur gerçekten
- Es Es: Evet
- Ruskoavo Turk: Ne şanslı şu minik kedi doğru kişiler karşısına çıkıyor
- Es Es: Annesini aradı ama bulamadı, o yüzden aldı içeriye.
- Aylin Gür: Kedinin orada yalnızca kalması çok kötü oldu biraz bekleseydin keşke
- Es Es: Benimsedi hemen Alaca`yı
- Ece Boz: Minik dostuna sarılırken hissettiklerin çok anlamlı
- Es Es: Saat erken olduğu için aradı belki gelmemiştir diye
- Kırmızı lekeli çocuk: bülent abiye haber vermiş olman iyi ama onu bulmak için buralarda gezme ilk önce
- Es Es: İşte sahiplendi kıyamadığı için